ABD’de yıllardır devam eden Halkbank davasının düşürülmesine giden süreçte Türkiye’nin 7 Ekim sonrası izlediği diplomatik politika dikkat çekici bir rol oynadı. ABD basınında yer alan analizlere göre Ankara’nın özellikle Orta Doğu krizinde üstlendiği arabulucu rolü, Washington yönetiminin davaya yaklaşımını etkileyen faktörlerden biri oldu.
The New York Times’dan Devlin Barrett’in haberine göre ABD Adalet Bakanlığı ile Türkiye’nin kamu bankası Halkbank arasında yapılan anlaşma, iki ülke arasındaki uzun süredir devam eden diplomatik gerilimlerden birini yumuşatabilecek önemli bir gelişme olarak görülüyor.
Yetkililerin değerlendirmelerine göre dava sürecinin sona ermesi yalnızca hukuki bir gelişme değil; aynı zamanda Türkiye ile ABD arasındaki siyasi ilişkilerde yeni bir dönemin işareti olabilir.
Halkbank davasında kritik anlaşma
ABD’de federal savcılar tarafından 2019 yılında açılan dava, Halkbank’ın İran’a yönelik ABD yaptırımlarını delmek için milyarlarca dolarlık bir finans ağı oluşturduğu iddiasına dayanıyordu.
Ancak son gelişmeler kapsamında taraflar “ertelenmiş kovuşturma anlaşması” olarak bilinen bir hukuki mekanizma üzerinde uzlaştı. Bu anlaşmaya göre dava tamamen düşmeden önce belirli denetim ve uyum şartlarının yerine getirilmesi gerekecek.
Bu süreçte bankanın uluslararası finansal işlemleri üzerinde bağımsız bir uyum denetimi yapılması planlanıyor.
Türkiye’nin 7 Ekim sonrası rolü
ABD basınındaki değerlendirmelere göre davanın çözümünde dikkat çeken unsurlardan biri Türkiye’nin 7 Ekim 2023 sonrası Orta Doğu diplomasisinde üstlendiği rol oldu.
Türkiye özellikle:
esir takası görüşmeleri
ateşkes diplomasi girişimleri
bölgesel arabuluculuk temasları
gibi başlıklarda aktif bir diplomasi yürüttü.
ABD’li yetkililer, bu süreçte ortaya çıkan “olağanüstü dış politika ve ulusal güvenlik koşullarının” davanın çözümünde etkili olduğunu ifade etti.
Davanın arka planı
Halkbank davası ABD ile Türkiye arasında yıllardır süren en hassas başlıklardan biri olarak biliniyordu.
Savcılık iddialarına göre banka, İran’ın petrol gelirlerini altın ve nakit işlemleri üzerinden dolaşıma sokarak ABD yaptırımlarını aşmasına yardımcı oldu.
Toplam işlem hacminin 20 milyar doları bulduğu ileri sürülüyordu.
Türkiye ise dava sürecinin siyasi motivasyonlarla yürütüldüğünü savunmuş ve bankanın suçsuz olduğunu açıklamıştı.
Dava sonrası dikkat çeken gelişme
Davanın çözülmesi piyasada da hızlı bir etki yarattı.
Uzmanlara göre anlaşmanın açıklanmasının ardından:
Halkbank hisselerinde güçlü yükseliş görüldü
Türkiye-ABD ilişkilerinde yeni bir diplomatik sayfa açılabileceği konuşulmaya başladı.
Türkiye’nin uluslararası finans erişimi açısından risk algısı bir miktar azaldı
Bazı analistler ise bu gelişmenin ilerleyen dönemde savunma ve ticaret alanlarında yeni anlaşmaların önünü açabileceğini değerlendiriyor.
