Ukrayna, olası bir barış anlaşmasının ardından Batılı müttefiklerin güvenlik garantilerine güvenemeyeceği endişesiyle, kendi caydırıcılığını tek başına sağlayabilecek bir askeri yapı kurmaya hazırlanıyor
Ukrayna’da savaşın sona ermesi ihtimali masaya yatırılırken, Kiev’in güvenlik mimarisi konusundaki temel kaygısı giderek daha net hale geliyor: Müttefiklerin vereceği sözlerin, gerçek bir saldırı anında ne ölçüde bağlayıcı olacağı.
Politico‘ya göre Ukrayna bu nedenle, olası bir barış düzeninde güvenliğini NATO üyeliğine veya dış garantilere değil, büyük ve kalıcı bir orduya, güçlü bir savunma sanayiine ve ileri askeri teknolojiye dayandırmayı hedefliyor.
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in daha önce Ukrayna’yı “mevcut ve gelecekteki saldırganlar için sindirilemez bir çelik kirpiye dönüştürme” çağrısı, bugün Kiev’in resmi savunma vizyonuna dönüşmüş durumda.
Güvenlik garantilerine duyulan güvensizlik
Ukrayna’nın NATO Daimi Temsilciliği Başkanı Alyona Getmançuk’a göre ülke, güvenlik kavramını kökten yeniden tanımlıyor. Getmançuk, geçmişte koruma taahhütlerinin müttefikler üzerinden kurgulandığını, bugün ise güvenliğin merkezine Ukrayna ordusu ve savunma sanayiinin yerleştirildiğini vurguluyor.
Bu yaklaşımın arkasında, ABD Başkanı Donald Trump’ın Ukrayna’nın NATO üyeliğine kapıyı kapatması ve Washington’un dış politikadaki ani yön değişiklikleri yatıyor. Trump’ın NATO’nun değerini sorgulayan açıklamaları, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile kurduğu yakın temas ve Grönland’a ilişkin tartışmalı çıkışları, Kiev’de derin bir güvensizlik yaratmış durumda.
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Ukrayna’nın güçlü güvenlik garantilerine ihtiyaç duyduğunu belirtse de, NATO dışında yapılacak ikili ya da çok taraflı anlaşmaların, İttifak’ın 5. Maddesi kadar caydırıcı olmayacağı görüşü Kiev’de yaygın. Bu kuşku, Ukrayna’nın 1994’te nükleer silahlarından vazgeçmesi karşılığında ABD ve Birleşik Krallık’tan aldığı, ancak fiilen karşılığı olmayan güvenlik taahhütlerinin yarattığı tarihsel travmayla da besleniyor.
Rusya’dan açık itiraz
Moskova ise Ukrayna’ya verilecek her türlü güvenlik garantisine açıkça karşı çıkıyor. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Batı’nın sunduğu garantilerin “Rusofobik ve neo-Nazi bir çizgi izleyen Kiev yönetimini korumaya yönelik” olduğunu savunarak bu tür düzenlemeleri reddettiklerini açıkladı.
Bu tablo, Kiev’in “B Planı”nı devreye sokmasına neden oluyor: Dış destek olmadan da Rusya’yı caydırabilecek bir askeri kapasite.
800 bin kişilik kalıcı ordu hedefi
Ukrayna, olası bir barış anlaşması sonrasında 800 bin askerlik bir orduyu muhafaza etmekte ısrar ediyor. Ancak savaş sürerken yaşanan ciddi personel sorunları, bu hedefin ne denli zor olacağını gösteriyor. Savunma Bakanlığı verilerine göre yaklaşık 2 milyon kişi askere çağrılmaktan kaçıyor, 200 bine yakın asker ise birliklerini terk etmiş durumda.
Ateşkes halinde mevcut askerlerin önemli bir bölümünün terhis edilmek istemesi bekleniyor. Bu da Kiev’i, hem maliyetli hem de kapsamlı bir yeniden yapılanma sürecine zorluyor. Uzmanlara göre bunun için eğitim sisteminin baştan aşağı yenilenmesi, komuta zincirinin güçlendirilmesi ve profesyonel bir barış dönemi ordusu kültürünün oluşturulması gerekiyor.
Savunma Bakanı Mykhailo Fedorov, dijitalleşme ve kurumsal reformlar yoluyla orduda yolsuzluğun azaltılacağını, liyakat temelli bir yapı kurulacağını savunuyor.
İnsansız sistemler ve uzun menzilli silahlar
Ukrayna’nın yeni caydırıcılık stratejisinin belkemiğini insansız hava araçları oluşturuyor. Kiev yönetimi, Rusya’nın aylık yaklaşık 35 bin asker kaybının büyük ölçüde Ukrayna dronları nedeniyle yaşandığını belirtiyor.
2025 yılında Savunma Bakanlığı, 4,5 milyon FPV dron satın aldı ve bu alana 110 milyar grivna (yaklaşık 2,1 milyar euro) harcadı. Bu rakam, bir önceki yıla kıyasla üç kat artış anlamına geliyor. Elektronik harp sistemleri, mühimmat ve önleyicilerle birlikte Ukrayna, geniş ölçekli bir insansız savaş ekosistemi kurmuş durumda.
Buna ek olarak Kiev, Rusya’nın rafinerileri ve askeri altyapısını hedef alabilecek uzun menzilli füze ve balistik sistemler üzerinde çalışıyor. İngiltere ile birlikte geliştirilen 500 kilometre menzilli taktik balistik füze projeleri de bu kapsamda öne çıkıyor.
Savunma sanayiinde kapasite sorunu
Ukrayna savunma sanayiinin yıllık üretim kapasitesi yaklaşık 35 milyar dolar seviyesinde. Ancak devletin mali kısıtları nedeniyle bunun yalnızca üçte biri için sözleşme yapılabiliyor. Uzmanlara göre kapasitenin yüzde 60’ı atıl durumda.
Sektör temsilcileri, uzun vadeli sözleşmeler, öngörülebilir finansman ve korunmuş üretim tesisleri olmadan seri üretimin sürdürülemeyeceği uyarısında bulunuyor. Kiev, hem kendi ordusunu donatmak hem de savaş sonrası dönemde silah ihracatçısı olmak istiyor. Bu noktada Avrupa Birliği’nin 150 milyar euroluk SAFE savunma kredileri ve Ukrayna’ya planlanan 90 milyar euroluk destek paketi kritik önem taşıyor.
“Güvenlik garantileri tamamlayıcı olacak”
Kiev’de hâkim olan görüş, ABD ve Avrupa ülkeleriyle yapılacak bağlayıcı güvenlik anlaşmalarının ya da olası bir “gönüllüler koalisyonu”nun, Ukrayna ordusunun yerini almayacağı yönünde. Bu düzenlemeler, yalnızca ulusal savunma kapasitesini tamamlayıcı unsurlar olarak görülüyor.
Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy’nin yaklaşımı ise net: Rusya gibi bir komşuyla yaşamanın tek yolu, kendi savunmasını sürekli güçlü tutmak. Kiev yönetimi, Ukrayna’nın ancak bu yolla Moskova’dan bağımsız ve kalıcı biçimde özgür kalabileceğini savunuyor.
