ABD’deki ara seçimler, Senatoda çoğunluğun hangi partide olacağına ilişkin belirsizliği artırıyor. NYT‘ye göre sandalye dağılımının 50-50 eşitlenmesi, bağımsız adayların seçilmesi veya sonuçlara yapılacak itirazlar, Senatonun güç dengesini ve Trump yönetiminin yasama gündemini değiştirebilir
Carl Hulse / The New York Times
Salı günkü seçimleri hangi parti kazanırsa kazansın, Senatodaki çoğunluğun oldukça az farklı olması bekleniyor.
Ara seçimler, iki partiden birinin az farkla çoğunluğu elde etmesiyle ya da sandalyelerin 50-50 paylaşılmasıyla sonuçlanabilir. Böyle bir eşitlik, bir senatörün parti değiştirmesine ve güç dengelerinin yeniden şekillenmesine yol açabilir. Ayrıca onlarca yıldır görülmeyen, bağımsız bir senatörün iki partiden biriyle hareket etmeyi reddederek Senatonun kontrolünü belirsizliğe sürüklediği bir senaryo da düşük bir ihtimal olsa da mümkün. Seçim sonuçlarına yapılacak itirazlar nedeniyle bir veya birden fazla sandalyenin haftalarca, hatta aylarca boş kalması da çoğunluğun kimin elinde olacağı konusundaki belirsizliği uzatabilir.
Bu ihtimallerin her biri, Senatonun işleyişini, yasa çıkarma kapasitesini ve Başkan Donald Trump’ın aday gösterdiği isimlerin görevlerine onay verme sürecini değiştirebilir. Kamuoyu yoklamalarının işaret ettiği gibi Demokratların Temsilciler Meclisinin kontrolünü ele geçirmesi halinde bu etkiler daha da belirginleşebilir. Böyle bir durumda Demokratlar, Cumhuriyetçileri karşı karşıya gelmeye zorlayacak yasa tasarılarını Senatoya gönderebilir veya başkanın veto yetkisini kullanmasını gerektirecek siyasi mücadeleler başlatabilir.
İşte olası senaryolar ve bunların sonuçları:
Dar bir çoğunluk merkezdeki senatörleri güçlendirebilir
Kamuoyu yoklamaları ve kapsamlı saha haberleri, şu anda 47 sandalyeye sahip olan Demokratların, Cumhuriyetçilerin 53 sandalyeyle çoğunluğu elinde tuttuğu Senatoda sandalye kazanabilecek durumda olduğunu gösteriyor. Her iki partide de Cumhuriyetçilerin çoğunluklarını genişletmesini bekleyen stratejist sayısı az. Ancak Demokratların yalnızca bir veya iki sandalye kazanması ve Cumhuriyetçilerin Senatonun kontrolünü koruması da mümkün.
Çoğunluk farkının daralması, Cumhuriyetçi liderlerin işini zorlaştırırken partisinin ve Trump’ın çizgisinden ayrılmaya hazır senatörlerin elini güçlendirebilir. Bunlar arasında Trump’ın defalarca hedef aldığı Alaska Senatörü Lisa Murkowski ile yeniden seçilme mücadelesini kazanması halinde Maine Senatörü Susan Collins de bulunuyor.
Geçmişte Senatodaki sandalye dağılımının eşit veya birbirine çok yakın olduğu dönemlerde, parti değiştirmeye yatkın görülen senatörler üzerinde çoğunluk dengesini değiştirmeleri için baskı oluştu.
Cumhuriyetçilerin seçim sonucunda 49 sandalyede kalması halinde, partiye ve Senatonun kendisine yönelik hayal kırıklığını dile getiren Pensilvanya Demokrat Senatörü John Fetterman’ı taraf değiştirmeye ikna etmeye çalışmaları neredeyse kesin. Böylece çoğunluğu yeniden ele geçirebilirler. Ancak Fetterman, parti değiştirmeye niyeti olmadığını defalarca söyledi.
50-50 eşitliği Vance’i Senatoya bağlayabilir
Her iki partinin de 50 sandalye kazanması halinde Cumhuriyetçiler, Senatoya başkanlık eden Başkan Yardımcısı JD Vance’in eşitliği bozacak oy kullanma yetkisi sayesinde kontrolü ellerinde tutacak.
Ancak 2001 ve 2021’de yaşanan benzer eşitlik dönemlerinde olduğu gibi, iki partinin bir güç paylaşımı anlaşması üzerinde uzlaşması beklenebilir. Bu anlaşma muhtemelen komisyonlarda eşit temsilin yanı sıra personel ve çalışma alanlarının da dengeli biçimde paylaşılmasını içerecek.
Cumhuriyetçi lider yasama gündemini belirlemeyi sürdürecek. Ancak çoğunluktaki tek bir senatörün karşı çıkması bile planları bozabilecek. Üstelik hiçbir partinin kendi üyelerinden birinin farklı oy kullanmasına veya oylamaya katılamamasına tahammül edecek sayısal avantajı olmayacak.
2028 başkanlık seçimlerinde Cumhuriyetçilerin önde gelen adaylarından biri olması beklenen Vance ise eşitliği bozacak oylamalarda hazır bulunması gerekeceği için Senatoya daha fazla zaman ayırmak zorunda kalacak.
Bu senaryonun gerçekleşmesi halinde Demokratların, Murkowski’yi kendi saflarına geçmeye veya bağımsız olmaya ikna etmeye çalışması muhtemel. Ancak Cumhuriyetçi kimliğiyle önemli komisyon görevlerine sahip olan Murkowski’yi ikna etmek kolay olmayacak.
Yine de geçmişte benzer parti değişiklikleri yaşandı. Vermont’un Cumhuriyetçi Senatörü Jim Jeffords, 2001’de partisinden ayrılarak bağımsız oldu ve Demokratlarla birlikte hareket etmeye başladı. Böylece Senatodaki çoğunluk Demokratlara geçti.
Bağımsız bir senatör güç dengesini değiştirebilir
Senato seçimlerinde yarışan en az üç bağımsız aday, seçilmeleri halinde iki partiden biriyle birlikte hareket etmeyeceklerini açıkladı. Bu adaylardan hiçbirinin kazanması beklenmiyor. Ancak içlerinden birinin veya birkaçının seçilmesi ve diğer sandalyelerin iki parti arasında eşit dağılması halinde Senatonun kontrolünün kime geçeceği belirsiz kalabilir.
Senatoda halen görev yapan iki bağımsız üye Demokratlarla birlikte hareket ediyor. Ancak bu yıl bağımsız aday olarak yarışan Idaho’dan Todd Achilles, Montana’dan Seth Bodnar ve Nebraska’dan Dan Osborn, iki partinin belirleyeceği liderlerden hiçbirini desteklemeyeceklerini söylüyor.
Adaylara göre bu tutum, hem Cumhuriyetçi hem de Demokrat liderleri yasalar ve komisyon görevlendirmeleri konusunda kendileriyle müzakere etmeye zorlayacak. Böylece sandalye dağılımının birbirine yakın olduğu bir Senatoda önemli bir pazarlık gücü elde edebilecekler.
Senato, 1952’den bu yana böyle bir durumla karşılaşmadı. O yıl Oregon’un Cumhuriyetçi Senatörü Wayne Morse bağımsızlığını ilan etmiş, daha sonra Senato salonunun orta koridoruna katlanır bir sandalye taşımıştı. Morse’a komisyon üyeliği verilmemiş, kendisi de sonunda Demokrat Parti’ye katılmıştı.
Hiçbir partiyle birlikte hareket etmeyen bağımsız senatörlerin varlığı, modern Senato açısından daha önce karşılaşılmamış bir durum yaratabilir.
Seçim itirazları bazı sandalyelerin boş kalmasına yol açabilir
Senatonun kontrolü bu kadar kritik hale gelmişken, seçimi kazandığı görünen adayların göreve başlamasına itiraz edilmesi de mümkün. Bununla birlikte modern dönemde Senatoda bu tür anlaşmazlıklar nadiren yaşandı.
Cumhuriyetçiler, Alaska’da Demokrat aday Mary Peltola’nın olası zaferine itiraz etmeye şimdiden hazırlanıyor gibi görünüyor. Bunun nedeni, The New York Times’ın Peltola’nın seçim kampanyasının Cumhuriyetçi mevcut Senatör Dan Sullivan’a benzer bir isim taşıyan başka bir adayın yarışa katılmasını sağladığına ilişkin haberleri. Haberlere göre bu hamleyle Sullivan’ın oylarının bölünmesi ve Peltola’nın kazanma şansının artırılması amaçlandı.
Uzun sürecek bir itiraz süreci, Alaska’nın Senato sandalyesinin boş kalmasına ve çoğunluk dengesinin belirsizliğini korumasına yol açabilir.
Demokratlar ise Trump’ın seçim sonuçlarını sorgulayacağına ilişkin açıklamaları nedeniyle aylardır bu tür anlaşmazlıklara hazırlandıklarını söylüyor. Başkan, daha önce Temsilciler Meclisi üyeliği yapmış olan Peltola’nın seçim pusulasından çıkarılması gerektiğini de dile getirdi.
Minnesota Demokrat Senatörü Al Franken, 2008’deki seçiminden sonra uzun süren yeniden sayım ve mahkeme süreci nedeniyle ancak sekiz aydan fazla bir süre sonra yemin ederek görevine başlayabilmişti.
Bir senatörün göreve başlamasına ilişkin son büyük anlaşmazlık ise 2009’da yaşandı.
Demokratlar, Illinois Demokrat Senatörü Roland Burris’in göreve başlamasını engellemekle tehdit etmişti.
Burris, Barack Obama’nın başkan seçilmesiyle boşalan Senato koltuğuna, o dönemde Illinois Valisi olan Rod Blagojevich tarafından atanmıştı.
Blagojevich ise söz konusu boş sandalyeye ilişkin işlemleri nedeniyle federal soruşturma altındaydı.
Burris’in sonunda Senatoda görev yapmasına izin verildi.
