David Pierson / New York Times
Çin lideri Şi Cinping, bu hafta Orta Asya’ya, ABD Başkanı Donald Trump’ın politikaları nedeniyle giderek daha fazla huzursuz olan dünyaya yönelik bir mesajla geldi: Çin’in dostları ve nüfuzu var ve bundan sonra ortaya çıkacak düzenin şekillendirilmesine yardımcı olmaya hazır.
Bu mesaj, Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te düzenlenen ve Şi’nin Rusya ile İran liderleriyle bir araya geldiği güvenlik zirvesinde açıkça görüldü. Şi, Pekin’i bir istikrar kaynağı ve mevcut ABD egemenliğindeki düzenin yerini alacak “düzenli çok kutuplu dünyanın” savunucusu olarak sundu.
Bişkek zirvesi dayanışma görüntüsü vermek üzere tasarlandıysa, dünyanın en güçlü ülkelerinin Kuzey Carolina’nın dağlık bölgesindeki Asheville kentinde gerçekleştirdiği toplantı ise bölünmüşlüğün görüntüsünü sundu.
G20 ülkelerinin maliye bakanları ve merkez bankası başkanlarının katıldığı toplantıda Avrupalı yetkililer, Trump yönetiminin Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaşa rağmen Rusya’yı davet etmesine bu hafta öfkeyle tepki gösterdi. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Kanada’nın ABD ile bir ticaret savaşı yürütemeyecek kadar küçük olduğunu öne sürdü. Yetkililer aynı zamanda ABD-İsrail’in İran’la yürüttüğü savaşın ekonomik sonuçlarıyla karşı karşıyaydı. Savaş petrol akışını sekteye uğratmış, küresel enerji fiyatlarını yükseltmiş ve ekonomik büyümeyi yavaşlatma tehdidi yaratmıştı.
Dünyanın farklı noktalarında eş zamanlı olarak gerçekleştirilen bu toplantılar, küresel düzenin bir sonraki aşamasını kimin şekillendireceğine ilişkin daha geniş çaplı mücadeleyi yansıtıyordu. Çin, Batı ile savaş halinde olan Rusya ve İran’la dayanışmasını nüfuzunu göstermek için kullanıyor ve böylece Şi’ye bu ayın ilerleyen günlerinde Trump ile gerçekleştireceği zirve öncesinde önemli bir koz sağlıyor. ABD ise onlarca yıldır küresel liderliğinin temelini oluşturan ittifakları ve ekonomik ilişkileri zorluyor.
Eski diplomatı ve Beyaz Saray ulusal güvenlik yetkilisi, şu anda Brookings Institution’da görev yapan Ryan Hass, “Çin’in uluslararası siyasi düzeni tercih ettiği yönde değiştirmeye yönelik yaklaşımı, ‘küresel çoğunluğun’ desteğini bir araya getirmeye dayanıyor” dedi.
Hass, “Şi’nin bu oluşumlara katılımının Pekin açısından bu kadar önemli olmasının nedeni de bu. Bu, Çin’in dünya sahnesinde daha merkezi bir rol oynamasına yönelik desteği artırma konusunda ivme kazandığı anlatısını güçlendiriyor.” ifadelerini kullandı.
Şi, Şanghay İşbirliği Örgütü’nün Bişkek’teki zirvesinde Kırgızistan, Moğolistan ve Özbekistan liderleriyle görüştü ancak en fazla ağırlığı Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yaptığı görüşmeler taşıdı. Bundan yalnızca birkaç gün önce CIA Direktörü John Ratcliffe, Kremlin’i Ukrayna’daki savaşı sona erdirmeye ikna etmek amacıyla Moskova’ya gizli bir ziyaret gerçekleştirmişti. Şi, Putin’e, “Çin-Rusya ilişkilerinin temeli giderek daha da güçlenecek” dedi.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan da zirveye katıldı. İran medyası, Pezeşkiyan’ın zirvenin oturum aralarında Şi ile görüştüğünü bildirdi ancak iki lider arasında planlanmış resmi bir görüşme olmadığı görüldü.
Putin ise İran Cumhurbaşkanı ile bir görüşme gerçekleştirdi ve İran halkını ulusal çıkarları uğruna mücadele ederken gösterdiği “cesaret ve direnç” nedeniyle övdü. Rus lider, ABD ile yaşanan çatışma sırasında Moskova’nın İran’a nasıl yardım ettiğinin de altını çizdi.
Putin, “Bu zor dönemde size ihtiyaç duyduğunuz yardımı sağlamaya çalışıyoruz. Bunu sizinle görüştük ve size gerekli ürünleri sağlıyoruz” dedi.
Putin günün erken saatlerinde Şanghay İşbirliği Örgütü bünyesinde yeni bir güç merkezinin oluşmasını överek grubu “ortaya çıkmakta olan çok kutuplu dünyanın bağımsız ve etkili merkezlerinden biri” olarak nitelendirdi. Putin, örgüte üye ülkelerin dünya nüfusunun neredeyse yarısına ve küresel gayrisafi yurt içi hasılanın üçte birinden fazlasına sahip olduğuna dikkat çekti.
Buna karşılık ABD, tarihsel müttefiklerinden uzaklaşıyor ve küresel ölçekte güç yansıtma kapasitesini zayıflatıyor gibi görünüyor. Trump, Kanada ile bir ticaret savaşı başlatırken Güney Kore ile gerçekleştirilen askeri tatbikatları azalttı. ABD’nin İran’daki savaşta mühimmat stoklarını tükettiği ve dünyanın farklı bölgelerindeki savunma taahhütlerini yerine getirmekte zorlanabileceğine ilişkin endişeler de artıyor.
Almanya Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Lars Klingbeil, G20 toplantısında gazetecilere yaptığı açıklamada Trump yönetiminin Rusya Maliye Bakanı Anton Siluanov’u davet etmesinin “rahatsız edici” olduğunu söyledi. Klingbeil, pazartesi günü gerçekleştirilen bir oturum sırasında Rusya’nın Ukrayna’daki savaşı nedeniyle Siluanov’u sert biçimde eleştirdiğini belirtti. Birçok Avrupalı yetkili, ABD Hazine Bakanlığı’nın uzun süredir G20 üyesi olan ve Afrika’nın en büyük ekonomisi konumundaki Güney Afrika’nın temsilcilerini davet etmemesine de öfkelendi.
Çin için bir fırsat
Pekin, Trump’ın Washington’ın ortaklarını kendisinden uzaklaştırarak yarattığı fırsatı değerlendirmekten memnun görünüyor. Şanghay’daki Fudan Üniversitesi’nde ABD çalışmaları uzmanı olan ve Çin Dışişleri Bakanlığı’na danışmanlık yapan Wu Xinbo, Pekin’in iki hedefi bulunduğunu söyledi: ABD’nin artık gündemi tek başına belirleyemeyeceği bir uzlaşı oluşturmak ve dünya ekonomisinin itici gücü olarak daha büyük bir rol üstlenmek. Çin, G20 toplantısına da katıldı.
Wu, “Artık Amerikan motoru güç kaybediyor, hatta olumsuz yan etkiler yaratıyor. Bu nedenle Çin, ekonomik bir motor olarak öne çıkmalı ve küresel büyümeyi yönlendirme ve ona liderlik etme konusunda daha büyük bir rol üstlenmeli” dedi.
Bişkek’teki toplantı, Şi’nin küresel siyasette ortaya çıkan bölünmenin her iki tarafıyla da çalışmayı amaçlayan daha geniş diplomatik kampanyasının duraklarından biriydi. Şi bu yıl Almanya, İngiltere ve Kanada liderleri de dahil olmak üzere birçok Batılı lideri ağırladı.
Bundan sonraki durağı Kahire olacak. Şi’nin ayrıca Çin ve Hindistan’ın öncülük ettiği gelişmekte olan ekonomiler grubu BRICS’in Yeni Delhi’deki zirvesine katılması bekleniyor.
Şi bu tür oluşumları Batı’ya karşı birleşik bir denge unsuru olarak sunmak istese de grupların içinde hâlâ önemli görüş ayrılıkları ve gerilimler bulunuyor.
Pekin ve Yeni Delhi, BRICS içerisinde ABD’ye nasıl rakip olunacağı konusunda geleneksel olarak farklı görüşlere sahip. Hindistan, ABD’ye karşı aşırı çatışmacı bir yaklaşım benimsemeye isteksiz davranıyor.
Bu çatlakların bir başka göstergesi olarak Hindistan Başbakanı Narendra Modi, Kırgızistan’daki zirvenin oturum aralarında Putin ile yaptığı görüşmede Rus liderden “insanlık” adına Ukrayna’daki savaşı sona erdirmesini istedi. Rus devlet medyasına göre Putin, Modi’ye Rusya’nın “bu yönde ilerlediğini” söyledi.
Bişkek zirvesi, grubun dayanışmasının sınırlarını da ortaya koydu. Şanghay İşbirliği Örgütü bir askeri ittifak değil. Pekin diplomatik destek sunabiliyor ancak Rusya veya İran’ı savunmak amacıyla askeri güç göndermeyi taahhüt etmeye yanaşmadı.
Çin Halk Kurtuluş Ordusu’ndan emekli kıdemli albay ve şu anda Pekin’deki Tsinghua Üniversitesi’nde görev yapan Zhou Bo’ya göre Çin açısından bu durum, söz konusu yapının temel özelliklerinden biri.
Zhou, “Bu yapı ittifak ilişkilerine dayanmıyor, dolayısıyla kışkırtıcı değil.
İnsanların bunu kabul etmekte veya bu yapıyla ilişki kurmakta sorun yaşamamasının nedeni de bu.” dedi.
Zhou’ya göre Washington geri çekilirken ve dünya giderek daha fazla çok kutuplu hale gelirken ülkeler, kendilerine daha az koşul dayatan, daha pragmatik platformlara katılmayı tercih edecek.
Zhou, “Doğal olarak herkes risklerini dağıtıyor” dedi.
