Eski Cumhurbaşkanı Rumen Radev’in liderliğinde son yılların en büyük seçim zaferini kazanan ilerici Bulgaristan koalisyonu, halkı “yolsuzlukla mücadele” vaadiyle ikna etti
Carlotta Gall / The New York Times
Bulgaristan’da seçmenler pazar günü değişim ve yozlaşmanın üzerine çökme sözü veren siyasetçilere oy vererek son yıldır ülke siyasetini domine eden merkez sağ partiye büyük bir darbe vurdu.
Yeni bir koalisyon İlerici Bulgaristan’ın lideri ve eski Cumhurbaşkanı Rumen Radev, oy verme işleminin sona ermesinden iki saat sonra parti genel merkezi önünde gazetecilere yaptığı açıklamada, “tartışmasız bir zafer” kazandıklarını ilan etti.
Anket şirketleri, koalisyonun oyların yüzde 45’ine kadarını alarak önde olduğunu ve parlamentoda çoğunluğu elde edebileceğini bildirdi. Sonuçlar henüz kesinleşmemiş olsa da ve resmi sayımın Pazartesi günü tamanlanması beklense de, İlerici Bulgaristan’ın elde ettiği zaferin büyüklüğü, Bulgaristan’da yıllardır görülen en yüksek oran gibi görünüyor.
“Umut umutsuzluğu, özgürlük korkuyu yendi” diyen Radev, “İnsanlar eski partilerin kendi beğenmişliğine karşı çıktı ve onların yalanlarına boyun eğmedi” dedi.
Aralık ayındaki protestoların ardından istifa etmek zorunda kalan eski Başbakan Boyko Borissov’un partisi Bulgaristan’ın Avrupalı Gelişimi İçin Yurttaşlar (GERB), büyük bir oy kaybı yaşayarak ikinci sıraya geriledi.
Aralık ayında hükümetin düşmesini sağlayan kitlesel protestolara öncülük eden ve Değişime Devam – Demokratik Bulgaristan adıyla bilinen liberal muhalefet partileri ittifakı ise önemli bir atılım gerçekleştirerek yüzde13 ila yüzde 14 arasındaki oy oranıyla üçüncü sırada yer aldı.
Hem İlerici Bulgaristan hem de Değişime Devam — Demokratik Bulgaristan, Borissov ile küçük bir partinin (HÖH – Hak ve Özgürlükler Hareketi) lideri olan bir diğer güçlü siyasetçi Delyan Peevski’nin, Bulgaristan’ın kurumları üzerindeki yolsuzluk kıskacına karşı mücadele edecekleri iddiasıyla kampanya yürüttü.
Sofya Üniversitesi’nde siyaset bilimi profesörü ve Liberal Stratejiler Merkezi program direktörü olan Daniel Smilov, sandıklar kapandıktan sonra e-posta yoluyla yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı:
“Yeni parlamentoda güçlü bir yolsuzluk karşıtı çoğunluk oluşacak. Bu, Bulgar siyasetinde GERB ve HÖH egemenliğinin sonu anlamına gelecek. Yargı ve güvenlik birimlerinde yapılması gereken reformları engellemeleri artık mümkün olmayacak.”
Seçime katılım oranı, önceki yıllara göre artış göstererek yüzde 50 civarında gerçekleşti. Bu durum, katılımın 2024’te yüzde 34’e kadar düştüğü ve seçmenin tekrarlanan seçimlerden yorularak siyasete karşı kayıtsızlaştığı eğilimi de kırmış oldu. Anket şirketlerinin verilerine göre, beş parti parlamentoya girmek için gereken yüzde 4 barajını aşmış görünüyor.
Smilov, “Önemli ölçüde daha yüksek olan seçime katılım oranı, yeni parlamentoya ciddi bir meşruiyet kazandırıyor,” diye yazdı; “Parçalı yapının azalması sayesinde hükümetin kurulması da daha kolay olacaktır.”
Kuyruklar sokaklara uzandı
Başkent Sofya’da güneşli bir bahar gününde oy verme merkezlerinde yoğunluk yaşanırken, bazı yerlerde kuyruklar sokağa kadar uzandı. Seçmenler, son on yıla damgasını vuran ve yolsuzluk iddialarıyla bataklığa saplanan GERB liderliğindeki koalisyona atıfta bulunarak statükonun değişmesini istediklerini belirtti.
Teknik üniversiteden emekli bir fen bilgisi öğretmeni olan Lydia Vasileva, “İnsanlar yeni bir şeye ihtiyacımız olduğunu fark ediyor. Eskiler gitmeli; çünkü ekonomik olarak en dipteyiz ve halk bu iktidara karşı öfkeli” dedi.
Pek çok seçmen, tek bir partinin doğrudan zafer kazanmasını beklemediklerini ve bir koalisyon hükümeti kurmak için uzun süreli müzakerelerin yaşanabileceğini ifade etti.
Sofya toplu taşıma genel müdürü Stiliyan Manolov ise, “Bir anda, durup dururken büyük bir değişim olacağına inanmıyorum,” dedi; “Elimizde sihirli bir değnek yok.”
Toplumun her kesimi protestolara katıldı
Bulgaristan halkı, komünizmin 1989’daki çöküşünden bu yana pek çok hükümetin gelip geçtiğine şahit oldu ve bu hükümetlerin çoğu, vaatlerini yerine getiremediği için sandıkta cezalandırıldı. Ülke, NATO ve Avrupa Birliği üyesi olmasına rağmen; ekonomik refah açısından Avrupa ailesinin en sonunda yer almaya devam etti ve kronikleşmiş yolsuzluklarla anıldı.
Yolsuzluğa bulaşmış bir elit kesimin ceza almadan hüküm sürdüğü ve zayıf koalisyon hükümetlerinin vaat edilen reformları hayata geçiremediği yönündeki genel kanı, halktaki memnuniyetsizliği son beş yılda zirveye taşıdı.
İşveren birlikleri, sendikalar, öğretmenler, öğrenciler ve ülkedeki etnik azınlıklar dahil olmak üzere toplumun her kesiminden on binlerce kişi, düzenlenen protestolarla defalarca sokakları doldurdu. Protestocu sayısı organizatörleri bile şaşırttı.
Smilov daha önceki bir değerlendirmesinde, “Özellikle son hükümet, halkın büyük çoğunluğu tarafından yolsuzluğa bulaşmış olarak görülen siyasi partilerden oluşuyordu,” ifadelerini kullanmıştı.
Şubat ayında ise geçici bir hükümet göreve getirilmişti.
Radev günlük tartışmaların dışında kaldı
Eski bir savaş pilotu ve Bulgaristan Hava Kuvvetleri komutanı olan 62 yaşındaki Radev, iki kez cumhurbaşkanı seçilerek ülkede popüler bir figür haline gelmişti. Bulgaristan’da cumhurbaşkanlığı makamının büyük ölçüde sembolik yetkilere sahip olması, onun günlük yönetimin getirdiği siyasi manevralardan ve iç çekişmelerden uzak durmasını sağlamıştı. Radev, parlamento seçimlerine katılmak için Ocak ayında cumhurbaşkanlığı görevinden istifa etti.
Bulgaristan’ın parlamenter demokrasisinde, parlamentoda sandalye çoğunluğunu elde eden parti hükümeti kurar; parti lideri ise her zaman olmasa da genellikle başbakanlık görevini üstlenir.
Radev, yolsuzlukla mücadele etme ve Bulgaristan’ın siyasi ve ekonomik hayatı üzerinde devasa bir etkiye sahip, karanlık ve güçlü bir seçkinler grubunu tanımlamak için kullanılan “oligarişi” yapısını tasfiye etme sözü verdi.
Perşembe gecesi Sofya’da 10 binden fazla destekçisinin katıldığı bir mitingde konuşan Radev, son on yıldır iktidarda olan siyasi partilerle koalisyona girmeye gerek kalmadan bir hükümet kurmayı hedeflediklerini belirtti.
Alkışlar eşliğinde, “İlerici Bulgaristan, geçmişin o dikiş tutmaz koalisyonlarının yolundan gitmeyecek,” dedi.
Radev konuşmasını şöyle sürdürdü: “Mucizeler vaat etmiyoruz ama kurallar vaat ediyoruz: Herkes için geçerli bir hukuk ve huzur; çünkü huzur olmadan geri kalan her şey anlamını yitirir.”
“Sağ-sol” değil “Doğu-Batı”
Radev’in bu denli hızlı bir destek dalgası yaratmadaki başarısı, eski liderlerden usanan birçok Bulgaristan vatandaşının hayal kırıklığını yansıtıyor. Radev; yaşlı kuşaklara, muhafazakâr Rus yanlısı seçmenlere, genç Avrupa yanlısı Bulgarlara ve iş dünyasına aynı anda hitap edebilecek, toplumun geniş bir kesimini kucaklayan kapsayıcı bir program sundu.
Myara araştırma şirketinin kurucusu Parvan Simeonov, Bulgaristan’ın Rusya ile derin kültürel, dini ve dilsel bağları olduğunu belirtti. 2022’de Ukrayna’da başlayan topyekûn savaştan bu yana, Bulgaristan siyasetinin ekseni “sağ-sol” ayrımından “Doğu-Batı” kutuplaşmasına evrildi.
Simeonov, “Buradaki gelenek; kültürel ve dini miras, daha ziyade Rusya ile bağlantılı ve Rumen Radev bu dili konuşuyor,” dedi.
Radev, dokuz yıllık cumhurbaşkanlığı dönemindeki açıklamaları ve duruşuyla “Rus yanlısı” bir itibar kazanmıştı. Yakın zamanda, geçici hükümeti Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski ile bir güvenlik anlaşması imzalamakta acele ettiği için eleştirdi. Ayrıca, önceki hükümetin Ocak ayında Euro Bölgesi’ne geçme kararının referanduma sunulması gerektiğini savunarak, zamanlamanın Bulgaristan’ın çıkarına olmadığını iddia etti.
Buna rağmen Radev, parti listesini Avrupa yanlısı bir bakış açısına sahip ve ekonomik kalkınmaya odaklanmış teknokratlar ve spor dünyasından isimlerle doldurdu.
Radev’in partisinden Stara Zagora ve Şumnu adayı olan 45 yaşındaki eski danışman Alexander Pulev, yeni parti üyelerini şu sözlerle tanımladı: “Bizler çok hırslı ve pragmatik insanlarız. Bulgar vatandaşlarının refahını nasıl artıracağımız konusunda ortak önceliklerimiz var; asıl meselemiz bu.”
Radev, Bulgaristan’daki organize suç yapısının kıskacını kırma ve özellikle ülkenin en güçlü siyasetçilerinden biri olan Peevski’nin etkisini yok etme konusundaki kararlılığını açıkça dile getirdi. Peevski, 2021 yılında ABD Hazine Bakanlığı tarafından “kamu denetiminden korunmak ve Bulgar toplumundaki kilit kurum ve sektörler üzerinde kontrol sağlamak amacıyla nüfuz ticareti ve rüşvet kullanarak yolsuzluğa karışmak” suçlamasıyla yaptırım listesine alınmıştı.
Siyasi partiler geçmişte de benzer vaatlerde bulunmuştu; ancak Pulev, Radev liderliğindeki ekibin bu mücadeleye gerçekten hazır olduğuna inandığını belirtti.
