New York Times | Faturası savaştan bile ağır olabilir: ABD’nin deniz ablukası İran ekonomisini tüketti

IMG_2619

Farnaz Fassihi / New York Times

İran, Başkan Donald Trump’ın savaşı sona erdirecek bir anlaşma için baskı yaptığı çarşamba günü meydan okuyan bir ton benimsedi, ancak ekonomisinin ciddi şekilde sıkıştığını da kabul etti.

İran, ABD’nin son barış teklifini değerlendirirken, limanlarına yönelik ABD askeri ablukasının kaldırılması ve petrol sektörüne yönelik baskının hafifletilmesi şartını koşuyor.

Abluka, İran’ın petrol ihracatını durdurdu ve kritik gelir kaynaklarını kesti. Ülke, petrolünü depolayacak yer bulamama riskiyle karşı karşıya. Abluka ayrıca diğer malların ithalatını da etkiliyor ve İran’ı komşu ülkeler ile Hazar Denizi’ndeki küçük limanları üzerinden alternatif güzergahlar aramaya zorluyor.

Savaş öncesinde bile kötü durumda olan İran ekonomisindeki sıkıntılar ise giderek ağırlaşıyor.

İran Ticaret Odası’nın enerji komitesinde görev yapan ve İran petrol sektörü üzerine uzman olan Hamid Hosseini, Tahran’dan verdiği röportajda, “Deniz ablukası savaştan bile çok daha ciddi bir tehdit ve mevcut çıkmaz aşılmalı, çünkü petrol ve enerji ihracatımız ile rafinerilerimizin kaderi artık risk altında” dedi.

Petrol sektörü ağır darbe aldı

Küresel denizcilik veri şirketi Kpler’e göre, abluka öncesinde İran’ın petrol ihracatının yaklaşık yüzde 98’i Hürmüz Boğazı’ndan geçiyordu. ABD ve İsrail’in beş hafta süren bombardıman kampanyası sırasında bile İran’ın petrol ihracatı devam etmişti.

Ancak Kpler verilerine göre, ABD ablukasının 13 Nisan’da başlamasından bu yana petrol yüklü hiçbir İran tankeri boğazdan çıkamadı.

İran normal şartlarda günlük yaklaşık 4 milyon varil petrol üretiyor. Bunun yaklaşık yarısı ülke içinde kullanılıyor, geri kalanı ise ihraç ediliyor. İhracat için bekleyen petrol, kara üzerindeki tanklarda ve Basra Körfezi’ndeki tankerlerde depolanıyor. Ancak boş tankerlerin neredeyse tamamının geri dönüşü abluka nedeniyle engellendiği için bu kapasite hızla doluyor. İran’ın karadaki depolama kapasitesi, Harg Adası dahil yaklaşık 120 milyon varil.

Tankerlerdeki kapasite ise 32 milyon varil seviyesinde bulunuyor.

Kpler petrol analizleri başkanı Homayoun Falakshahi’ye göre, abluka kaldırılmazsa İran yaklaşık 25 ila 30 gün içinde depolama alanını tamamen tüketebilir. Diğer uzmanlar ise birkaç haftadan bir ayın üzerine kadar değişen tahminler paylaştı.

Falakshahi, “Abluka aslında İslam Cumhuriyeti’nin başına finansal bir son tarih koymak anlamına geliyor” dedi.

İran Petrol Bakanlığı’ndan bir yetkili, depolama krizini hafifletmek amacıyla bazı petrol kuyularında üretim kesintilerine başlandığını söyledi. Hİsminin açıklanmamasını isteyen yetkili, kara ve deniz depolama kapasitesinin tükenmesine yaklaşık 40 ila 45 gün kaldığını tahmin etti.

İran, bazı petrol kuyularını kapatmak zorunda kalabilir. Bu kuyuların yeniden devreye alınması ise hem yavaş hem de son derece maliyetli olabilir. Petrol Bakanlığı yetkilisi, bazı eski kuyular için kapatmanın kalıcı hale gelebileceğini çünkü yeniden üretime başlamanın ekonomik olmayacağını söyledi.

Alternatif ticaret rotaları aranıyor

Savaş öncesinde İran’ın ithalat ve ihracatının yaklaşık yüzde 70’i güney kıyısındaki limanlardan yapılıyordu. Ülke; tahıl, ilaç, elektronik ürünler ve sanayi ekipmanları dahil çok çeşitli mallar ithal ediyor. Hükümet şimdi ekonominin ve halkın ihtiyaç duyduğu ürünlere erişmek için yeni yollar arıyor.

İran’ın kara ve deniz sınırları bulunuyor.

Batıda Türkiye ve Irak, doğuda Afganistan ve Pakistan, kuzeyde ise Azerbaycan, Ermenistan, Türkmenistan ve Hazar Denizi yer alıyor. Bu bölgeler ABD ablukasına tabi değil. İran, Pakistan ve Türkiye üzerinden kara yoluyla taşımacılığa başladı, Rusya’dan Hazar Denizi üzerinden sevkiyat alıyor ve Çin’i Türkmenistan ile Kazakistan üzerinden İran’a bağlayan demir yolunu kullanıyor. Ancak bu rotalar üzerinden büyük miktarlarda petrol ihracatı yapmak kolay görünmüyor.

Londra merkezli ve İran ekonomisini takip eden düşünce kuruluşu Bourse & Bazaar Foundation’ın CEO’su Esfandyar Batmanghelidj, “Bu güzergahlar Basra Körfezi’ndeki aksaklıkları tamamen telafi etmeyecek, ancak güney limanlarına alternatif olarak küçük bir destek sağlayacak” dedi.

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Hamid Ghanbari ise pazar günü önde gelen bir ekonomi gazetesine verdiği röportajda, İran’ın ekonomik baskıya dayanabileceğini söyledi ancak “Bu her şeyin normal olduğu, her şeyin harika gideceği ve hiçbir baskı hissetmeyeceğimiz anlamına gelmiyor. Biz savaş halindeyiz ve savaşın zorlukları vardır” ifadelerini kullandı.

Ekonomik acı derinleşiyor

Savaş, yıllardır süren ABD yaptırımları, kötü yönetim ve yolsuzluk nedeniyle zaten yıpranmış olan İran ekonomisini ağır şekilde sarstı. Savaş başlamadan hemen önce enflasyon ve İran para birimi riyaldeki değer kaybı ülke çapında protesto dalgasını tetiklemiş, hükümet ise gösterileri ölümcül güç kullanarak bastırmıştı.

İran para birimi riyalin değeri şimdi daha da hızlı düşüyor. Enflasyon yüzde 60 ile tüm zamanların zirvesine ulaştı. İranlılar Türkiye sınırından yemeklik yağ taşıyor. Ülke genelinde neredeyse her sektörde işten çıkarmalar yaşanırken en az 1 milyon kişinin işini kaybettiği belirtiliyor. Çok sayıda kamu çalışanı ise en az iki aydır maaşlarını tam olarak alamıyor.

İran Meclis Başkanı ve ABD ile yürütülen müzakerelerin başındaki isim olan General Mohammad Bagher Ghalibaf, çarşamba günü halka gönderdiği sesli mesajda, “Düşman, deniz ablukası yoluyla ekonomik baskı kurmaya, medya kampanyası yürütmeye ve ulusal birliği zayıflatarak bizi teslim olmaya zorlamaya çalışıyor” dedi.

İnsanlar sosyal medyada hayatta kalabilmek için birikimlerini tüketmek ve kişisel eşyalarını satmak zorunda kaldıklarını anlatan paylaşımlar yapıyor. Ekonomi kötüleşmeye devam ederse hükümet yeni protestolarla ve halkın giderek büyüyen öfkesiyle karşı karşıya kalabilir. Önceki protestolar İslam Cumhuriyeti için meşruiyet sorunu yaratmış olsa da yönetimin göstericilere karşı ölümcül güç kullanma isteği nedeniyle rejimi devirememişti.

Sara Karimi adlı İranlı bir kadın bu hafta sosyal medyada yaptığı paylaşımda, “İran’ın modern orta sınıfı için hayatın hiç bu kadar felaket derecede aşağılayıcı olduğunu düşünmüyorum. Bu ülkenin tarihinde kıtlıklar ve krizler eksik olmadı ama ekonomik çöküşe günlük hayatta hissedilen ayrımcılık, eşitsizlik ve insan onurunun ihlali duygusu eşlik ediyor. Geriye insanda yalnızca öfke kalıyor” ifadelerini kullandı.

Exit mobile version