Kazakistan, çok yönlü dış politika stratejisi kapsamında ABD ile kritik madenler, yapay zeka ve ulaştırma alanlarında milyarlarca dolarlık anlaşmalara imza attı.
Cumhurbaşkanı Tokayev’in Trump için kullandığı “Tanrı tarafından gönderildi” ifadesi ziyaretin en çok konuşulan mesajlarından biri oldu
Paul Sonne/The New York Times
Kazakistan’ın başkenti Astana’nın silüeti, Orta Asya ülkesinin dış politikaya yaklaşımını adeta somutlaştırıyor.
Kazak-Rus iş merkezinin tepesinde
“Moskova” yazılı bir tabela yer alıyor.
Hemen yanında Çin devlet petrol şirketine ait pagoda çatılı lüks bir otel bulunuyor.
Yakınında ise ABD markası Ritz-Carlton logosunu taşıyan gösterişli bir otel kulesi ve alışveriş merkezi yükseliyor.
Bütün bu yapılar ise, Birleşik Arap Emirlikleri merkezli bir gayrimenkul şirketi tarafından geliştirilen ve kentin en yüksek gökdeleni olan Abu Dhabi Plaza’nın gölgesinde yer alıyor.
Bu tablo, Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev’in “çok yönlü” dış politika olarak tanımladığı yaklaşımın bir ürünü.
Rusya ve Çin ile komşu olan, denize kıyısı bulunmayan ve 21 milyon nüfusa sahip Kazakistan, daha fazla bağımsızlık ve güvenlik elde etmek amacıyla komşu süper güçlerin etkisini dengelemeye çalışıyor.
Bunun için de daha uzak ülkelerden yatırım çekmeye odaklanıyor. Bu ülkeler arasında ABD’nin yanı sıra Hollanda ve İsviçre gibi Avrupa ülkeleri, Güney Kore, Türkiye ve Orta Doğu’daki birçok ülke bulunuyor.
Körfez ülkeleri modeli örnek alınıyor
Kazakistan’ın egemen varlık fonu Samruk Kazyna’nın merkezinde, Basra Körfezi ülkelerini örnek alma isteği açıkça hissediliyor. Adını, Kazak halk inanışında Hayat Ağacı’nın tepesine altın yumurta bırakan efsanevi Samruk kuşundan alan fonun bulunduğu yapı, bu yaklaşımın simgelerinden biri olarak görülüyor.
Kazakistan’ın sıkı kontrol altındaki siyasi sistemi, çok uluslu yatırım arayışı ve doğal kaynaklardan beslenen kalkınma modeli; Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar gibi ülkelerle benzerlikler taşıyor.
Fonun başkanı Nurlan Zhakupov, Astana’nın yeni inşa edilen bölümüne bakan bir gökdelende verdiği röportajda şu ifadeleri kullandı:
“Pragmatik bir yaklaşımla hareket ediyoruz. ABD, Avrupa Birliği, Çinli, Rus, Koreli, Alman, Emirliklerden ya da başka herhangi bir şirketle çalışmanın avantajlı olduğunu görürsek bunu göreceli performans temelinde değerlendiriyor ve bizim için en iyi olanı seçiyoruz”
Son dönemde odak ABD oldu
Son dönemde ise özellikle ABD’ye yönelik ilgi arttı.
Kazakistan, Rusya ile NATO benzeri bir askeri ittifakın ve Avrupa Birliği benzeri bir ticaret bloğunun küçük ortağı konumunda bulunuyor. Ancak bu durum, ülke yönetiminin Başkan Donald Trump döneminde Washington ile ilişkileri agresif şekilde geliştirmesine engel olmadı. Bu süreçte çok sayıda ticari anlaşma imzalandı, üst düzey görüşmeler gerçekleştirildi ve ABD’li şirketlerle yoğun temas kuruldu.
Rusya’nın Ukrayna’ya karşı başlattığı savaşın ardından Orta Asya ülkeleri kendi aralarında daha yakın iş birliği kurarken, Trump’ın çıkar odaklı dış politika anlayışını da memnuniyetle karşıladı.
Bölge ülkeleri, Kremlin’i ya da Çin’i kızdırmamaya özen gösterirken Moskova’ya olan bağımlılıklarını azaltabilecek fırsatlar arıyor.
1990’lı yılların sonlarından bu yana bölgede çalışan Kazakistan Amerikan Ticaret Odası Başkanı Jeff Erlich, “İş ilişkileri açısından hiç olmadığı kadar iyi bir dönemden geçiyoruz. Benim deneyimime göre bu çok net” değerlendirmesinde bulundu.
İnsan hakları yerine ticaret ön plana çıktı
Washington’da Trump, dış politikada uzun yıllardır kullanılan insan hakları ve demokrasi söylemini büyük ölçüde bir kenara bıraktı. Bunun yerine ticaret odaklı bir yaklaşımı benimsedi ve Kazakistan gibi ülkeleri, ABD’ye sunabilecekleri anlaşmalar üzerinden değerlendirmeye başladı.
Trump yönetiminin öncelikleri arasında, Kazakistan’ın zengin kritik maden rezervlerine erişim sağlamak ve bu kaynakların Rusya’yı devre dışı bırakan, Hazar Denizi ile Kafkaslar üzerinden geçen Orta Koridor güzergâhı kullanılarak ihraç edilmesini güvence altına almak yer alıyor.
Tokayev’in otoriter yönetim tarzı geçmişte Kazakistan ile ABD arasındaki ilişkilerin önünde engel oluşturuyordu. Ancak Trump’ın ikinci başkanlık döneminde, Kazakistan’da insan hakları alanında faaliyet gösteren ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı (USAID) programlarının sona erdirilmesiyle birlikte bu konu Washington açısından artık sorun olmaktan çıktı.
17 milyar doları aşan anlaşmalar
Tokayev, Trump’ın oluşturduğu “Board of Peace” girişimine katıldı. Kazakistan’ın İsrail ile zaten diplomatik ilişkileri bulunmasına rağmen Abraham Anlaşmaları’na da imza attı.
Geçen yıl ise Orta Asya liderlerinden oluşan üst düzey bir heyete başkanlık ederek Washington’a gitti. Bu ziyaret sırasında Kazakistan’ın devlet madencilik şirketi, daha sonra Trump’ın oğulları tarafından desteklendiği ortaya çıkan ABD’li bir şirketle tungsten anlaşması imzaladı.
Bu anlaşma, Kazakistan’ın ABD’li şirketlerle yaptığı toplam 29 anlaşmadan yalnızca biri oldu. Toplam değeri 17 milyar doları aşan anlaşmalar arasında Amazon’un Leo uydu internet hizmetiyle yapılan iş birliği, ABD’li çip üreticisi Nvidia ve Amerikan bulut bilişim şirketi Firebird ile yapay zekâ veri merkezi kurulmasına yönelik anlaşma da yer aldı.
Bunun yanı sıra Kazakistan, ABD’li Wabtec şirketinden 300 adet demiryolu vagonu satın almak için 4,2 milyar dolarlık bir anlaşmaya da imza attı.
Washington ziyareti sırasında Tokayev, Trump için “Tanrı tarafından gönderildi” ifadelerini kullandı.
Siyasi riskler de gündemde
Ancak Trump ile ilişkilere fazla ağırlık verilmesi, Washington’daki siyasi dengelerin değişmesi halinde Kazakistan açısından risk oluşturabilir.
Georgia Demokrat Senatörü Jon Ossoff, yeniden seçim kampanyası sırasında, Demokratların Kongre’de çoğunluğu elde etmesi halinde Trump’ın oğullarının Kazakistan’daki tungsten anlaşmasındaki rolüne ilişkin kişilerin yemin altında ifade vermek zorunda kalacağını söyledi.
Öte yandan bazı Batılı yatırımcılar, Rusya ve Çin’in Kazakistan üzerindeki nüfuzunun, Moskova veya Pekin’in müdahale etmesi durumunda Batılı ülkelere yönelik kritik maden tedarikini tehlikeye atabileceğinden endişe ediyor.
Bununla birlikte Kazakistan, Rusya ile Batı arasındaki ilişkiler Ukrayna savaşı nedeniyle ciddi şekilde bozulmuş olmasına rağmen, şu ana kadar Batılı ülkeler için güvenilir bir kritik maden tedarikçisi olmayı sürdürdü.
