Reuters: İran’da Devrim Muhafızları gücü ele geçiriyor

IMG_2262

İran’ın ABD ve İsrail ile girdiği savaşın ikinci ayında, ülkenin 1979’dan bu yana değişmeyen tek adam yönetimi çöküyor; gerçek iktidar elinden Devrim Muhafızları’na geçiyor. Bu dönüşüm, Tahran’ın Washington ile yürütülen müzakerelerdeki tutumunu da sertleştiriyor

İran, Birleşik Devletler ve İsrail ile girdiği savaşın yaklaşık dokuz haftasını geride bırakırken, 1979 İslam Devrimi’nden bu yana ülkenin siyasi mimarisinin köşe taşı olan tek ve tartışmasız dini rehberlik makamı fiilen çözülüyor.

Reuters‘a konuşan gözlemciler ve olaya yakın kaynaklar, bu dönüşümün Tahran’ın müzakere masasındaki tutumunu kalıcı biçimde sertleştirdiğini söylüyor.
Ayetullah Ali Hamaney, savaşın ilk günü gerçekleştirilen İsrail ve ABD saldırısında hayatını kaybetti. Yerine yüksek lider ilan edilen oğlu Mücteba Hamaney ise aynı saldırıda ağır yaralandı; bacaklarından sakatlandığı ve yüzünde kalıcı izler bıraktığı bildirilen Mücteba, bugüne dek kamuoyu önüne çıkmadı. Güvenlik kaygılarıyla iletişimini yalnızca sesli bağlantı ya da Devrim Muhafızları aracılığıyla sürdürdüğü öğrenildi.

Devrim Muhafızları fiilen yönetimi ele geçirdi

Üç ayrı kaynaktan edinilen bilgiler, Mücteba Hamaney’in sistemin tepesinde biçimsel olarak konumunu koruduğunu; ancak rolünün komuta etmekten ziyade Devrim Muhafızları komutanlarının oluşturduğu kurumsal mutabakatlara meşruiyet kazandırmaktan ibaret olduğuna işaret ediyor.

Kaynaklar, gerçek iktidarın Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi (SNSC), Yüksek Lider’in ofisi ve İslam Devrim Muhafızları Ordusu’ndan (IRGC) oluşan üçlü bir savaş liderliğinde toplandığını aktarıyor.

“Önemli kararlar muhtemelen onun önünden geçiyor,” diyen İranlı analist Araş Azizi şu değerlendirmede bulundu: “Ama onun Ulusal Güvenlik Konseyi’ni geçersiz kılmasını hayal edemiyorum. Savaş çabasını yönetenlere nasıl karşı çıkabilir ki?”

Müzakereler tıkandı, karar alma süreci ağır işliyor

Pakistan’ın arabuluculuk ettiği İran-ABD barış görüşmelerini yakından takip eden üst düzey bir Pakistan hükümeti yetkilisi, süreci şöyle özetledi: “İranlılar yanıt vermekte son derece yavaş davranıyor. Ortada tek bir karar alma komuta yapısı yok. Zaman zaman yanıt almak iki ila üç günü buluyor.”

Bu yavaşlığın, Tahran içindeki iç çatışmadan değil Washington’ın teklif etmeye hazır olduğu ile İran’ın sert çizgili Muhafızlarının kabul edebileceği arasındaki derin uçurumdan kaynaklandığını analistler vurguluyor.

İran, Pazartesi günü Washington’a yeni bir öneri iletti. Üst düzey İranlı kaynaklara göre bu öneri, savaşın sona ermesi ve Körfez’deki deniz ulaşımına ilişkin anlaşmazlıkların çözülmesi tamamlanana dek nükleer meselenin müzakere gündeminin dışında tutulmasını öngörüyor. Washington ise nükleer konusunun en başından itibaren masada olmasında ısrar ediyor.

İran’ın müzakeredeki diplomatik yüzü Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi iken, eski bir Devrim Muhafızları komutanı olan Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalifbaf da süreçte giderek öne çıkıyor. Sahada ise IRGC komutanı Ahmet Vahidi’nin belirleyici rol üstlendiği bildiriliyor; Pakistanlı ve İranlı kaynaklar, Vahidi’nin ateşkesin ilan edildiği gecede de kritik figür olduğunu doğruladı.

“İlahi güçten sert güce”

Eski ABD müzakerecisi Aaron David Miller, yaşanan dönüşümü keskin bir biçimde özetledi: “İlahi güçten sert güce geçtik. Din adamlarının nüfuzundan Devrim Muhafızları Ordusu’nun nüfuzuna. İran böyle yönetiliyor artık.”

Ortadoğu Enstitüsü’nden kıdemli araştırmacı Alex Vatanka da karar alma sürecinin güvenlik kurumları etrafında pekiştiğini, Mücteba’nın ise tek başına karar veren bir lider olmaktan çok merkezi bir “toplantı figürüne” dönüştüğünü vurguladı.

Stratejik tutum: Bükülmek zayıflık sayılır

Eski ABD diplomasisi ve İran uzmanı Alan Eyre’e göre her iki taraf da müzakereye yanaşmak istemiyor; İran, Hürmüz Boğazı üzerindeki nüfuzunun zamanla ABD’yi dize getireceğine inanırken, Washington ekonomik baskı ve deniz ablukasının İran’ı çökerteceğini hesaplıyor.

Buna karşın İran, süregelen askeri ve ekonomik baskıya rağmen ne iç cephede çatlama belirtisi veriyor ne de sokakta ciddi bir muhalefet sesi yükseliyor. Bu durum, komutanın fiilen Devrim Muhafızları’nda ve güvenlik aygıtında olduğunu, bu yapıların savaşı yürütmekle kalmayıp yönlendirdiğini ortaya koyuyor.

Savaştan tam ölçekli çatışmaya dönmeksizin çıkmak, Hürmüz kaldıracını korumak ve bu süreçten siyasi, ekonomik ve askeri açıdan güçlenmiş olarak ayrılmak — bu üçlü strateji etrafında bir “büyük mutabakat”ın oluştuğu değerlendiriliyor.

Exit mobile version