Politico | Ulusal Birlik’te Putin çatlağı: Fransa’da aşırı sağın Rusya politikası, NATO’yu da derinden etkileyecek

IMG_8070

Fransa’da iktidarın en güçlü adaylarından Ulusal Birlik, Putin karşıtı söylemi öne çıkaran yeni kuşak ile Kremlin anlatılarına yakın eski kadrolar arasındaki çatışmaya sahne oluyor. Bu bölünme, yalnızca partinin değil, Fransa’nın NATO içindeki konumunu da belirleyebilir

Fransa’da aşırı sağcı Ulusal Birlik, gelecek yıl yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanma yolunda ilerlerken, parti içinde Kremlin’e nasıl yaklaşılması gerektiği konusunda derin bir bölünme yaşanıyor.

Bir dönem Fransız siyasetinin en Rusya yanlısı aktörleri arasında yer alan Ulusal Birlik, Moskova’nın 2022’de Ukrayna’yı geniş çaplı işgalinin ardından söylemini yumuşatmak zorunda kaldı. Parti liderleri son yıllarda Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in savaşını açıkça eleştirdi. Ancak sorun ortadan kalkmış değil.

Parti içindeki gelenekçi “eski muhafızlar”, hâlâ Kremlin’in tezlerini yankılayan bir çizgide dururken; daha genç ve yenilenen bir kanat Ukrayna’ya daha açık destek verilmesi gerektiğini savunuyor. Bu ideolojik mücadele yalnızca Fransa için değil, Avrupa’nın güvenlik mimarisi açısından da büyük önem taşıyor.

Fransa, nükleer silaha sahip bir NATO ülkesi olarak Ukrayna için savaş sonrası güvenlik garantileri oluşturulmasında öncü rol oynuyor; bu çabalar barış gücü konuşlandırılmasını da içerebilir. Paris’te Rusya’ya daha yakın bir yönetimin 2027’den sonra işbaşına gelmesi, NATO içindeki dengeleri daha da sarsabilir.

POLITICO’ya konuşan ve parti liderliğine yakın altı Ulusal Birlik üyesine göre, 30 yaşındaki olan ve cumhurbaşkanlığı yarışında önde görünen Jordan Bardella etrafındaki kanat Rusya’yı Fransa ve Avrupa için bir “tehdit” olarak tanımlıyor. Buna karşılık daha gelenekçi kesim, savaşın NATO’nun doğuya genişlemesiyle tetiklendiği yönündeki klasik Kremlin anlatısına yakın duruyor. Her iki taraf da diğerinin azınlıkta olduğunu savunuyor.

Ulusal Birlik üçe bölünmüş durumda

Fransız savunma politikasında doğrudan görev alan bir yetkili, partiyi fiilen üçe bölünmüş olarak tanımlıyor:

“Avrupa Parlamentosu üyesi Thierry Mariani’nin temsil ettiği geleneksel Rusya yanlısı bir kanat; Bardella’ya daha yakın, Batı ve Ukrayna yanlısı bir kanat ve iki uç arasında kalan, esasen Rusya’ya sempati duysa da bunun seçimlerde zarar verdiğini fark etmiş geniş bir grup.”

Bu iç mücadelenin sonucu, Ulusal Birlik’nin 2027’de kimi aday göstereceğine bağlı olacak. Bardella anketlerde önde görünse de, zimmete para geçirme suçundan aldığı siyasi yasak kararına itiraz eden Marine Le Pen temyizden başarıyla çıkarsa Elysee Sarayı yarışına yeniden girebilir.

Bardella sert bir çizgi izlerken, Le Pen ılımlı

Bardella, Putin’e karşı daha sert bir çizgi izlerken, Le Pen kendisini ABD’ye mesafeli ve Sovyetler Birliği ile iş birliğini savunan Charles de Gaulle geleneğine yakın görüyor. Le Pen, Fransa’nın NATO’nun entegre komuta yapısından çekilmesini savunmaya devam ederken, partinin 2014’te Moskova bağlantılı bir bankadan aldığı milyonlarca avroluk kredi tartışması da hâlâ gündemdeki yerini koruyor.

Parti içinden üst düzey bir isim, “Dış politika çizgisi, adayın Bardella mı yoksa Le Pen mi olacağına göre tamamen değişir.

Marine bütünüyle Gaullist bir hatta dururken, Jordan daha Gaullist-Atlantikçi bir çizgide” dedi.

Bardella’nın “yeniden markalama” hamlesi

Ulusal Birlik için Kremlin’e yakın söylemi yumuşatmak, siyasetin ana akımına girme stratejisinin temel ayaklarından biri oldu. Bu doğrultuda parti, 2023’te Rusya bağlantılı bankadan aldığı krediyi geri ödeyerek sembolik bir adım attı.

Rusya’nın Ukrayna’ya karşı savaşı, bu dönüşümü hızlandırdı. Bardella, BBC’ye verdiği röportajda, “Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısını hiçbir tereddüt olmaksızın kınadım” dedi. Ancak partinin genel duruşu hâlâ muğlak. Ulusal Birlik milletvekilleri, Avrupa Parlamentosu’nda Rusya ve Ukrayna’ya ilişkin karar tasarılarında çekimser kaldı; Paris’te de Ukrayna’ya askeri ve siyasi destek oylamasında benzer bir tavır sergilendi.

Bardella, Ukrayna’ya destek konusunda da sınırlar çiziyor. Kiev’e uzun menzilli füzeler gönderilmesine ve Birleşmiş Milletler yetkisi olmadan Fransa askerlerinin Ukrayna’ya konuşlandırılmasına karşı çıkıyor.

Danimarka Kraliyet Savunma Akademisi’nden Olivier Schmitt’e göre, söylemdeki bu değişim büyük ölçüde taktiksel: “Fransız kamuoyunun büyük bölümü Ukrayna’yı destekliyor. Ancak bu dönüşümün kalıcı olup olmayacağı belirsiz.”

Eski alışkanlıklar kolay silinmiyor

Bardella’nın yenileme çabasına rağmen, parti içindeki eski kadrolar etkisini koruyor. 2010’larda partinin Moskova’daki temaslarını yürüten Patrice Hubert’in geçen sonbaharda genel direktörlüğe getirilmesi bunun bir göstergesi.
Mariani ise Kremlin’e yakın tutumuna rağmen partinin Paris belediye başkan adayı olarak belirlendi. Mariani, “Ulusal Birlik’nin tarihsel çizgisi NATO ve Avrupa ile hizalanmamak, Avrupa ordusuna karşı çıkmaktır” diyerek pozisyonunu açıkça ortaya koyuyor.

Parti içindeki Rusya yanlısı ağların köklü ve kalıcı olduğunu belirten Schmitt, NATO konusundaki tutumun ise hâlâ esnek olduğunu söylüyor. Bardella’ya yakın isimler, Fransa’nın NATO’dan ani ve düzensiz bir şekilde çekilmeyeceğini vurgulasa da, parti liderliğinin Moskova’yı Fransa için “varoluşsal bir tehdit” olarak tanımlamaya yanaşmadığı görülüyor.

Son aylarda Ulusal Birlik, Ukrayna savaşında kendisini “barıştan yana” bir aktör olarak sunmaya çalışıyor. Parti yöneticileri, Fransa’nın Rusya’yı kışkırtmaktan kaçınması gerektiğini savunuyor.

Marine Le Pen’in Aralık ayında Fransa’nın savunma harcamalarına ilişkin konuşmasında Rusya’ya neredeyse hiç değinmemesi dikkat çekti. Bir Fransız savunma yetkilisine göre bu tutum net bir tablo ortaya koyuyor: “Le Pen için asıl düşman Rusya değil, Avrupa.”

Exit mobile version