New York Times | Ara seçimler yaklaşırken yüksek borç ve artan fiyatlar Trump’ı köşeye sıkıştırıyo

IMG_7887

ABD’de enflasyonun yüksek seyretmesi, Kanada’ya yönelik yeni tarifeler, İran savaşı ve 40 trilyon doları aşan kamu borcu Trump üzerindeki baskıyı artırıyor. Ara seçimlere iki ay kala seçmenin ekonomiye yönelik hoşnutsuzluğu, Başkan’ın en önemli siyasi sınavlarından birine dönüşüyor

Tony Romm / New York Times

Donald Trump’ın yeniden başkanlığa seçilmesinin üzerinden yaklaşık iki yıl geçerken ABD ekonomisi büyük bir baskı altına girdi; aileler ve işletmeler, bitmek bilmeyen küresel çatışmaların ve hızla yükselen kamu borcunun ağır mali sonuçlarıyla karşı karşıya kaldı.

Pandemiden yorulmuş seçmenlerin yaşadığı ekonomik hayal kırıklığı, Trump ve Cumhuriyetçi Parti’deki müttefiklerinin 2024’te Washington’da yönetimi ele geçirmesine yardımcı olmuştu.

Cumhuriyetçiler, iktidarı enflasyon sorununu ortadan kaldırmak ve sorunun temelinde gördükleri savurgan kamu harcamalarını ciddi biçimde azaltmak için kullanacaklarına söz vermişti.

Ancak Trump’ın görevdeyken attığı adımlar bu vaatleri karmaşık hale getirdi, hatta baltaladı. Ara seçimlere iki ay kala, izlediği bazı politikalar yardım etmeyi vadettiği kesimlerin ekonomik sıkıntılarının uzamasına ya da daha da kötüleşmesine yol açtı.

Her şey, ülkenin pandemi sonrasındaki yıllarda hayat pahalılığını düşürmek için verdiği uzun mücadeleyi daha da zorlaştıran yıpratıcı küresel ticaret savaşıyla başladı. Başkan bu hafta söz konusu hamlesini tırmandırarak yeniden Kanada’yı hedef aldı ve Amerikalılar için fiyatları artırabilecek maliyetli bir karşılıklı tarife savaşını tetikledi.

İran’la savaş da sona ermeye yakın görünmüyor. Cuma günü altıncı ayını dolduran ve çözümü giderek zorlaşan çatışma, benzin fiyatlarının son derece yüksek kalmasına neden oldu. Trump’ın devam eden askeri müdahalesinin maliyeti de ülkenin mali sorunlarını daha da ağırlaştırarak kamu borcunun 40 trilyon doların üzerine çıkmasına katkıda bulundu. Bu gelişme tahvil piyasasını sarsarken, başta konut kredileri olmak üzere borçlanmayı daha pahalı hale getirerek Amerikalıların mali durumunu da etkiledi.
Başkan, yönetiminin ailelere ve işletmelere yardımcı olduğunu ve selefi Başkan Joe Biden dönemindeki yanlışları düzelttiğini savunmayı sürdürüyor. Ancak anketler, Trump’ın programını bütünüyle hayata geçirirken seçmenlerden sabırlı olmalarını isteyen söyleminden seçmenlerin giderek yorulduğuna işaret ediyor. Bu durum, ara seçimleri Trump’ın siyasi yükselişinin temel dayanaklarından biri olan ekonomi konusundaki güvenilirliği açısından bir referanduma dönüştürebilir.

Fitch Ratings ABD Ekonomisi Başkanı Olu Sonola, Amerika’da fiyatların kalıcı biçimde yüksek seyretmesini “bin küçük darbenin birikerek ağır sonuçlar doğurması” olarak nitelendirdi.

Sonola, geçen yıl boyunca savaştan tarifelere kadar birçok faktörün aynı anda ortaya çıktığına dikkat çekti. Bu gelişmelerin enflasyonu daha da kötüleştirdiğini ve daha da önemlisi tüketicilerin ekonominin durumuna ilişkin beklentilerini olumsuz etkilediğini söyledi.

Sonola, “Damla damla, damla damla; haftalar boyunca, aylar boyunca devam etmesinin bir etkisi oluyor” dedi.
Trump açısından riskler, son haftalarda yayımlanan ve endişe yaratan bir dizi ekonomik göstergede açıkça görülüyor. Bunların arasında çarşamba günü açıklanan önemli bir enflasyon göstergesi de bulunuyor. Verilere göre fiyatlar temmuz ayında bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 3,7 arttı.

Bu oran haziran ayında ölçülen yıllık oranla aynı seviyedeydi ve fiyat baskılarının ABD Merkez Bankası’nın (Fed) hedefinin oldukça üzerinde bir seviyede takılı kaldığını ortaya koydu.
Trump döneminde her şey kötü değil.

Ekonomi büyüyor, imalat sektörü yükselişte ve iş gücü piyasası istikrarlı kalmayı sürdürüyor. Bu olumlu gelişmeler, yapay zeka alanındaki yeni yatırımlarda yaşanan büyük artışla aynı döneme denk geliyor.

Söz konusu yatırımlar finans piyasalarında rekor seviyelerin görülmesini sağlarken, teknolojinin gerçek anlamda ekonomiye nüfuz etmesiyle birlikte ekonomik bir patlama yaşanma ihtimalini de artırdı.

Ancak EY-Parthenon Başekonomisti Gregory Daco, bazı verilerin ABD ekonomisinin mevcut politika tercihleri olmasaydı çok daha güçlü bir performans gösterebileceğine işaret ettiğini söyledi. Daco, bu hafta yayımladığı araştırma notunda, “politika kaynaklı” olarak nitelendirdiği son dönemdeki bir dizi şok yaşanmasaydı ABD ekonomisinin daha güçlü büyüyebileceğini ve diğer ekonomik göstergelerde de daha olumlu bir tablo ortaya çıkabileceğini belirtti.

Bu şoklardan biri geçen cumartesi günü geldi. Trump, Kanada’dan ithal edilen bazı ürünlere resmen yeni tarifeler uygulamaya koydu ve ardından ülkenin otomotiv sektörüne yönelik ilave ve yüksek oranlı vergiler getirmekle tehdit etti.

Kanada’nın daha sonra misilleme adımları atmasıyla birlikte yaşanan gerilim, Trump’ın hem müttefikleri hem de rakiplerini sarsan küresel ticaret savaşının hareketli ilk günlerini hatırlattı.

Tarifeler ithalata uygulanan vergilerdir. Dolayısıyla daha önce olduğu gibi Başkan’ın attığı adımların Kanada ürünleri satın alan Amerikalı tüketicileri sert biçimde vurması bekleniyor. Partiler üstü Yale Budget Lab’in bu ay yayımladığı bir tahmine göre, Trump’ın güncellenen tarife politikası nedeniyle haneler yıllık ortalama yaklaşık 1.100 dolar ek maliyetle karşı karşıya kalacak. Ancak perşembe günü fiyatların yükselme ihtimali sorulduğunda Trump, Kanada’ya uyguladığı tarifelerin “kendileri için çok iyi” olacağını savundu.

Wells Fargo Kıdemli Ekonomisti Sarah House ise enflasyonun yılı yaklaşık yüzde 3,5 seviyesinde tamamlayabileceğini öngördü. House, bunun bazı uzmanların 2026 başında beklediğinden oldukça yüksek bir seviye olduğunu söyledi. Yapay zekanın yükselişinden Washington’daki politika kararlarına kadar birçok faktör, daha iyimser olan bu tahminleri altüst etti.
House, “Tüketicilerin elde ettikleri gelir ile paranın ne kadar hızlı ceplerinden çıktığı arasında büyük bir fark var” dedi.

Beyaz Saray Ekonomi Danışmanları Konseyi’nin yeni Başkanı Christopher Phelan yaptığı açıklamada, enflasyona ilişkin uzun vadeli beklentilerin “yönetimin göreve başlamasından bu yana ölçülü ve değişmeden kaldığını” savundu.

Ancak Trump’ın politikalarından kaynaklanan belirsizlik Fed açısından işleri karmaşıklaştırdı. Fed yetkilileri enflasyon konusunda giderek daha fazla endişe duysa da enflasyonu kontrol altına almak amacıyla faiz oranlarını artırmaktan kaçındı.

Fed Başkanı Kevin Warsh cuma günü Wyoming eyaletinin Jackson Hole kentinde yaptığı konuşmada, “Temel enflasyonun hedefimize doğru açık biçimde ve yeterli hızda ilerlediğinden emin olmalıyız. Aksi takdirde yapmamız gereken işler var” dedi.

Fed’in vereceği karar Trump açısından büyük önem taşıyor. Başkan, para politikası konusunda Fed Yönetim Kurulu üzerinde baskı kurarken, hükümetin borçlanma maliyetinin de düşmesi için faizlerin indirilmesini istediğini açıkça dile getiriyor.

Bu talepler, endişe verici bir dönüm noktasının gölgesinde geliyor: ABD’nin ulusal borcu 40 trilyon doları aşarak ülkenin bir yılda ürettiği toplam ekonomik çıktının daha da üzerine çıktı. Aradaki giderek büyüyen fark, Trump ve Cumhuriyetçi müttefiklerinin iki yıl önce seçmenlere kemer sıkma sözü vermelerine rağmen harcamaları azaltmak konusunda ne kadar az ilerleme kaydettiğini ortaya koydu.

Brookings Institution’da bütçe ve vergi alanında uzman olarak görev yapan ve daha önce Cumhuriyetçi bir senatörün danışmanlığını üstlenen Jessica Riedl, “Hepsi laftan ibaret” dedi.

Riedl, Trump’ın kamu borcunu tamamen ortadan kaldırma vaadini hatırlattı; bu hedef birçok kişi tarafından gerçekçi bulunmamıştı. Bunun yerine mali dengesizlik daha da kötüleşirken, borcun finansman maliyeti de yükseldi ve artık federal hükümetin en büyük harcama kalemlerinden biri haline geldi.

Riedl, “Cumhuriyetçiler her zaman ‘Bize hükümetin kontrolünü verin, harcamaları büyük ölçüde azaltacağız’ diyor. Hükümetin kontrolü ellerinde ve artık hiçbir mazeretleri kalmadı” ifadelerini kullandı.

Exit mobile version