İran’daki savaş Amerikan halkı arasında pek popüler değil. Son anketler, seçmenlerin üçte ikisine varan bölümünün, fiyatların yükselmesine ve ABD’nin mühimmat stoklarının tükenmesine yol açan sekiz aylık çatışmayı Başkan Donald Trump’ın yönetme biçimini onaylamadığını gösteriyor
Lara Jakes / New York Times
Buna rağmen Trump, seçim kampanyasının son günlerinde savaştan söz etmeyi sürdürdü. Cumartesi günü gazetecilere yaptığı açıklamada, “Hala halletmemiz gereken, sanırım bir ya da iki hedef var, ancak bunu 10 dakika içinde yapabiliriz” dedi.
Pazar günü düzenlenen bir seçim mitinginde ise “İran’la işimizin henüz bitmemesinin tek nedeni, iyi niyetli davranmak istemem. Yapabilirsem bütün o insanların hayatlarını kurtarmaya çalışmak istiyorum” ifadelerini kullandı.
Pazartesi günü de “İran’la savaştık. Kazandık” dedi. Saatler sonra yetkililer, ABD ordusunun İran’ın Keşm Adası’nı vurduğunu doğruladı. Yetkililer, saldırıyı gerilimi tırmandırmasının beklenmediği bir savunma tedbiri olarak nitelendirdi.
Analistlere göre Trump’ın İran konusunu sürekli gündeme getirmesinin üç nedeni var.
İran’ı anlaşma masasına oturtmak
Anlaşma yapma becerisiyle övünen Trump, müzakereleri yeniden başlatmaya çalışıyor olabilir.
Tarafsız bir düşünce kuruluşu olan Barış ve Diplomasi Enstitüsü’nün Genel Müdürü Arta Moeini, “Saldırı tehdidinde bulunarak İranlılara şu mesajı vermek istiyor: ‘Ya hemen müzakere masasına gelirsiniz ya da sonuçlarına katlanırsınız'” dedi.
İran Dışişleri Bakanlığı pazartesi günü yaptığı açıklamada, ABD’nin İran’a yönelik ekonomik yaptırımları kaldırması ve dondurulmuş milyarlarca dolarlık İran varlığını serbest bırakması da dahil olmak üzere çeşitli talepleri kabul etmesi halinde Hürmüz Boğazı’nı iki gün içinde yeniden açmaya hazır olduğunu bildirdi.
Trump yönetiminin bu iki koşuldan herhangi birini kabul etmesi pek olası görünmüyor. Moeini, Trump’ın şimdilik “daha önce de yaptığı gibi diplomasi vaadini yeniden kullanacağını” söyledi.
Moeini, “Bunu açıklayabilir ve belki seçimlerde daha iyi sonuçlar elde edebilir. Ancak daha sonra yine ‘Verdikleri sözleri tutmadılar, dolayısıyla saldırabiliriz’ diyebilir” ifadelerini kullandı.
‘Sert adam’ söylemi daha önce işe yaradı
Tehditkar söylemler Trump’ın siyasi kimliğinin bir parçası ve sadık bir destekçi kitlesi oluşturmasına yardımcı oldu.
Londra merkezli düşünce kuruluşu Chatham House’un araştırma direktörlerinden Andrew Payne, “Amerikan kamuoyunda, Jacksoncı gelenek olarak bilinen, güçlü bir lider görüntüsü sergileyen ve kötü adamlara haddini bildirmeye hazır bir liderden hoşlanan çok belirgin bir kesim var” dedi.
Ancak Payne, İran’a yönelik bu yaklaşımı “yanlış yönlendirilmiş” bir siyasi strateji olarak nitelendirdi, “Anketleri gördünüz” dedi.
İran’ı siyasi mirasının bir parçası olarak görüyor
Bununla birlikte, anketler bundan sonra Trump açısından daha az önem taşıyacak.
Salı günü yapılan seçimlerin sonucu ne olursa olsun Trump, görev süresinin son iki yılına girecek. Bu dönem, başkanların tarihte bırakacakları mirası güvence altına almak amacıyla sıklıkla siyasi riskler üstlendikleri bir dönem olarak görülüyor.
Payne, “Trump, dış politikadaki mirasını bir ölçüde İran meselesine bağladı” dedi ve şöyle devam etti:
“Uzun vadede bu meselede kendi lehine bir çözüme ulaşmaya çalışmak, onun açısından sandıktaki kısa vadeli etkiler konusunda endişelenmekten daha önemli.”
Trump yönetimi, birkaç gün içinde saldırı düzenlemeye hazır olmak amacıyla üç uçak gemisini, binlerce deniz piyadesini, savaş uçaklarını ve Özel Harekat kuvvetlerini halihazırda Basra Körfezi bölgesine sevk ediyor.
Moeini, “Ne olursa olsun gerilimi tırmandıracağına gerçekten inanıyorum. Bunların boş tehditler olduğunu düşünmüyorum” dedi.
