İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin Almanya ile imzaladığı stratejik ortaklık, Fransa’yı AB’nin geleneksel karar alma merkezinin dışına itiyor. Berlin–Roma hattı, Avrupa siyasetinde yeni bir lokomotif olarak öne çıkarken, Macron’un etkisi belirgin biçimde zayıflıyor
İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin Almanya ile imzaladığı kapsamlı stratejik ortaklık anlaşması, Avrupa Birliği içinde uzun süredir belirleyici olan Fransa-Almanya eksenini fiilen devre dışı bırakıyor.
The Telegraph’a göre, Roma ile Berlin arasında kurulan yeni hat, savunmadan göçe, sanayi politikalarından AB reformlarına kadar kritik başlıklarda Fransa’sız bir güç merkezinin şekillendiğine işaret ediyor.
Roma’da imzalanan anlaşma, yalnızca ikili ilişkileri derinleştirmekle kalmıyor; Avrupa’nın siyasi ağırlık merkezinin Paris’ten uzaklaşarak Berlin–Roma hattına kayabileceğini de ortaya koyuyor.
Diplomatik kaynaklara göre Meloni, Macron’un “Avrupa liderliği” iddiasına mesafeli dururken, Almanya ile daha pragmatik ve sonuç odaklı bir iş birliği modeli kurmayı hedefliyor.
Fransa-Almanya ortaklığı adım adım zayıfladı
Son yıllarda Fransa ile Almanya arasında savunma, enerji ve sanayi politikaları konusunda yaşanan görüş ayrılıkları, AB içinde koordinasyonu zayıflatmıştı.
Macron’un stratejik özerklik vurgusu ile Almanya’nın temkinli ve ekonomik öncelikleri önceleyen yaklaşımı arasındaki farklar derinleşirken, Meloni bu boşluğu Berlin ile doğrudan ittifak kurarak değerlendirdi.
Yeni ortaklık kapsamında İtalya ve Almanya, Avrupa Konseyi zirveleri öncesinde düzenli koordinasyon toplantıları yapma ve kritik başlıklarda ortak tutum açıklama kararı aldı. Bu mekanizma, Paris’in dahil olmadığı gayriresmî bir karar ön hazırlık süreci anlamına geliyor.
İtalya’yla Almanya arasındaki anlaşmanın kapsamı ne?
Anlaşmanın merkezinde savunma sanayii iş birliği yer alıyor. Roma ve Berlin, Avrupa savunma kapasitesinin artırılması, ortak üretim projeleri ve askeri tedarik zincirlerinin güçlendirilmesi konusunda yakın eşgüdüm hedefliyor. Bu yaklaşım, Macron’un savunduğu “Avrupa ordusu” fikrinden ziyade, daha somut ve kısa vadeli güvenlik önlemlerine dayanıyor.
Göç politikalarında ise İtalya’nın uzun süredir savunduğu sert ve dışsallaştırılmış iltica modeli Almanya’dan destek buldu. İki ülke, AB dış sınırlarının güçlendirilmesi, iltica süreçlerinin hızlandırılması ve geri gönderme mekanizmalarının genişletilmesi konusunda ortak hareket etmeye hazırlanıyor. Bu çizgi, Fransa’nın daha dengeli ve normatif söyleminden açık biçimde ayrışıyor.
Meloni ve Merz, kültürel ve toplumsal meselelerde de benzer bir muhafazakar çizgide buluşuyor. LGBT, cinsiyet kotası ve “woke” politikalar konusunda mesafeli duran iki lider, AB’nin yeşil dönüşüm hedeflerinin sanayiye zarar vermemesi gerektiğini savunuyor. Bu yaklaşım, geçen yıl içten yanmalı motor yasağının yumuşatılmasında etkili oldu.
ABD’ye karşı tutum dengelerde belirleyici
Roma ve Berlin, Ukrayna konusunda ortak bir çizgi izlerken, AB’nin savunma kapasitesinin güçlendirilmesi gerektiği konusunda da hemfikir. Merz, Alman ordusunu Avrupa’nın en güçlü askeri gücüne dönüştürmeyi hedeflerken, Meloni bütçe kısıtları ve koalisyon içi dengelere rağmen savunma harcamalarını artırma sözü veriyor.
ABD ile ilişkilerde ise iki lider, Fransa’nın zaman zaman benimsediği sert anti-Amerikancı çizgiden uzak duruyor.
Meloni’nin “Trump fısıldayıcısı” olarak anılması ve ABD’deki Cumhuriyetçi çevrelerle kurduğu bağlar, Roma’yı Washington açısından da önemli bir aktör haline getiriyor.
Macron’un alanı daralıyor
Uzmanlara göre Meloni’nin Almanya ile kurduğu bu yakın ortaklık, Macron’un AB içindeki manevra alanını daraltıyor. Fransa’nın iç siyasi sorunlar, bütçe baskısı ve savunma harcamaları nedeniyle daha sınırlı bir hareket kabiliyetine sahip olduğu bir dönemde, Berlin–Roma hattı karar alma süreçlerinde daha görünür hale geliyor.
Avrupa diplomasisini yakından izleyen analistlere göre bu tablo, AB’nin önümüzdeki dönemde daha az ideolojik, daha güvenlik ve rekabet odaklı bir çizgiye kayabileceğini gösteriyor. Meloni’nin liderliğinde şekillenen bu yeni denge, Avrupa’nın “motorunun” artık Paris merkezli çalışmayabileceğine işaret ediyor.
Paris cephesi, Fransa–Almanya hattının hala AB’nin temel direği olduğunu savunurken, Roma–Berlin yakınlaşmasının geçici olduğunu öne sürüyor. Ancak diplomatik kulislerde Meloni–Merz ikilisinin önümüzdeki dönemde AB siyasetinde belirleyici aktörler olacağı görüşü ağır basıyor.
Bir AB yetkilisi konuyla ilgili The Telegraph’a şöyle dedi: “Bu, eski motorun tamamen devre dışı kalması değil. Ama Brexit’ten beri iyi çalışmayan bir sistem var. Meloni, İtalya’yı bu boşluğu doldurabilecek bir aktöre dönüştürüyor.”
