Rusya’nın Ukrayna’da Coca-Cola, Cargill, Boeing ve Philip Morris gibi Amerikan şirketlerine ait tesisleri hedef aldığı ortaya çıktı. ABD’li şirketler saldırıların kasıtlı olduğunu düşünürken, Trump yönetiminin sessiz kalması Washington’a yönelik “çifte standart” eleştirilerini büyüttü
Constant Méheut / New York Times
Rus insansız hava araçları, Amerikalılara ait depoları peş peşe vurdu.
Her biri yaklaşırken ürkütücü bir uğultu çıkarıyordu. Ardından patlamalar geldi; güney Ukrayna’daki dev tahıl terminalini parçaladı ve geceyi alevlere boğdu.
Üç dakika içinde yedi İHA saldırısı gerçekleşti. Kamyon şoförü tarafından kaydedilen ve New York Times tarafından elde edilip doğrulanan videoya göre hedef, ABD’li tarım devi Cargill’di.
Şoför videoda tekrar tekrar “Bu delilik, bu delilik” diye bağırıyor.
Saldırı, yaz aylarından bu yana Rusya’nın büyük Amerikan şirketlerine yönelik düzenlediği saldırıların son örneklerinden biri oldu. Hedef alınan tesisler arasında Coca-Cola, Boeing, atıştırmalık üreticisi Mondelez ve tütün devi Philip Morris ile bağlantılı yapılar da bulunuyor.
Şirketler, yatırımcıları ve sigorta şirketlerini endişelendirmemek için saldırıları büyük ölçüde kamuoyundan uzak tuttu. Ukrayna, Amerikan varlıklarına yönelik bazı saldırıları açıklamış olsa da Cargill ve Coca-Cola’ya yönelik saldırılar daha önce bildirilmemişti.
Rusya’nın Amerikan şirketlerini neden hedef aldığı net değil. Bazı Ukraynalı iş insanları, saldırıların şirketlerin milliyetine bakmaksızın her türlü varlığı hedef alan ve ülke ekonomisini boğmayı amaçlayan daha geniş kapsamlı bir kampanyanın parçası olduğunu söylüyor.
Bazıları ise daha spesifik bir hedef görüyor: Ukrayna, anlaşma odaklı Beyaz Saray ile iş bağlarını derinleştirmeye çalışırken ABD yatırımlarını caydırmak.
Beyaz Saray sessiz
Şirketler, Ukrayna’daki Amerikan ticari çıkarlarına yönelik kasıtlı ve giderek tırmanan bir kampanya gördüklerini belirterek ABD’li yetkililere sessiz şekilde endişelerini iletti. Ancak ABD’nin yurtdışındaki ticari çıkarlarını savunma sözü vermesine rağmen Beyaz Saray’ın tepkisi sınırlı kaldı.
Trump yönetimi, Ukrayna’nın bu yıl kamuoyuna açıkladığı saldırıların hiçbirini kınamadı. Kiev’deki ABD diplomatları ile Ukraynalı iş insanları ve yetkililer saldırılar konusunda uyarılarda bulunduktan sonra yönetimden gelen yanıt, endişelerin farkında olduklarını belirtmekten öteye gitmedi.
Aynı zamanda Washington, Ukrayna’dan, Amerikan şirketlerinin hisselerinin bulunduğu Kazak petrol sahalarından ihracat yapan Rusya’nın Karadeniz’deki petrol terminalini hedef almamasını istedi. Bunu ABD’nin Ukrayna Büyükelçisi Olga Stefanishyna söyledi.
Bu zıt yaklaşım, Trump yönetiminin savaşa yönelik tutumunda “çifte standart” suçlamalarını beraberinde getirdi. Bu durum, Başkan Donald Trump’ın savaşı bitirmek için Ukrayna’ya sürekli olarak elverişsiz şartları kabul etmesi yönünde baskı yaparken Moskova’nın taviz vermeyi reddetmesini görmezden gelmesinin ardından geldi.
ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, Washington’un “her iki tarafı da Amerikan ticari çıkarlarını hedef almaktan kaçınmaya çağırdığını” söyledi. Beyaz Saray sözcüsü ise sorulara yanıt vermedi ve yalnızca Trump ile ekibinin “Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşı sona erdirmek için çok yoğun şekilde çalıştığını” ifade etti.
Haberde adı geçen şirketler ya sorulara yanıt vermedi ya da Ukrayna’daki faaliyetlerini sürdürdüklerini belirten kısa açıklamalar yaptı. Rusya Dışişleri Bakanlığı ise yorum talebine yanıt vermedi.
Şubat ayında Coca-Cola, Cargill ve bir başka tarım devi olan Bunge dahil olmak üzere bazı Amerikan şirketlerinin temsilcileri, Ukrayna’yı ziyaret eden ABD senatör heyetiyle görüştü.
Dış İlişkiler Komitesi’nin kıdemli Demokrat üyesi olan New Hampshire Senatörü Jeanne Shaheen, telefon röportajında “Onların birkaçını dinlediğimde, kasıtlı şekilde hedef alındıklarına inandıklarını söylediler” dedi.
Ruslar ABD sermayesinin Ukrayna’ya gelmesini önlemeye çalışıyor
Ukrayna’daki Amerikan şirketlerini temsil eden Amerikan Ticaret Odası Başkanı Andy Hunder ise Rusların “Amerikan şirketlerinin Ukrayna’ya gelmesini durduracaklarını umarak bu füzeleri ve dronları gönderdiğini” söyledi.
ABD şirketlerinin Ukrayna’daki varlığı yaklaşık 120 şirketle sınırlı. Ancak McDonald’s ve Coca-Cola gibi büyük tüketici markaları ile büyük Amerikan tahıl tüccarlarının tamamı ülkede faaliyet gösteriyor.
Birçok şirket, Rusya’nın 2022’de başlattığı işgalin ilk haftalarında zarar gördü. Kiev’in dışındaki Velyka Dymerka kasabasında Rus askerleri, kısmen Coca-Cola’ya ait olan bir şişeleme tesisini yağmaladı. Kasabanın belediye başkanı Oleksandr Borsuk’a göre askerler Jack Daniel’s viski şişeleri dahil birçok ürünü aldı. Askerlerin daha sonra sokaklarda sarhoş kutlama yapmasının ardından kasaba sakinleri, viskinin Rus ilerleyişini yavaşlattığı yönünde şakalar yaptı.
Şişeleme tesisi, Rus birliklerinin geri püskürtülmesinin ardından Mayıs 2022’de yeniden faaliyete geçti. Sonraki üç yıl boyunca, Ukrayna’daki çoğu Amerikan şirketi gibi herhangi bir sorun yaşamadan faaliyet gösterdi.
2023 sonundan 2025 Ocak ayına kadar ABD Dışişleri Bakanlığı’nda Avrupa ve Avrasya İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı olarak görev yapan Jim O’Brien, “2025 öncesinde Rusya’nın Ukrayna’daki Amerikan şirketlerini özel olarak hedef aldığını hatırlamıyorum” dedi.
Bu durum 2025 yazında değişti.
Haziran ortasında Kiev’deki bir Boeing tesisi saldırıda zarar gördü. İki ay sonra ise Rus seyir füzeleri, Amerikan elektronik üreticisi Flex’in fabrikasına isabet etti. Bu tesis, cephe hattından yüzlerce kilometre uzaklıktaki batı Ukrayna’da bulunuyor.
Flex’e yönelik saldırı, Ukrayna’daki Amerikan iş dünyasında şok etkisi yarattı.
Hunder, Trump’a “Ukrayna’daki Amerikan şirketlerinin yanında durması” ve “Putin’e ABD’nin kendi şirketlerini koruduğunu göstermesi” çağrısında bulundu. Trump ise gazetecilere yaptığı açıklamada saldırıdan “memnun olmadığını” söyledi.
Rusya ise saldırılarını sürdürdü.
Savaş 2026’ya girerken saldırılar daha da yoğunlaştı.
Sadece dört hafta içinde Bunge, Philip Morris ve Mondelez’e ait tesisler vuruldu. Bu tırmanış, Rusya’nın Ukraynalı ve Avrupalı şirketleri de kapsayan geniş çaplı hava saldırılarındaki artışla aynı döneme denk geldi.
Bununla birlikte birçok Ukraynalı iş insanı, Amerikan şirketlerine yönelik saldırıların Ukrayna’nın geçen yıl ABD ile ekonomik ilişkilerini derinleştirmeye başlamasıyla yoğunlaştığına dikkat çekti.
Geçen ilkbaharda Kiev ile Washington, ABD’ye Ukrayna’nın enerji sektöründeki yatırımlara öncelikli erişim sağlayan bir anlaşma imzaladı. Ocak ayında ise Ukrayna hükümeti, devlete ait büyük bir lityum madeninin işletme ihalesini Trump’ın milyarder bir dostuna ve kısmen ABD hükümetine ait bir şirkete verdi.
Eski ekonomi bakan yardımcısı olan ve şu anda ABD-Ukrayna iş ilişkilerini geliştirme projelerinde çalışan Oleksandr Romanishyn’e göre saldırılar, “Amerikan fabrikalarını, depolarını ve ofislerini kabul edilemez bir risk gibi göstererek” bu iş odaklı yaklaşımı baltalamayı amaçlıyor.
Saldırılar konusunda alarm vermek ise hassas bir mesele haline geldi.
Şirketler saldırıları gizlemeyi tercih ediyor
Bazı halka açık şirketler, hissedarları korkutabileceği endişesiyle saldırıları kabul etmeyi reddediyor. Bazıları ise savaşa rağmen hâlâ Rusya’da faaliyet gösteriyor ve bu durum tabloyu daha da karmaşık hale getiriyor. Ukrayna ise bazı saldırıları açıklamış olsa da iş yapmak için riskli bir ülke imajını güçlendirmemek adına bunları özellikle öne çıkarmıyor.
Hunder, Şubat ortasında Ukrayna’yı ziyaret eden ve aralarında Shaheen’in de bulunduğu ABD senatör heyetiyle bir miktar ilerleme sağladı. Senatörlere saldırılar hakkında bilgi verildi ve heyet, endişelerini dile getiren açıklamalar yaptı.
Shaheen daha sonra, “Ukrayna içinde faaliyet gösteren Amerikan şirketlerinin özellikle hedef alınmasını ve Amerikan yatırımlarını caydırma girişimlerini” kınayan iki partili Senato karar tasarısına imza attı.
Ancak Shaheen’e göre Trump yönetiminin tepkisi sessizlikten ibaret kaldı.
Yönetim, Ukrayna tarafından kamuoyuna açıklanan Bunge, Mondelez ve Philip Morris saldırılarına da kamuoyu önünde tepki vermedi.
