ABD’nin askeri baskısına rağmen İran, nükleer programında taviz vermeyi rejimin varlığına tehdit olarak görüyor. Taraflar arasında algı uçurumu büyürken, uzmanlara göre diplomasi zayıflıyor ve yeni bir bölgesel çatışma riski giderek artıyor
ABD savaş gemileri ve jetlerinin, kıyılarına yığıldığı yüksek riskli bir güç gösterisiyle karşı karşıya kalan İran, Başkan Donald Trump’ın nükleer program ve silahlanma konusundaki taleplerine boyun eğmeyi reddetti. Bu tutum, Amerikalı yetkililer arasında şaşkınlık yaratıyor.
İran’ı yöneten otoriter din adamları bu tavizleri, savaş riskinden daha büyük bir tehdit olarak görüyor.
Uzmanlara göre, İran ile ABD arasındaki bu tehlikeli algı uyuşmazlığı, İran’ın nükleer ve askeri kapasitesi üzerine yürütülen müzakere çabalarının neden giderek kırılganlaştığını ve yeni bir bölgesel çatışmanın neden neredeyse kaçınılmaz göründüğünü açıklıyor.
Eski İran hükümetinde strateji başkan yardımcılığı yapmış olan, Tahran Üniversitesi’nden siyaset bilimci Sasan Karimi, “Savaştan kaçınmak gerçekten yüksek bir öncelik, ancak ne pahasına olursa olsun değil” dedi ve şöyle devam etti:
“Zaman zaman bir siyasi devlet tarihteki yerini, anlık bekası kadar hatta ondan daha ağır bir kefeye koyabilir”
ABD’li ve İranlı müzakereciler, kendi kırmızı çizgileri üzerindeki çıkmazı aşmak için mücadele ediyor.
Trump yönetimi, İran’ın nükleer silah üretmemesini garanti altına almak için “sıfır zenginleştirme” üzerinde anlaşmasını istediklerini belirtiyor.
ABD’li yetkililer ayrıca zaman zaman İran’ın balistik füze menzilinin sınırlandırılması ve bölge genelindeki müttefik milislere verdiği desteğin kesilmesi konusunda da ısrarcı oldu.
Nükleer programının yalnızca barışçıl amaçlar taşıdığını savunan İran için nükleer zenginleştirme, Dini Lider Ayetullah Ali Hamaney’in savunduğu ve yetkililerinin vazgeçemeyeceği bir hak. İran ayrıca, İsrail’e kadar ulaşabilen füzelere sahip olmayı meşru müdafaa için kritik görüyor.
ABD’li ve İranlı yetkililerin, Trump’ın bir saldırı emri vermesinden önceki son çaba olarak görülen görüşmeler için Perşembe günü Cenevre’de bir araya gelmesi bekleniyor. Yönetimin iç istişareleri hakkında bilgilendirilen kaynaklara göre taraflar, savaştan çıkış yolu sunan bir teklifi değerlendirecek: İran’a sivil amaçlarla sınırlı bir nükleer zenginleştirme programı izni verilmesi.
Bölge yetkililerine göre Trump yönetimi, İran’ı ABD taleplerini kabul etmek zorunda kalacak kadar zayıf görüyor.
İran 12 günlük savaşta ağır yara aldı
Haziran ayında İran, İsrail tarafından başlatılan ve ABD savaş uçaklarının da kısa süreliğine katıldığı 12 günlük savaşta ağır yara aldı. Bu çatışma, sert uluslararası yaptırımlarla birleşince İran ekonomisini daha da derin bir krize sürükledi.
Ocak ayında yetkililer, Hamaney’in devrilmesini talep eden ülke çapındaki protestoları bastırmak için ölümcül güç kullandı. Hafta sonu yeniden ortaya çıkan bazı küçük çaplı protestolar, birçok İranlının liderlerine karşı ne kadar öfkeli olduğunu gösteriyor.
Tüm bunların üzerine İran hükümeti, Basra Körfezi’nde iki uçak gemisi saldırı grubu ve Orta Doğu genelinde konuşlanmış keşif ve ikmal jetlerini içeren devasa bir ABD askeri yığınağıyla karşı karşıya.
Witkoff: İran’ın neden hala teslim olmadığını anlayamıyorum
Trump’ın İran konusundaki başmüzakerecisi Steve Witkoff, hafta sonu Fox News’a verdiği mülakatta, Başkan’ın İranlıların neden hâlâ “teslim olmadığını merak ettiğini” söyledi.
Başkan Yardımcısı JD Vance de geçen hafta Fox’a yaptığı açıklamada, savaş tehdidine rağmen İranlıların Başkan’ın taleplerini “henüz fiilen kabul etmeye ve bunlar üzerinde çalışmaya istekli olmadıklarını” belirtti.
Ancak uzmanlar, İran’ı direnmeye iten şeyin tam da bu “zayıf görülme algısı” olduğunu söylüyor.
Uluslararası Kriz Grubu’nun İran direktörü Ali Vaez, “İran için ABD şartlarına boyun eğmek, bir başka ABD saldırısına maruz kalmaktan daha tehlikeli. Teslim olduklarında ABD’nin baskıyı azaltacağına inanmıyorlar. Bunun sadece ABD’yi doğrudan ‘şahdamarına saldırmaya’ teşvik edeceğine inanıyorlar” şeklinde konuştu.
Hamaney, Washington’un nihai amacının İran’ın yönetim sistemini devirmek olduğu yönündeki görüşünü defalarca vurguladı. 2024’teki bir konuşmasında, “Sorun nükleer enerji ya da insan hakları değil;
Amerika’nın sorunu İslam Cumhuriyeti’nin varlığının ta kendisidir” demişti.
İsrail Savunma İstihbaratı’nın İran masasının eski başkanı ve Atlantic Council uzmanı Danny Citronowicz, balistik füzeler gibi stratejik hesapların ötesinde, Hamaney’in uranyum zenginleştirmeyi “rejimin temel direği” olarak gördüğünü belirtti. Citronowicz, İranlı liderler bu konularda taviz verirse rejimin varlığının altını oymuş olacaklarını söyledi ve ekledi:
“Askeri tarafta kumar oynamaktan başka seçenekleri olmadığını düşünüyorum”
Olası bir çatışma öncesindeki iki ana soru şunlar: Bir ABD saldırısı İran’daki siyasi sistemi devirmeye kadar varır mı ve İran, çatışmayı Trump için de acılı hale getirecek kadar misilleme yapabilir mi?
Washington Yakın Doğu Araştırmaları Enstitüsü’nden savunma analisti Farzin Nadimi’ye göre İran, muhtemelen sınırlı saldırıları absorbe etmeye çalışacak ve misillemesini Haziran’da yaptığı gibi Orta Doğu’daki ABD üslerine yönelik saldırılarla sınırlı tutacak.
Nadimi, Trump’ın daha ileri gitmeyi seçmesi durumunda, ABD kuvvetlerinin muhtemelen İsrail’in yardımıyla, İran’ın daha sert ve geniş kapsamlı bir misilleme girişimini engellemek için ilk birkaç gün içinde askeri kapasitesinin mümkün olduğunca fazlasını yok etmek üzere mücadele etmesi gerekeceğini söyledi.
Bunun, füze tehdidinin etkisiz hale getirilmesi için hem hava gücü hem de kara unsurlarını içeren kapsamlı bir çaba gerektireceğini ekledi.
Bölgesel uzmanlar, İran’ın da buna karşılık Yemen’deki müttefiki Husilerin başarısını taklit etmeye çalışacağını söylüyor. 2025’te Husiler, grubun uluslararası nakliyeye yönelik saldırılarını durdurmayı amaçlayan bir ABD askeri kampanyasını sekteye uğratmıştı.
Grup, bir ABD uçak gemisi de dahil olmak üzere uluslararası gemilere ve ABD dronlarına ısrarla saldırdı. 31 gün süren bu restleşme Washington’a 1 milyar doların üzerinde fatura çıkardı ve Trump, uzun süreli bir askeri bataklığa girme riskini almak yerine sonunda bir anlaşma yaptı.
Analistler, İran’ın bu sonbahardaki ara seçim yılında Trump’a zarar verebilecek uzun süreli ve ölümcül bir çatışma yaratmaya çalışabileceğini belirtti.
Bölgesel haber sitesi Amwaj.media’nın editörü ve İran analisti Mohammad Ali Shabani, bir bilinmeyenin de İran’ın Hürmüz Boğazı gibi stratejik geçiş yollarındaki petrol tankerlerine saldırıp saldırmayacağı veya Husi müttefiklerine Kızıldeniz’deki gemileri vurdurup vurdurmayacağı olduğunu söyledi. Shabani, yeni bir çatışmanın benzin fiyatlarını galon başına bir veya iki dolar artırması durumunda, bunun ara seçimler öncesinde Trump için çok riskli olacağını belirtti.
Haziran ayında olduğu gibi, üst düzey İranlı askeri yetkililerin saatler içinde öldürüldüğü ve İran’ın nükleer ile askeri tesislerinin hırpalandığı bir senaryoda, ABD ve İsrail kuvvetleri hızlı ve yıkıcı bir darbe indirebilir.
Ancak İranlı ve bölgesel yetkililer, İran’ın o savaştan dersler çıkardığını ve öldürülen herhangi birinin yerine geçecek birkaç kademeli liderlik katmanı hazırladığını söylüyor. Bu, Hamaney ve diğer liderler hayatta kalmasa bile sistemin çatışmadan sağ çıkmasını sağlamayı amaçlıyor.
İran ve ABD ile temas halindeki bölgesel yetkililer, Trump’ın saldırmayı seçmesi durumunda amacının muhtemelen İran liderliğini kendi şartlarında müzakere masasına dönmeye zorlayacak kadar şiddetli bir sarsıntı yaratmak olacağını söylüyor.
Ancak pek çok uzman, İran’ın son savaştan sonra ABD şartlarına boyun eğmeyi reddettiğini ve bir başkasından sağ çıkması durumunda muhtemelen yine reddedeceğini belirtti. Vaez, “Bir savaşın her seferinde İran’ı daha esnek hale getirdiğini veya diplomasiyi kolaylaştırdığını düşünmek bir illüzyondan ibarettir” dedi.
Erika Solomon / New York Times
