Rus medyasından NATO Zirvesi’ne yönelik analiz: Batı, en formsuz döneminde Ankara’da toplanıyor

IMG_5417

Rus basını, Ankara’da başlayan tarihi NATO zirvesini mercek altına aldı. Komsomolskaya Pravda, ittifakın askeri bütçe krizleri ve Trump baskısı nedeniyle en formsuz döneminde olduğunu yazdı. Analizde, İran gerilimi ve Rusya ile dengeli bağları nedeniyle ev sahibi Türkiye’nin kilit rolü vurgulandı

Ankara’da bugün başlayan NATO zirvesi Rus basını tarafından da yakından takip ediliyor. Rusya’nın en köklü ve yüksek tirajlı yayın organlarından Komsomolskaya Pravda ittifakın mevcut durumunu ve perde arkasındaki krizleri masaya yatırdığı analizinde dikkat çekici tespitlere yer verdi.

Rus analistler ve dış politika uzmanları, Batı ittifakının bu kritik randevuya askeri harcama krizleri ve Donald Trump baskısı nedeniyle “pek de iyi bir formda yaklaşmadığını” savunuyor.

Komsomolskaya Pravda’nın analizi şöyle:

“Ankara’da başlayan tarihi NATO zirvesinde müttefikler, Trump’ı yeniden geleneksel çizgiye çekmenin yollarını arıyor. İttifak içinde askeri harcamalar krizi tırmanırken uzmanlar, İran eksenindeki gelişmeler ve Rusya ile dengeli ilişkileri nedeniyle ev sahibi Türkiye’nin önemine dikkat çekiyor.

Kendi ifadeleriyle “Soğuk Savaş’ın gölgesinde büyüdüklerini” belirten NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ve AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Ukrayna’ya yönelik taahhütlerden geri adım atılmaması, askeri üretimin ortaklaşa artırılması ve savunma harcamalarının daha da yükseltilmesi çağrısında bulundu.
Rusya’da Yüksek Ekonomi Okulu (HSE) Dünya Ekonomisi ve Uluslararası İlişkiler Merkezi Kıdemli Araştırmacısı Prohor Tebin’e göre, zirvenin Ukrayna ve Orta Doğu dışındaki en kilit teması, Avrupa’nın Trump yönetimiyle kurmaya çalıştığı bu zorlu ilişki olacak.

Tebin konuyla ilgili şu ifadeleri kullandı:

“Avrupalılar Trump’ı geleneksel askeri-politik etkileşim zeminine ‘geri döndürmeyi’ çok istiyorlar. Üstelik Trump da buna karşı olmadığına dair bazı sinyaller veriyor.

Ankara’daki zirve öncesinde Trump sert bir tutum takınmayı planlıyordu ancak son G7 toplantısı onun iş birliğine açık olduğunu gösterdi”

Savunma bütçesinde çatlak

Genel Sekreter Rutte’nin Avrupalı müttefikleri askeri harcamaları artırmaya zorlama planları, ittifak içinde ciddi bir dirençle karşılaşıyor.

Birçok Batılı ülkenin bu yükün altına girmek istemediğini belirten Tebin, “Şu anda bu konuda lokomotif rolü üstlenenler Almanlar, Polonyalılar, Baltık ülkeleri, Danimarka ve Finlandiya. Buna karşılık Fransa, İtalya ve sadece ‘yoğun faaliyet taklidi yapan’ İngiltere ise bu yarışın tamamen gerisinde, yani sınıfta kalanlar arasında yer alıyor” diyor.

İttifak içindeki denge arayışı ve Rusya

Bu süreçte Moskova’nın yaklaşımı da büyük önem taşıyor. ABD’nin Avrupa’dan askeri olarak çekilmesinin Rusya için iki ucu keskin bir bıçak olduğunu belirten uzmanlar, bir yandan NATO’nun zayıflamasının Rusya’nın lehine olduğunu ifade ediyor.

Haberin en can alıcı noktalarından biri ise ev sahibi Türkiye’nin konumu. Siyaset uzmanı Prohor Tebin, Ankara’nın bu zirvedeki özel rolünü şu sözlerle özetledi:

“Ankara sadece zirvenin ev sahibi değil; İran merkezli tırmanan gerilim ve çatışma koşullarında Türkiye’nin jeopolitik ağırlığı katlanarak artıyor. Üstelik Türkiye, bloktaki diğer Avrupa ülkelerinin aksine, Rusya ile yapıcı ve yapıcı ilişkilerini koruyabilen yegane aktör olarak öne çıkıyor.”

TASS

Rusya Devlet Medyası TASS 7 Temmuz akşamı düzenlenecek çalışma yemeği ile başlayacak zirvenin tek genel oturumu 8 Temmuz’da gerçekleştirilecek ve 3 saatten bile az süreceğini bildirdi.

Açılış ve kapanış konuşmaları çıkarıldığında, ittifak üyesi 32 ülkenin liderine konuşma yapması için 5 dakikadan daha az bir süre kalıyor. Bu olağanüstü durum, kritik kararların zirve öncesinde Brüksel’de çoktan kapalı kapılar ardında alındığını ve nihai bildiri taslağına işaret eden bir nokta.

140 milyar euroluk paket

Brüksel’deki kaynaklardan sızan bilgilere göre, sonuç bildirgesinde üye ülkeler tarihi bir taahhüt altına girecek.

Liderler, savunma harcamalarını 2035 yılına kadar GSYİH’lerinin %5’ine çıkarma sözünü yineleyecek ve Ukrayna’ya “uzun vadeli askeri yardım” sözü verecek.

Bu yardımın mali sınırlarını ise Almanya Başbakanı Friedrich Merz duyurdu. Merz, AB’nin daha önce 90 milyar euroluk finansman programı kapsamında söz verdiği 60 milyar euroluk silah yardımı da dahil olmak üzere, 2026-2027 yılları için Ukrayna’ya toplamda 140 milyar euroluk devasa bir askeri yardım paketi öngörüldüğünü açıkladı.

Russia Today

RT’nin haberine göre 2025 yılından itibaren ABD Başkanı Donald Trump’ın uyguladığı politikalar, NATO bünyesinde köklü bir iç dönüşüm sürecini başlattı.

ABD Ulusal Savunma Stratejisi, Rusya meselesini “idare etme” görevini net bir şekilde Avrupa’nın sırtına yükledi. Washington küresel önceliklerini revize ederken, Avrupalı müttefiklere daha fazla mali ve askeri yük taşıma talimatı verildi.

Rusya için bu “NATO 3.0” dönemi, 1945’ten beri ilk kez Avrupa’nın kendileri için açık ve doğrudan bir düşman haline gelmesi anlamına geliyor. Eskiden NATO’yu “Amerika’nın Avrupa’daki yüzü” olarak gören Moskova, artık karşısında “arkasına ABD’yi almış saldırgan bir Avrupa” görüyor.

Rusya ‘teslim olur’ yanılgısı

Avrupa elitlerinin Rusya’ya karşı stratejisi artık Soğuk Savaş dönemindeki gibi bir “caydırıcılık” değil; amaç Rusya’yı büyük bir güç olmaktan çıkarıp tamamen yok etmek. Batılı siyasiler, Ukrayna’ya sağladıkları uzun menzilli dronlar, seyir füzeleri ve balistik füzelerle Rusya’nın kaderini sonsuza dek mühürleyeceklerini hayal ediyorlar.

Ankara’daki zirvenin ve küresel denklemin tam ortasında duran bu analize göre, Avrupa düşünce yapısının en temel ve ölümcül kusuru şu:

Avrupa, Rusya’nın elindeki nükleer ve ağır konvansiyonel cephaneliği kullanmaktansa yenilgiyi, küçülmeyi ve parçalanmayı kabul edeceğine inanıyor.

Exit mobile version