Politico | Beyaz Saray kulislerinde İran planı: Önce İsrail tek başına vursun, ABD sonra gelsin

IMG_9506

Trump’ın bazı kıdemli danışmanları, İran’a yönelik olası bir askeri müdahale öncesinde İsrail’in tek başına ve ilk hamleyi yapmasını tercih ediyor. Peki Washington kanadının buradaki beklentisi tam olarak ne? Detayları Politico inceledi.

ABD Başkanı Donald Trump’ın kıdemli danışmanlarının, Washington’ın İran’a doğrudan saldırısından önce İsrail’in harekete geçmesini tercih ettiği öne sürüldü.

Politico’nun haberine göre konuya yakın iki kaynak yönetim içinde bazı isimler İsrail’in başlatacağı bir saldırının İran’ı misillemeye zorlayacağını ve bunun da Amerikan kamuoyunda ABD’nin askeri müdahalesine desteği artıracağını savunuyor.

İddialara göre söz konusu değerlendirme askeri olduğu kadar siyasi bir hesap da içeriyor. Son kamuoyu yoklamaları, Amerikalıların özellikle Cumhuriyetçi seçmenin İran’da rejim değişikliğine destek verdiğini fakat bunun için ABD askerlerinin hayatını riske atmaya sıcak bakmadığını gösteriyor.Bu nedenle Trump ekibinin, İran’ın nükleer programı gibi güvenlik gerekçelerinin yanı sıra saldırının nasıl bir siyasi zeminle gerçekleştirileceğini de tartıştığı belirtiliyor.

“Yönetim içinde ve çevresinde, İsraillilerin önce tek başına harekete geçmesi ve İran’ın bize misilleme yapmasının, adım atmak için daha güçlü bir gerekçe yaratacağı yönünde bir düşünce var” diyen kaynaklar, özel görüşmeleri aktardıkları için isimlerinin gizli kalmasını istedi.

Diplomasi umudu yerini senaryolara bırakıyor

Washington’da İran’la diplomatik çözüm ihtimalinin zayıfladığı değerlendirilirken, asıl tartışmanın ABD’nin ne zaman ve nasıl saldıracağı noktasına kaydığı ifade ediliyor.
Kaynaklara göre, İsrail’in ilk hamleyi yapmasının tercih edilmesine rağmen en olası senaryo ABD-İsrail ortak operasyonu olabilir.

Beyaz Saray Sözcüsü Anna Kelly, konuya ilişkin yorum talebine, “Medya başkanın ne düşündüğüne dair istediği kadar spekülasyon yapabilir; ancak ne yapıp yapmayacağını yalnızca Başkan Trump bilir”yanıtını verdi.

İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, geçen hafta Beyaz Saray’da yönetimi İran’ın nükleer programı, balistik füze altyapısı ve bölgedeki vekil milis güçlere verdiği desteği durdurmak için adım atmaya çağırdı.

Öte yandan Trump’ın müzakere ekibinde yer alan özel temsilci Steve Witkoff ile Trump’ın damadı Jared Kushner’ın, İranlı yetkililerle anlaşma zemini aramak üzere Perşembe günü Cenevre’ye gitmesi planlanıyor.

Tahran ve Washington arasındaki görüşmelere rağmen, başkana yakın isimler arasında “onları bombalayacağız” yönünde bir kanaatin ağır bastığı ileri sürülüyor.

Cephane stokları ve Çin faktörü

Olası operasyonun kapsamı da belirsizliğini koruyor. Kaynaklara göre iki temel kaygı öne çıkıyor: Uzun süreli bir operasyonun ABD mühimmat stoklarını tüketme riski ve bunun Çin’e Tayvan konusunda fırsat yaratabileceği endişesi ile kapsamlı bir saldırının Amerikan kayıplarına yol açma ihtimali. Bu bağlamda Beyaz Saray’daki değerlendirme Politico’ya göre şöyle:

“Eğer rejim değişikliği ölçeğinde bir saldırıdan söz ediyorsak, İran elindeki her şeyle karşılık verecektir. Bölgede çok sayıda varlığımız var ve her biri potansiyel hedef. Üstelik bunlar Demir Kubbe altında değil. Bu da Amerikan kayıpları ihtimalini yükseltir ve ciddi siyasi risk doğurur”

Normal şartlarda da ABD’nin Orta Doğu’daki üslerinde binlerce askeri bulunuyor. Son dönemde ise Trump yönetimi, 2003 Irak işgalinden bu yana bölgedeki en büyük askeri yığınağı gerçekleştirerek iki uçak gemisi taarruz grubu ile onlarca savaş uçağı, gözetleme uçağı ve havada yakıt ikmal tankerini bölgeye sevk etti.

Pentagon yetkilileri ve Kongre üyeleri son haftalarda, İran’a yönelik uzun süreli saldırıların ABD askeri stoklarını zorlayabileceği uyarısında bulundu.

Üst düzey bir ABD istihbarat yetkilisi de İran’ın Orta Doğu ve Avrupa’daki ABD tesisleri ile personeline yönelik olası asimetrik misillemelerinin “yakından izlendiğini” söyledi.

Sınırlı saldırıdan “rejim hedefli” operasyona

Trump’ın önünde farklı askeri seçenekler bulunduğu belirtiliyor. İran görüşmelerine aşina bir ABD’li yetkiliye göre, ilk aşamada sınırlı bir saldırı düzenlenerek bunun İran’ı Washington’ın kabul edebileceği bir anlaşmaya zorlamak için kaldıraç olarak kullanılması mümkün.

Anlaşma sağlanamazsa daha geniş çaplı bir operasyon gündeme gelebilir.

Muhtemel hedefler arasında İran’ın nükleer tesisleri ve balistik füze altyapısı yer alıyor. İsrail, füze kapasitesini kendi güvenliği açısından büyük tehdit olarak görüyor.

Yetkili, rejimin üst kademelerine yönelik “baş kesme” (decapitation) saldırısının da seçenekler arasında olduğunu, bunun İran’ın dini lideri Hamaney’in hedef alınması anlamına gelebileceğini söyledi.

İran’ın yönetim sisteminin tek bir kişiden ibaret olmadığı ve boşalan pozisyonların hızla doldurulabilecek şekilde tasarlandığı bilinen bir gerçek. Buna rağmen ABD’nin, devlet kurumları ile Devrim Muhafızları’nın üst kademeleri dahil olmak üzere çok katmanlı hedeflere yönelebileceği ifade edildi.

Kongre’de nükleer program tartışması

Trump, geçen yıl haziranda düzenlenen ABD saldırılarının İran’ın nükleer programını “tamamen yok ettiğini” iddia etmişti. Son haftalarda Tahran’ın bu programdan vazgeçtiğine ikna olmadığını dile getirildi.

Temsilciler Meclisi Silahlı Hizmetler Komitesi Başkanı Mike Rogers, yönetim yetkililerinden İran’ın nükleer programını yeniden başlatma çabalarına ilişkin brifing aldığını ve kanıtların askeri müdahale ihtimalini güçlendirdiğini söyledi. “O ekipmanı temin etmeye çalışıyorlar” sözlerini kullandı.

Cumhuriyetçi Temsilci Don Bacon ise milletvekillerine yakında ek detaylar verileceğinin bildirildiğini aktardı.

Komitedeki Demokrat üyeler ise henüz bilgilendirilmediklerini ifade etti.

İran yönetimi uzun süredir nükleer silah geliştirme hedefi olmadığını savunurken, bilimsel ve tıbbi amaçlarla barışçıl nükleer program yürütme hakkına sahip olduğunu belirtiyor.

ABD ise özellikle uranyum zenginleştirme seviyeleri nedeniyle bu açıklamalara temkinli yaklaşıyor.

Exit mobile version