The Guardian | ABD’de demokrasi göstergeleri 50 yılın en düşük seviyesinde

IMG_8584

International IDEA’nın raporuna göre 2025, demokratik göstergelerinde gerileme yaşayan ülkelerin iyileşme kaydedenlerden daha fazla olduğu üst üste 11’inci yıl oldu

ABD’de hukukun üstünlüğü ve demokratik kurumların işleyişine ilişkin temel göstergeler son 50 yılın en düşük seviyesine geriledi. Stockholm merkezli Uluslararası Demokrasi ve Seçim Yardımı Enstitüsü’nün (International IDEA) raporuna göre, Trump yönetiminin “tehditleri ve eylemleri” ülkede hukukun üstünlüğünü önemli ölçüde zayıflatırken, ABD’deki gerileme küresel ölçekte yaşanan demokrasi krizinin de dikkat çekici örneklerinden biri oldu.

174 ülkeyi kapsayan ve ülkelerin demokratik performansını 1975’ten bu yana izleyen International IDEA’nın yıllık Küresel Demokrasi Durumu Raporu, dünya genelinde de karamsar bir tablo ortaya koydu. Rapora göre yargı bağımsızlığı, güvenilir seçimler, ifade ve basın özgürlüğü ile adalete erişim en az 30 yılın en düşük seviyelerine indi.

The Guardian‘ın aktarımına göre, 2025, demokratik göstergelerinde gerileme yaşayan ülkelerin iyileşme kaydedenlerden daha fazla olduğu üst üste 11’inci yıl oldu. Bu, kuruluşun kayıt tutmaya başladığı tarihten bu yana gözlenen en uzun kesintisiz gerileme dönemi olarak kayıtlara geçti.

Raporda ABD’deki gelişmelerin küresel eğilimi hem yansıttığı hem de güçlendirdiği belirtildi. Raporun yazarları, Donald Trump’ın başkanlık koltuğuna dönmesinin ardından yürütme organındaki yetkileri hızla merkezileştirdiğini ve bu gücü kişisel hedefleri doğrultusunda, kendisine muhalif gördüğü isimlere karşı kullandığını savundu.

Raporda, “Sonuçlar geniş kapsamlı oldu; hem ülke içinde hem de uluslararası düzeyde hukukun üstünlüğünü zayıflattı, uzun süredir devam eden ittifakları ve çok taraflı işbirliğini sınadı” değerlendirmesine yer verildi.

International IDEA Genel Sekreteri Kevin Casas-Zamora ise demokratik sistemlerin zayıflamasıyla çatışma riskinin artması arasında doğrudan bağlantı bulunduğunu söyledi. Casas-Zamora, “Araştırmamızdan çıkan temel mesaj, demokrasiye yatırım yapmanın ülkelerin güvenlik stratejilerinin merkezinde olması gerektiğidir” dedi.

İsveç’teki Uppsala Üniversitesi bünyesinde faaliyet gösteren Uppsala Çatışma Verileri Programı’nın verileri de bu tabloyu destekledi. Buna göre 2025, kayıtların başladığı 1946’dan bu yana en fazla şiddetli çatışmanın ve devletler arası çatışmanın görüldüğü yıl oldu.

Hukukun üstünlüğü en zayıf alan
International IDEA’nın değerlendirmesine göre 2025’te demokrasi açısından küresel ölçekte en zayıf alan hukukun üstünlüğü oldu. İncelenen ülkelerin yüzde 41’ine karşılık gelen 71 ülke bu başlıkta düşük performans gösterdi. 29 ülkede ise hukukun üstünlüğü göstergelerinde belirgin gerileme kaydedildi.

Casas-Zamora, ABD’de yaşanan siyasi gelişmelerin diğer ülkelerde de etkili olduğunu belirterek özellikle seçim sonuçlarının reddedilmesi eğilimine dikkat çekti. International IDEA, ABD’yi ilk kez 2021’de “demokratik gerileme yaşayan ülkeler” listesine dahil etmiş, bozulmanın 2019’dan itibaren görünür hale geldiğini açıklamıştı.

Casas-Zamora, “ABD’de olan her şey küresel ölçekte yankı buluyor. Artık seçim sonuçlarını reddetme konusunda bir salgından söz edebiliriz” ifadelerini kullandı.

Avustralya ve Suriye’de olumlu gelişmeler

Raporda küresel gerilemeye rağmen bazı olumlu gelişmelere de yer verildi. Avustralya’da ırkçılıkla mücadele stratejisi ve çocukların çevrim içi mahremiyeti gibi konularda sivil toplumun politika oluşturma süreçlerine dahil edilmesi olumlu örneklerden biri olarak gösterildi.

Suriye’de Beşar Esad yönetiminin devrilmesi de demokratik dönüşüm açısından yeni bir siyasi alan açabilecek gelişmeler arasında değerlendirildi.

Bangladeş, Nepal ve Sri Lanka’da gençlerin öncülük ettiği kitlesel protestoların uzun süredir iktidarda bulunan liderleri koltuklarından uzaklaştırdığı hatırlatıldı. Ancak raporda, bu ülkelerde kısa süre içinde kapsamlı ve kalıcı reformlar gerçekleştirmenin zor olduğu vurgulandı.

International IDEA, demokratik gerilemeye karşı toplumsal direnişin sürdüğünü ancak sivil toplumun hareket alanının giderek daraldığını belirtti. Kamu katılımını engellemeye yönelik stratejik davalar, yabancı ajan yasaları ve barışçıl protestoların suç kapsamına alınması bu gerilemenin başlıca nedenleri arasında sıralandı.

Casas-Zamora ise mevcut tablonun geri döndürülemez olmadığını vurgulayarak, “Demokrasinin kalitesindeki bozulmanın kaçınılmaz ya da kalıcı olduğunu düşünmüyorum. Bu süreç tersine çevrilebilir” dedi.

Exit mobile version