OECD, küresel piyasalarda 2026 yılı için 29 trilyon dolar borçlanma gerçekleşmesini bekliyor.
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD 2026 yılı Küresel Borç Raporu’na göre, hükümetler ve şirketlerin 2026 yılında piyasalardan 29 trilyon dolar borçlanması bekleniyor. Bu rakam, 2024 yılına göre 4 trilyon dolar veya %17 oranında bir artışa işaret ediyor. Küresel borç piyasaları 2025 yılında tarihi yüksek borçlanma seviyelerine rağmen dirençli kalmayı başarsa da yatırımcı tabanındaki değişimler ve artan refinansman ihtiyaçları piyasa duyarlılığını artırıyor. Toplam büyüklüğü 109 trilyon dolara ulaşan ülke ve kurumsal tahvil piyasaları, özellikle yapay zekâ yatırımları ve savunma harcamalarının finansmanında kritik rol oynamaya hazırlanıyor.
Kamu borç yükü rekor seviyelere ulaştı
OECD ülkelerinde merkezi hükümet borçlanması 2025 yılında 17 trilyon dolara yükselirken, 2026 yılında bu miktarın 1 trilyon dolar daha artacağı tahmin ediliyor. Mevcut devlet tahvilleri borcu stoku 61 trilyon dolar ile rekor seviyeye ulaştı. OECD ülkelerinde merkezi hükümet borcunun GSYH’ye oranı %83 seviyesinde sabit kalsa da bu oranın 2026 yılında %85’e çıkması bekleniyor. Bu oran, küresel finansal krizin yaşandığı 2007 yılına göre tam 39 puan daha yüksek. Gelişmekte olan piyasalarda ise devlet tahvil ihracı 2025’te %21 artarak 3,4 trilyon dolara ulaştı ve toplam borç stokunu 12,1 trilyon dolarlık rekor seviyeye taşıdı.
Özel sektör tarafında ise kurumsal borçlanma, 2025 yılında reel değer bazında tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaşarak yaklaşık 13,7 trilyon dolara ulaştı. Yapay zekâ altyapısının genişletilmesi için gereken büyük ölçekli yatırımlar göz önünde bulundurulduğunda, kurumsal borçlanma ihtiyacının önümüzdeki dönemde de artmaya devam etmesi bekleniyor.
Borçlanmanın büyük kısmı eski borçların çevrilmesi için kullanılıyor
Borçlanmadaki artışın önemli bir bölümü mevcut borçların yeniden finansmanından kaynaklanıyor. 2025 yılında OECD ülkelerindeki kamunun refinansman ihtiyacı, toplam brüt borçlanmanın yaklaşık %80’ine tekabül ederek 13,5 trilyon dolar civarında gerçekleşti. Net borçlanma gereksinimlerinin ise 2026 yılında 2020’den bu yana en yüksek seviyeye ulaşacağı öngörülüyor. Borçluların yükselen uzun vadeli faiz maliyetlerine karşı vadeleri kısaltması, özellikle düşük gelirli ülkelerde borç çevrim risklerini artırıyor.
Yapay zekâ yarışı teknoloji şirketlerini borç piyasasına itiyor
Geleneksel olarak iç kaynaklarına güvenen teknoloji sektörü, yapay zekâ yatırımları nedeniyle dış finansmana yöneliyor. “Hyperscaler” olarak adlandırılan dokuz büyük teknoloji devinin, 2026-2030 yılları arasında toplam 4,1 trilyon dolar sermaye harcaması yapacağı tahmin ediliyor. Bu rakam, 2025 yılındaki tüm finans dışı ABD şirketlerinin toplam sermaye harcamasından %36 daha fazla. Sadece 2025 yılında bu dokuz şirket, tahvil piyasalarından 122 milyar dolar kaynak sağlayarak küresel teknoloji firması ihraçlarının neredeyse yarısını gerçekleştirdi.
Rapor, kurumsal kredi spreadlerinin rekor düşük seviyelere yakın seyrettiğine dikkat çekiyor; ancak bu durumun ağırlıklı olarak kredi kalitesindeki iyileşmeden değil, likidite koşullarının düzelmesinden ve yatırımcı risk iştahının artmasından kaynaklandığı vurgulanıyor. Merkez bankalarının bilançolarını küçültmesiyle birlikte piyasanın hedge fonlar, bireysel yatırımcılar ve belirli yabancı yatırımcılar gibi fiyata daha duyarlı aktörlere bağımlılığı artıyor.
