The Guardian | İspanya Başbakanı Sanchez’in yalnızlığı: Avrupa’da Trump’a meydan okuyabilen tek lider

IMG_9940

Pedro Sanchez, ABD’nin İran’a yönelik operasyonları ve ticaret tehditlerine karşı sert bir tutum alarak Avrupa’da nadir görülen açık bir karşı duruş sergiledi. İspanya, Washington’ın baskısına rağmen Orta Doğu savaşına destek vermeyeceğini vurgularken kıtanın geri kalanından böyle bir ses çıkmadı.

İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, Çarşamba sabahı televizyon üzerinden 10 dakikalık bir konuşma yaparak “Son uluslararası gelişmeleri değerlendirmek üzere başbakanın kurumsal açıklaması” başlıklı bir mesaj yayımladı.

Başlık sakin görünse de konuşmanın içeriği sert ve doğrudandı. ABD Başkanı Donald Trump’ın İspanya hükümetinin, Endülüs’te ortak işletilen iki askeri üssün İran’a yönelik saldırılarda kullanılmasına izin vermemesi üzerine ticareti kesmekle tehdit etmesinin ardından Sanchez değerlendirmelerini kamuoyuyla paylaştı.

The Guardian‘ın haberine göre bu açıklamayla Sanchez, ABD Başkanı’nın baskı ve meydan okuma içeren müzakere tarzına açık biçimde karşı çıkan nadir Avrupalı liderlerden biri oldu.

“Bir savaş daha dünyayı daha da istikrarsızlaştırır”

Sanchez konuşmasında, Orta Doğu’da yeni bir savaşın çok sayıda can kaybına yol açacağını, küresel istikrarı daha da bozacağını ve ciddi ekonomik sonuçlar doğuracağını savundu.

Sanchez’in konuşmasının birçok bölümü yalnızca genel değerlendirme değil, doğrudan siyasi bir mesaj niteliği taşıyordu.

Başbakan, bir hükümetin temel görevinin vatandaşlarının yaşamını korumak ve iyileştirmek olduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:

“Bir hükümetin en önemli görevi budur; küresel çatışmaları manipüle etmek ya da bunlardan kazanç sağlamak değil.”
Sanchez sözlerine şöyle devam etti:

“Bu görevi yerine getiremeyen liderlerin savaş gölgesini bir perde gibi kullanarak başarısızlıklarını gizlemeleri ve bu süreçte her zamanki gibi seçilmiş bir azınlığın, yani dünya hastane inşa etmeyi bırakıp füze üretmeye başladığında kazananların cebini doldurmaları kesinlikle kabul edilemez.”

“Kör itaat liderlik değildir” mesajı

Başbakan konuşmasının ilerleyen bölümünde daha da sert ifadeler kullandı:

“Demokrasilerin ya da uluslar arasında saygının harabelerden doğacağına inanmak saflıktır. Kör ve itaatkar bir bağlılığı liderlik olarak görmek de mümkün değildir.

Bir başkasının misillemesinden korktuğumuz için dünya ve değerlerimiz açısından kötü olan bir şeye ortak olmayacağız.”

Metinde “bir başkası” ifadesiyle kastedilen kişinin kim olduğu ayrıca açıklanmadı ancak sözlerin hedefinin ABD Başkanı Donald Trump olduğu açık biçimde anlaşıldı.

İç politikada destek, muhalefetten eleştiri

Sanchez’in konuşması sol tabanında güçlü bir destek bulurken, siyasi rakiplerinden eleştiriler geldi.

Muhafazakar Halk Partisi (PP) lideri Alberto Núñez Feijóo, başbakanı parti siyaseti yapmakla ve İspanya’nın ABD ile ilişkilerini tehlikeye atmakla suçladı.

Aşırı sağcı ve Trump yanlısı Vox Partisi lideri Santiago Abascal ise kararın “Ayetullahların etkisiyle” alındığını iddia etti ve Sanchez’i çevresindeki yolsuzluk iddialarına rağmen iktidarda kalmaya çalışan bir lider olarak nitelendirdi.

Sanchez’in tutumu yeni değil

Başbakanın sert söylemi sürpriz olarak görülmedi. Sanchez uzun süredir İsrail’in Gazze’deki askeri operasyonlarını da sert şekilde eleştiriyor.

İspanya lideri daha önce İsrail’i “savunmasız bir halkı yok etmekle” suçlamış, hastanelerin bombalanmasını ve sivillerin açlıkla öldürülmesini ağır ifadelerle kınamıştı.

Ayrıca ABD’nin Venezuela’da Nicolas Maduro yönetimini askeri yöntemlerle devirmesine de karşı çıkmıştı.

Sanchez aynı zamanda Avrupa’da birçok liderin sert göçmen karşıtı söylemler benimsemesine rağmen göçün faydalarını savunarak küresel eğilimlere aykırı bir politika izliyor.

Avrupa’da yalnız bir isim mi?

Sanchez’in sesinin giderek daha fazla duyulduğu ancak Avrupa başkentlerinden tam destek bulamadığı belirtiliyor.

Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, Donald Trump’ın Grönland üzerindeki iddialarına karşı Avrupa liderlerini bir araya getirerek uluslararası alanda dikkat çekmiş ve profilini yükseltmişti.

İspanya lideri benzer düzeyde güçlü bir destek bulmuş değil.

Berlin, Paris ve Roma gibi büyük Avrupa başkentlerinde liderler farklı nedenlerle Trump’a açık bir karşı çıkıştan kaçınıyor.

Macron’dan “Avrupa dayanışması” mesajı

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Çarşamba günü Sanchez’i telefonla arayarak ABD’nin ticaret tehditleri karşısında “Avrupa dayanışmasını” vurguladı.
Görev süresinin son yılına giren Macron, dış politikaya ağırlık vererek yeni krizlerde arabuluculuk rolü üstlenmeye çalışıyor.

Fransa, 2003 Irak Savaşı’nda ABD öncülüğündeki müdahaleye açık şekilde karşı çıkmış ve dönemin Cumhurbaşkanı Jacques Chirac bu tavrıyla dikkat çekmişti. Bugün Paris daha pragmatik bir çizgi izliyor.

Macron, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının uluslararası hukuka uygun olmadığını ifade etti. Aynı zamanda İran yönetimini nükleer programı, terör örgütlerine finansman sağlaması ve insan hakları ihlalleri nedeniyle eleştirdi.
Bir televizyon konuşmasında Macron, İran’ın üst düzey yetkililerinin öldürülmesine ilişkin olarak şu ifadeleri kullandı:

“Tarih, kendi halkına zulmedenlerin ardından gözyaşı dökmez; hiçbiri de anılmayacaktır.”

Fransa ayrıca uçak gemisi Charles de Gaulle’ü ve bazı hava savunma sistemlerini Doğu Akdeniz’e gönderdi. Bu adım Macron tarafından “kesinlikle savunma amaçlı” olarak tanımlandı.

Paris yönetimi krizden çıkış yolu aramayı en önemli öncelik olarak görüyor.

Almanya’da farklı bir ton

Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ise Sanchez’in söyleminden belirgin biçimde farklı bir tutum sergiledi.

Washington ziyaretine hazırlanan Merz, Berlin’de yaptığı açıklamada dikkat çekici şekilde uzlaşmacı bir mesaj verdi:

“Bu olayları uluslararası hukuk açısından sınıflandırmak pratikte çok sınırlı bir etkiye sahiptir. Bu nedenle müttefiklerimizi açık şekilde eleştirmenin zamanı değil.”

Merz, Ukrayna ve ticaret tarifeleri gibi konularda Trump ile daha geniş hareket alanı yaratabilmek için pragmatik bir yaklaşım benimsediğini ifade etti.

Zayıf kamuoyu desteğiyle mücadele eden ve Almanya’da aşırı sağın yükselişiyle karşı karşıya olan Merz’in ABD ile doğrudan bir diplomatik çatışmaya girmemeye çalıştığı belirtiliyor.

Ancak bu tutum bazı Alman yorumcular tarafından “çekingen ve utanç verici” olarak eleştirildi.

Trump’ın İspanya’ya yönelik ticaret tehdidi ve diplomatik gerilim

Trump’ın İspanya ile ticareti kesme tehdidinin ardından bir Beyaz Saray yetkilisi Madrid’in geri adım attığını ve operasyonla iş birliğine hazır olduğunu iddia etti.

Bu açıklama İspanya Dışişleri Bakanı Jose Manuel Albares tarafından sert biçimde reddedildi.

Albares şu ifadeleri kullandı:

“‘Savaşa hayır’ pozisyonumuz açık ve değişmedi. Beyaz Saray sözcüsü (Caroline Levitt) olabilir, ancak ben İspanya’nın dışişleri bakanıyım ve pozisyonumuzun değişmediğini söylüyorum.”

İtalya’da denge politikası

İtalya ise bilinçli şekilde belirsiz bir tutum izliyor. Başbakan Giorgia Meloni bir yandan Trump ile kişisel yakınlığını vurguluyor, diğer yandan Avrupa dengelerini korumaya çalışıyor.

Meloni, “Savaşta değiliz ve savaşa girmeyi de planlamıyoruz” diyerek mevcut durumdan duyduğu endişeyi dile getirdi. Savunma Bakanı Guido Crosetto daha açık bir ton kullandı:

“İran’a yönelik saldırı kararları uluslararası hukuk kurallarının dışında kalmaktadır. Bu savaş kimseye haber verilmeden başlatıldı ve sonuçlarını tüm dünya birlikte yönetmek zorunda kalacak.”

Dışişleri Bakanı Antonio Tajani ise ABD’den İtalya’daki askeri üslerin operasyonlarda kullanılması yönünde resmi bir talep gelmediğini, gelmesi halinde değerlendirileceğini söyledi.

Exit mobile version