The Guardian inceledi: Küresel krizlere rağmen ABD borsaları neden yükseliyor?

IMG_2960

İran savaşı, yüksek petrol fiyatları ve küresel belirsizliklere rağmen ABD borsaları yeniden zirveye koşuyor. Peki bu yükselişin perde arkasındaki neden ne? Detayları The Guardian inceledi

27 Mart tarihinde Wall Street için karanlık bir Cuma yaşandı. Petrol fiyatları yükseliyor, İran ile savaş sürüyordu. Piyasalar buna paralel tepki verdi; Dow Jones ve Nasdaq endeksleri zirvelerinin yüzde 10’dan fazla altına gerileyerek düzeltme bölgesine girdi.

The Guardian‘ın haberine görearadan yedi hafta geçtiğinde, 13 Mayıs itibarıyla İran’daki durum yalnızca sınırlı ölçüde iyileşmiş görünüyordu.

Petrol fiyatları yüksek seyrini korurken, Hürmüz Boğazı kapalı kalmaya devam etti.

Yüksek akaryakıt fiyatlarının baskısına rağmen İran ile barış görüşmeleri kırılgan bir görünüm sergiledi. ABD Başkanı Donald Trump çarşamba günü yaptığı açıklamada, savaşı sona erdirme konusunda Amerikalıların mali durumunun kendisini “hiçbir şekilde motive etmediğini” söyledi.

Buna rağmen borsalar yalnızca kayıplarını telafi etmekle kalmadı, aynı zamanda güçlü bir yükseliş trendine girdi.

Krizlere rağmen piyasa direnci

Savaş başlamadan önce bile ABD borsası siyasi ve ekonomik dalgalanmalara karşı olağanüstü direnç göstermişti. Piyasa, Covid-19 resesyonunu ve nesillerin en yüksek enflasyonunu atlatmış, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalini absorbe etmiş ve Trump’ın gümrük tarifesi gerilimlerini büyük ölçüde görmezden gelmişti.

Amerikalılar günlük yaşamda alım gücü kriziyle mücadele ederken ve tüketici güveni düşerken, piyasalar yükselmeye devam etti.

Wall Street zaman zaman düşüş yaşasa da teknoloji ağırlıklı Nasdaq endeksi yapay zeka yatırımları sayesinde yükselişini sürdürdü. Endeks yıl başından bu yana yüzde 11 artarak geçen yılki kazancının neredeyse yarısına ulaştı. Dow Jones ve S&P 500 ise rekor seviyelere yakın seyrediyor.

Her yeni şok atlatılıp yeni zirveler görüldükçe şu sorular yeniden gündeme geliyor:

Bu yükselişi ne tetikliyor ve ne kadar sürebilir?

TACO dönemi

Bazı ekonomistler, yatırımcıların benimsediği bir zihniyete işaret ediyor:

Trump’ın en sert politikalarından geri adım atacağı beklentisi. Bu yaklaşım “Trump Always Chickens Out” (Trump her zaman geri adım atar) ifadesinin kısaltması olan “TACO” olarak adlandırılıyor.

Trump’ın geri adım atması özellikle tarifeler ve İran konusunda belirgin hale geldi. “Kurtuluş günü” tarifelerini açıkladıktan saatler sonra uygulamayı ertelemesi buna örnek gösteriliyor.

Aynı şekilde, Grönland meselesi nedeniyle AB ülkelerine yönelik yüzde 25’lik tarife tehdidi de geri çekildi.

Trump’ın İran ateşkesinin “hayat destek ünitesinde” olduğunu söylemesine rağmen piyasalar yükselmeye devam etti.

Cornell Üniversitesi’nden ekonomist ve eski IMF yetkilisi Eswar Prasad ise yatırımcı güveninin yalnızca Trump’a bağlı olmadığını belirtti. Prasad’a göre yatırımcılar, ciddi bir finansal kriz durumunda ABD Merkez Bankası ve hükümetin müdahale edeceğine inanıyor.

Zengin harcıyor, fakir kısıtlıyor

Enflasyon 2022’deki 40 yılın zirvesinden gerilemiş olsa da Amerikalılar hala yüksek fiyatların baskısını hissediyor. İran savaşıyla birlikte enflasyon yeniden yükselişe geçti ve nisan ayında yıllık yüzde 3,8’e ulaştı.

Normalde yüksek fiyatlar harcamaları düşürür. Ancak bu kez farklı bir tablo ortaya çıktı: Yüksek gelir grubundakiler harcamaya devam ederken, düşük gelirli kesimler bütçelerini kısmaya yöneldi.

Fed verilerine göre düşük gelirli Amerikalılar yakıt tüketimini azaltırken, yüksek gelirli kesimin tüketimi değişmedi.

Ekonomistler bu durumu “K tipi ekonomi” olarak tanımlıyor. Üst gelir grubunun serveti borsaya bağlı olduğu için kazanç sağlamaya devam ederken, alt kesimler geride kalıyor.

ABD’de borsanın yüzde 87,2’si en zengin yüzde 10’luk kesimin elinde bulunuyor. En alt yüzde 50’nin payı ise yalnızca yüzde 1,1.

Bu durum, üst gelir grubunun harcamalarını sürdürmesi sayesinde birçok şirketin ayakta kalmasını sağlıyor.

Yapay zeka rallisi

2022’de ChatGPT’nin piyasaya sürülmesi yapay zeka yarışını başlattı. Teknoloji şirketleri yüz milyarlarca dolarlık yatırımlarla veri merkezleri kurmaya başladı.

Bu devasa yatırım dalgası, son yıllardaki jeopolitik gelişmelerden büyük ölçüde etkilenmedi.

S&P 500 endeksinin yüzde 30’u yalnızca yedi teknoloji devine ait:

Alphabet, Amazon, Apple, Meta, Microsoft, Nvidia ve Tesla. Yapay zeka çipleri üreten Nvidia, endeksin zirvesinde yer alıyor ve 5 trilyon dolar değerlemeye ulaşan ilk şirket oldu.

Şirketin hisseleri son beş yılda yüzde 1450 arttı.

Bu hızlı yükseliş bazı uzmanları endişelendiriyor. Yapay zeka yatırımlarının bir “balon” oluşturabileceği ve piyasayı ayakta tuttuğu görüşü giderek yaygınlaşıyor.

MIT’den araştırmacı Paul Kedrosky, bu durumu “ABD tarihinin en büyük özel sektör teşvik programı” olarak tanımladı.

Balon tartışması: Ne zaman patlayacak?

Fed’in eski başkanı Alan Greenspan, 1996’da yatırımcıların “irrasyonel coşkusu” konusunda uyarıda bulunmuştu.
S&P 500 bu uyarının ardından değerini iki katına çıkardı ve 2000 yılında dot-com balonu patladı.

Kedrosky, benzer bir senaryonun yapay zeka için de geçerli olabileceğini düşünüyor.
Bu yıl OpenAI, Anthropic ve Elon Musk’ın xAI girişiminin çatı şirketi olan SpaceX’in trilyon dolarlık halka arz planları bulunuyor.

Kedrosky’ye göre yalnızca üç IPO’nun büyüklüğü bile dot-com balonunu aşabilir. Bu da yatırımcıların diğer hisseleri satarak bu şirketlere yönelmesine yol açabilir.

Sonuç olarak yatırımcılar büyük ölçüde yapay zekaya odaklanmış durumda. Kedrosky’ye göre asıl soru balonun patlayıp patlamayacağı değil, ne zaman patlayacağı.

Konuyla ilgili yaptığı açıklamada “Yanılmayı isterim” diyen Kedrosky, “Tarihte bu ölçekte bir yatırım dalgasının kötü sonuçlanmadığı bir örnek yok” ifadelerini kullandı.

Exit mobile version