The Economist: Putin’in Ukrayna’da kazanma planı yok

IMG_6014

Çatışmalar devam edecek çünkü Putin’in Ukrayna’da kazanma planı yok

Rusya ile Ukrayna arasındaki çatışmalar, 10 Haziran 2026’da I. Dünya Savaşı’ndan daha uzun sürmüş olacak. I. Dünya Savaşı da birkaç hafta içinde sona erecekti. Ancak tıpkı Ukrayna’da olduğu gibi çatışmalar çıkmaza girdi ve yüksek komuta, birbiri ardına başarısız saldırılarla askerlerin hayatlarını heba etti. Bugün geldiğimiz noktada ise Ukrayna teslim olmayacak ve Rusya nasıl kazanacağını bilmiyor.
Zafer teorisi olmayan bir lider diktatörlükle yönetilen ülkelerde bile sorun yaratır. Çar II. Nikolay’ın I. Dünya Savaşı’nda acı bir şekilde öğrendiği gibi, er ya da geç hesaplaşma günü gelir.

Putin bugün Rusların canlarını ne kadar anlamsızca harcarsa, yarın o kadar büyük bir krizle karşı karşıya kalacaktır.
Putin’in sorununun kökünde, Ukrayna’yı savaş alanında yenememiş olması var.

Rusya’nın taktiği, askerleri belirli bölgelere küçük gruplar halinde göndermek. Ancak, bazıları bölgesini geçmeyi başarsa da geri kalanlar onların ilerlemesinden yararlanamıyor. Toplu halde hareket etmeye başlar başlamaz yok ediliyorlar.

Savaşta ölen her Ukraynalı için beş Rus askeri ölüyor. Ama yaz boyunca Rusya tek bir büyük şehri bile ele geçiremedi. İlerliyor ancak kendisinin hak iddia ettiği dört bölgeyi işgal etmesi için beş yıl daha gerekecek. Ölümler 2025’teki hızla devam ederse, Rusya’nın toplam ölü ve yaralı sayısı 4 milyona ulaşacak.

İlerlemedeki bu yavaşlık, Putin’in Ukrayna şehirlerini ve altyapısını neden vurduğunu da açıklıyor.

Ukrayna’nın bazı bölgelerini yaşanmaz hale getirmeyi ve moral bozmayı umuyor. Rusya, önümüzdeki yıkıcı kış hakkında konuşmaya başladı. Kimse Ukrayna’nın acılarını hafife almamalı ancak sivillere saldırmanın bir ülkenin çökmesine neden olduğu nadiren görülmüştür. İnsanlar Rusya’nın acımasız olduğunu zaten biliyor. Sivil hedeflere atılan her füze, Putin galip gelirse kaybedeceklerinin ne kadar büyük olduğunu gösteriyor.

Buna karşılık, Ukrayna’nın Rusya’nın iç kesimlerine yaptığı derin saldırılar bazılarının fikrini değiştirebilir. Anketlere göre Rusların yüzde 70’i savaşı desteklediğini söylüyor. Belki de bu insanların sadece beşte biri savaşı hararetle destekliyordur. Geri kalanlar ise olan biteni düşünmemeyi tercih ederek kolay yolu seçiyor. Ancak, ekonomi yavaşlarken ve bütçeler daralırken Ukrayna petrol altyapısını ve havaalanlarını vurarak Rusları gerçekle yüzleşmeye zorlayabilir.

Putin bugün ne kadar çok Rus vatandaşının hayatını gereksiz yere feda ederse, yarın o kadar büyük bir krizle karşı karşıya kalacak

Ayrıca Putin, ABD Başkanı Donald Trump’ın dengeleri kendi lehine çevireceğini umuyordu. Trump, özellikle istihbarat ve hava savunması alanlarında hayati öneme sahip Amerikan desteğini geri çekerek Ukrayna’ya kötü bir barış dayatabilirdi. 2025’in başlarında, bunu kısa bir süre için denedi.

Ancak bu taktik artık pek olası görünmüyor. Beyaz Saray’daki barışçı, sevmediği Ukrayna Cumhurbaşkanı Zelenski ile ilişkilerini kah sıcak kah soğuk bir biçimde sürdürüyor.

Ukrayna’nın faturalarını şu anda Avrupa ödüyor ki bu da Amerika’nın sömürüldüğü yönündeki MAGA (Amerika’yı Tekrar Büyük Yap) şikayetini etkisiz hale getiriyor. Trump, Ukrayna’yı ayıların önüne atmanın Nobel ödülü alma arzusunu boşa çıkaracağını fark etmiş gibi. Ekim ayında, iki Rus petrol şirketi olan Lukoil ve Rosneft’e yaptırım bile uyguladı.

Son olarak, Putin Avrupa’nın kararlılığının çökeceğini umuyor olabilir. Ukrayna’nın savaşı sürdürmek için ihtiyaç duyduğu para, şubatta bitecek.

Kremlin’e daha az düşmanca davranan popülist hükümetlerin ortaya çıkma ihtimali, şimdiden kıtanın üzerine bir gölge gibi çöktü. Bölünmüş ve işlevsiz bir Avrupa, savaş bittiğinde Ukrayna’nın gelişmesi için ihtiyaç duyduğu uzun vadeli desteği sağlamakta da zorlanacaktır.

Ancak bu, savaşın en yoğun olduğu anda Ukrayna’yı terk etmekle aynı şey değil. Ukrayna’nın Avrupa güvenliğinin anahtarı olduğu tartışmasız. Kiev düşerse Putin Avrupa’nın en büyük ordusunu ve güçlü bir silah endüstrisini kontrol altına alacak. Rus varlıklarına el koymanın ötesine geçen, güvenilir ve uzun yıllara dayanan bir finansman mekanizması oluşturmak için çalışmalar devam ediyor. Bu mekanizma başarılı olursa Putin Ukrayna ekonomisinin Rusya ekonomisinden daha uzun ömürlü olabileceğini anlayacaktır.

Bazıları, Rusya devlet başkanının zamanın kendi lehine işlediğine inandığını, aksi takdirde çoktan barış için girişimde bulunmuş olacağını düşünüyor.

Ancak Vietnam, Afganistan ve Irak’tan alınan ders, liderlerin bir şeylerin, hatta herhangi bir şeyin değişeceği umuduyla direnmeye devam ettikleri yönünde. Dolayısıyla Putin’in 2026’da da savaşmaya devam etmesi, generallerinin yeni bir savaş yöntemi bulmasını, Ukrayna’nın askerlerinin tükenmesini, Zelenski hükümetinin çökmesini veya Trump’ın ya da Avrupa’nın sabrının tükenmesini beklemesi ihtimali yüksek.
Ancak bunların hiçbiri gerçekleşmezse, Putin korkunç bir hesaplaşma ile karşı karşıya kalacak. Rusya ekonomisini ipotek altına aldı. Finlandiya ve İsveç’i NATO’ya katılmaya zorladı. Çin’e tabi oldu ve bir nesil genç erkeği yok etti. Peki ne uğruna? Bu soru, Rusların dudaklarında şekillendiği anda, dünya yeni bir tehlikeyle karşı karşıya kalacak. Putin yurt dışındaki yenilgiyi kabul edip yurt içinde terör estirebilir. Başka bir deyişle, mevcut durumu daha da kötüleştirebilir.

Edward Carr, Genel yayın yönetmeni yardımcısı, The Economist

Exit mobile version