İran’daki savaşın ikinci ayına girilirken Başkan Donald Trump, maliyetli, ülkesinde pek de popüler olmayan ve net bir çıkış stratejisi bulunmayan bir çatışmanın karmaşık gerçekliğiyle karşı karşıya kalmış durumda
Zolan Kanno-Youngs / New York Times
Enerji piyasaları altüst olmuş durumda. Pentagon geçtiğimiz günlerde savaşın maliyetine ilişkin ilk kez açıklama yaptı: Şu ana kadar 25 milyar dolar. Kongre’deki kilit Cumhuriyetçiler sabırsızlanmaya başlıyor. Ve Trump, Almanya gibi savaşa katılmaya ilgi göstermeyen yabancı müttefiklere sert çıkışlar yapıyor.
Cuma günü destekçilerine hitap eden Trump, hiçbir pişmanlık duymadığını söyledi.
Trump, Cumhuriyetçilerin güçlü olduğu bir bölgede bulunan emeklilik yerleşkesi The Villages’da yaptığı açıklamada, “Yaptığım şey, bilmiyorum, aptalca mıydı, cesur muydu ama akıllıcaydı. Yine yapardım” ifadelerini kullandı.
Trump’ın öngörüsü çökmeye başladı
Buna rağmen Trump’ın kısa süreli ve ekonomik etkileri sınırlı bir çatışma öngörüsü çökmeye başlamış görünüyor.
Trump, 28 Şubat’ta İsrail ile birlikte başlattığı savaşı defalarca savundu ve İran’ın asla nükleer silaha sahip olmaması gerektiğini söyledi. ABD ve İsrail askeri hedefleri vurdu ve aralarında dini liderin de bulunduğu üst düzey İranlı isimleri öldürdü, ancak ülkedeki yönetim hâlâ ayakta ve ABD’ye zarar verebilecek kapasiteye sahip.
Çatışma sürerken Trump, ABD’nin İran’daki varlığının “hiç de uzun olmadığını” savunmak için Vietnam ve Irak’taki uzun savaşlara atıfta bulunarak Amerikalılara olayları “perspektif içinde” değerlendirmeleri çağrısı yaptı.
Sadece üç hafta önce Trump, İran’ın tüm taleplerini kabul ettiğini söylemiş ve bir dönüm noktasının yakın olduğunu ima etmişti. Buna göre İran zenginleştirilmiş uranyumunu ABD ile birlikte ortadan kaldıracak, enerji fiyatları düşecek ve ciddi siyasi sonuçlar doğurma potansiyeli olan küresel kriz yatışacaktı.
Bunların hiçbiri gerçekleşmedi.
Trump, savaşın geleceğine ilişkin çelişkili mesajlar verdi; İran’ın anlaşma yapmak istediğini savunurken Tahran’daki liderliğin “dağınık” olduğunu ve kimin karar verdiğinin belirsiz olduğunu söyledi. Ayrıca, gerçekleşmeyebilecek bir anlaşma için temsilcilerinin 18 saatlik uçuş yapmasının buna değmeyeceğini ifade etti.
Cuma günü ise Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasına yönelik İran’ın son teklifinden memnun olmadığını söyledikten sonra, “Açıkçası belki de hiç anlaşma yapmamak daha iyi. Çünkü bunun böyle devam etmesine izin veremeyiz” dedi.
Cumartesi günü sosyal medyada yaptığı açıklamada İran’ın son teklifini değerlendirdiğini ancak bunun “kabul edilebilir olacağını hayal bile edemediğini” belirterek bu tutumunu pekiştirdi.
Trump, İran için modelinin Ocak ayında ABD güçlerinin Nicolás Maduro’yu devirdiği Venezuela operasyonu olduğunu söyledi. Ancak iki senaryo oldukça farklı.
Venezuela’da yalnızca Maduro devrilmiş, hükümetin geri kalanı büyük ölçüde yerinde kalmış ve Trump yönetimiyle çalışmaya istekli olmuştu. İran’da ise durum böyle değil; bunun bir nedeni de ülke yönetiminin geniş askeri kapasiteyi kontrol etmesi.
Şu an için iki taraf bir irade testine kilitlenmiş görünüyor. Washington, İran’ın zenginleştirilmiş uranyumu teslim etme taleplerini reddetmesi üzerine İran’a yönelik deniz ablukasını sürdürüyor.
Trump, Cuma günü ABD Donanması’nı bir İran yük gemisini ele geçirmesini överken “korsanlar gibi” hareket etmekle tanımladı. Cumartesi günü ise Fars haber ajansına göre İranlı üst düzey bir general, ABD ile yeniden bir çatışmanın mümkün olduğunu söyledi.
Trump ayrıca askeri saldırıların yeniden başlayabileceğini de kabul etti. Cumartesi günü Florida’da gazetecilere İran’a yönelik saldırıların yeniden başlatılmasının ihtimal dahilinde olduğunu söyledi ancak detay vermedi. Trump, “Ama biliyorsunuz, bu gerçekleşebilecek bir ihtimal” dedi.
Hürmüz Boğazı’nın haftalar boyunca fiilen kapalı kalması bekleniyor; bu da enerji fiyatlarının uzun süre yüksek seyretmesi ihtimalini artırıyor. Trump’ın benzin fiyatlarının yakında düşeceği yönündeki açıklamalarına rağmen Enerji Bakanı Chris Wright geçen ay fiyatların yılın geri kalanında yüksek kalabileceğini kabul etti.
Boğazın kapalı kalması, Trump’ın iki hafta sonra Çin’e yapacağı kritik ziyareti de zorlaştırıyor. Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Çin’in petrol ve gaz ithalatının yaklaşık üçte birinin geçtiği bu su yolunun yeniden açılmasını talep etti.
Savaş, Trump ile küresel müttefikleri arasındaki çatlakları da derinleştirdi.
Almanya Başbakanı Friedrich Merz’in Trump’ın İran savaşı nedeniyle “aşağılandığını” söylemesinin ardından Trump Merz’i hedef aldı ve yönetimi, Almanya’dan binlerce askeri çekeceğini açıkladı. Benzer adımların İtalya ve İspanya için de atılabileceğini ima etti.
Başkan, Cuma günü dolan 60 günlük yasal süreye rağmen savaşı sürdürmek için Kongre’den yetki talep etmeyi reddetti. Yönetim, ateşkesin fiilen süreyi durdurduğunu savundu.
Ancak Kongre’ye gönderilen mektuptan sadece saatler sonra Trump kendi argümanını zayıflattı.
Trump şunları söyledi:
“Biliyorsunuz, savaş halindeyiz. Çünkü bence siz de kabul edersiniz ki akıl dışı kişilerin nükleer silaha sahip olmasına izin veremeyiz”
Bazı Cumhuriyetçiler, savaşın maliyetine yönelik endişelerin artmasıyla birlikte “sürenin durduğu” argümanına karşı çıktı.
Ara seçimlere altı ay kala Cumhuriyetçilerin kayıp yaşaması beklenirken bu endişeler daha da belirginleşiyor. Bu hafta başında Pentagon yetkilileri savaşın şu ana kadar 25 milyar dolara mal olduğunu söyledi; bu rakam geçen yılki uzun hükümet kapanmasının merkezinde yer alan Obamacare sübvansiyonlarının genişletilmesinin maliyetine yaklaşık olarak eşit.
Trump ise buna karşılık, kraliyet ailesiyle verilen devlet yemeğinde ve Florida’daki vergi indirimleri konuşmasında da dahil olmak üzere defalarca savaşın, İran’ın nükleer kapasitesini ortadan kaldırmak adına benzin fiyatlarındaki her türlü artışa değeceğini yineledi.
Ancak çoğu anket, savaşın Amerikalılar arasında popüler olmadığını gösteriyor.
