Macaristan’da 12 Nisan’da yapılacak genel seçimler, Viktor Orbán’ın 15 yıllık iktidarını ilk kez ciddi biçimde tehdit ediyor. Muhalefetin adayı Péter Magyar anketlerde önde. Seçim, yalnızca Budapeşte’nin değil, Avrupa Birliği’nin geleceği açısından da kritik görülüyor
1. Bu seçim neden bu kadar önemli?
Macaristan, nüfusu 10 milyona yaklaşan görece küçük bir ülke olsa da, Viktor Orbán yönetiminde Avrupa Birliği’nin en sorunlu üyelerinden biri haline geldi. Orbán, yıllardır Brüksel’de veto kartını sistematik biçimde kullanarak Rusya’ya yönelik yaptırımları geciktirdi, Ukrayna’ya mali ve askeri yardımı bloke etti ve AB’nin acil karar alma süreçlerini kilitledi.
Orbán’ın liderliği, AB içinde sağ popülist blok açısından da merkezi bir rol oynuyor. Orbán olmadan Slovakya Başbakanı Robert Fico ya da Çekya’da Andrej Babiš gibi isimlerin Avrupa Konseyi’nde çok daha yalnız kalacağı değerlendiriliyor. Bu nedenle Brüksel’de, Macaristan’daki seçim sonucu AB’nin karar alma kapasitesi açısından belirleyici bir eşik olarak görülüyor.
Avrupa Parlamentosu’ndaki liberal grup liderlerinden Valérie Hayer’in ifadesiyle Orbán, Ukrayna söz konusu olduğunda “her defasında vetoyu bir şantaj aracı olarak kullanan” lider konumunda. Bu tutum, AB’de oybirliği kuralının geleceğini dahi tartışmaya açmış durumda.
2. Seçimin ana mücadele alanları neler?
Muhalefetin adayı Péter Magyar ve partisi Tisza, kampanyayı büyük ölçüde yolsuzluk, nepotizm ve ekonomik yönetim üzerinden kuruyor. Magyar, Orbán’ın iktidara yakın oligarkları kayırarak ülkeyi fakirleştirdiğini, bu nedenle Macaristan’ın milyarlarca euroluk AB fonlarından mahrum kaldığını savunuyor.
Orbán ise Magyar’ı “Brüksel’in adamı” olmakla suçluyor. Fidesz’in temel stratejisi, seçimi ulusal egemenlik ile “Brüksel’in dayatmaları” arasında bir tercih gibi sunmak. Kampanya boyunca göç, LGBTQ+ hakları ve kültürel değerler gibi kutuplaştırıcı başlıkların öne çıkarılması da bu stratejinin parçası.
Tisza Partisi ise özellikle tartışmalı konularda net pozisyon almaktan kaçınıyor. Amaç, çevrecilerden sol seçmene, eski Fidesz destekçilerinden merkez sağa uzanan geniş bir koalisyonu bir arada tutmak. Parti yönetimi, yeterli çoğunluk sağlanması halinde Orbán’ın kendi lehine değiştirdiği seçim ve anayasa düzenini reforme etmeyi hedefliyor.
3. Seçim nasıl ve ne zaman yapılacak?
Macaristan’daki genel seçimler 12 Nisan Pazar günü yapılacak. Seçmenler, 199 sandalyeli Ulusal Meclis’i belirlemek üzere oy kullanacak. Sandalyelerin 106’sı tek üyeli seçim bölgelerinden, 93’ü ise ulusal parti listelerinden dağıtılacak.
POLITICO’nun anket ortalamalarına göre Tisza Partisi yüzde 49 ile birinci, Fidesz ise yüzde 37 ile ikinci sırada bulunuyor. Orbán’ın partisi yaklaşık bir yıldır kamuoyu yoklamalarında geride seyrediyor. Resmi kampanya dönemi Şubat sonunda başlasa da, fiili kampanya aylar öncesinden başlamış durumda.
Diğer partiler arasında Demokratik Koalisyon (DK), aşırı sağcı Mi Hazánk ve mizahi çizgideki İki Kuyruklu Köpek Partisi bulunuyor. Ancak bu partilerin bir kısmının parlamentoya girebilmek için gereken barajı aşamayabileceği ve meclisin iki sağ parti arasında bölüşülebileceği konuşuluyor.
4. Seçimler özgür ve adil olacak mı?
Bu soru, seçim sürecinin en tartışmalı başlığı. Orbán hükümeti, 2011’de seçim bölgelerini yeniden çizerek ve seçim yasasını değiştirerek sistemi Fidesz lehine şekillendirmekle suçlanıyor. Ayrıca hükümetin medya pazarının yaklaşık yüzde 80’ini doğrudan ya da dolaylı biçimde kontrol etmesi, muhalefetin görünürlüğünü ciddi ölçüde sınırlıyor.
Yurt dışında yaşayan Macar seçmenler için uygulanan farklı oy kullanma yöntemleri de eleştiri konusu. Komşu ülkelerde yaşayan etnik Macarların posta yoluyla oy kullanabilmesi, buna karşılık yurt dışında yaşayan ancak Macaristan’daki adreslerini koruyan seçmenlerin elçiliklere gitmek zorunda kalması, sistemin taraflı olduğu iddialarını güçlendiriyor.
Uzmanlara göre oy verme sürecine doğrudan müdahale edilmese bile, kampanya ortamı Fidesz lehine ciddi biçimde eğilmiş durumda. Buna rağmen muhalefetin farkı koruması halinde Orbán’ın yenilgi ihtimali tamamen dışlanmıyor.
5. Magyar kazanırsa gerçekten ne değişir?
Brüksel’deki hâkim beklenti, Magyar’ın zaferinin AB–Macaristan ilişkilerinde yumuşamaya yol açacağı yönünde. Ancak uzmanlar, bunun ani ve köklü bir dönüşüm olmayacağı konusunda uyarıyor. Magyar, AB ile ilişkileri onarmaya açık olsa da göç, sınır güvenliği ve ulusal egemenlik gibi başlıklarda Orbán’dan tamamen kopmuş bir çizgi çizmiyor.
İç politikada ise değişim daha da sınırlı olabilir. Anayasa Mahkemesi, medya kurumları ve kilit devlet organlarının büyük bölümü hâlâ Orbán döneminde atanmış isimlerin kontrolünde. Bu nedenle gerçek bir sistem değişimi, ancak Tisza’nın parlamentoda üçte iki çoğunluk elde etmesi halinde mümkün olabilir.
Siyasal analistlere göre böyle bir çoğunluk sağlanamazsa, Magyar’ın iktidarı Orbán sonrası dönemin ilk ama temkinli adımı olarak kalacak. Yine de bu senaryoda bile Macaristan’ın AB içindeki “sürekli engelleyici” rolünün zayıflaması ve kararların müzakere yoluyla alınması olası görülüyor.
