ABD-İran arasında 21 saat süren müzakerelerde bir ilerleme sağlanamaması, Trump yönetimini birkaç zor seçenekle karşı karşıya bırakıyor
Tyler Pager & David E. Sanger / The New York Times
Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkan Yardımcısı JD Vance’in İran’ın nükleer programı konusunda ABD’nin talep ettiği tavizleri tek, uzun bir müzakere oturumunda elde edememesi sürpriz olmadı.
Peki şimdi ne olacak?
Bu başarısızlık, Trump yönetimini birkaç zor seçenekle karşı karşıya bırakıyor: İran ile nükleer programının geleceği konusunda uzun soluklu bir müzakere süreci ya da modern dönemin en büyük enerji kesintisini yaratan ve Hürmüz Boğazı’nın kontrolü için uzun bir mücadelenin kapısını aralayan bir savaşın yeniden başlaması.
Beyaz Saray yetkilileri, yönetimin bir sonraki adımını açıklamak için Florida’ya giderek Ultimate Fighting Championship maçına katılan Başkan Trump’a bırakacağını söyledi. Ancak bu yolların her biri önemli stratejik ve siyasi dezavantajlar taşıyor.
Vance, 21 saati aşan müzakerelerde neler olduğuna dair çok az şey söyledi; İranlılara nükleer programlarını sonsuza kadar sona erdirmeleri için “ya kabul et ya da reddet” niteliğinde bir teklif sunduğunu ve onların bunu geri çevirdiğini ima etti.
Vance, “Ne konuda kırmızı çizgilerimizin olduğunu çok net ortaya koyduk. Onlara hangi konularda esneklik gösterebileceğimizi de. Onlar bizim şartlarımızı kabul etmemeyi seçti” dedi.
Bu açıdan bakıldığında, bu müzakere şubat sonlarında Cenevre’de tıkanarak sona eren görüşmeden pek farklı görünmüyor; o görüşmenin ardından Trump, İran’a 38 gün süren füze ve bombardıman saldırıları emri vermişti. Hedefler arasında İran’ın füze stokları, askeri üsleri ve yeni silah üreten sanayi altyapısı vardı.
Trump’ın beklentisi ise, kendisinin son bir ay içinde birkaç kez ifade ettiği gibi ABD’nin büyük askeri gücünü gösterdikten sonra İran’ın fikrini değiştirmesiydi.
Pentagon’a göre 13 binden fazla hedef vurulmuştu. İran ise hiçbir Amerikan mühimmatının kendisini geri adım atmaya zorlayamayacağını göstermekte kararlıydı.
İran Dışişleri Bakanlığı, Vance’in sonuçsuz şekilde dönüş yoluna çıktığı sırada yayımladığı açıklamada “Büyüklerimizin, sevdiklerimizin ve yurttaşlarımızın ağır kaybı, İran ulusunun çıkarları ve haklarını savunma kararlılığımızı daha da güçlendirdi” dedi.
Belki bu değişebilir. Ancak yönetimin İran ile uzun ve karmaşık bir sürece çekilme endişesi açık. Trump, çatışmadan galip çıktığına inanıyor ve özel temsilci Steve Witkoff’un da ifade ettiği gibi İran’ın “teslim olması” gerektiğini düşünüyor.
Ancak geçmişte olan bu değil. Washington ile Tahran arasındaki son büyük anlaşma Obama yönetimi döneminde yapılmış ve iki yıl sürmüştü. Bu anlaşma, İran’ın sınırlı miktarda nükleer stok tutmasına izin verilmesi ve 2030’a kadar kademeli kısıtlamalar gibi tavizler içeriyordu.
Vance’ın karşılaştığı tıkanma, şubat sonundaki başarısız müzakerelerle büyük ölçüde aynıydı. O dönemde İran, nükleer faaliyetlerini birkaç yıl “askıya almayı” teklif etmiş ancak yüksek düzeyde uranyum stokundan vazgeçmeyi ya da uranyum zenginleştirme kapasitesini tamamen bırakmayı kabul etmemişti. İran bunu Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması kapsamındaki hakkı olarak görüyor. ABD ise bunun İran’ın nükleer silah geliştirme seçeneğini açık tuttuğunun bir işareti olduğunu savunuyor.
38 gün süren savaş, bu görüşleri yumuşatmak yerine daha da sertleştirmiş görünüyor.
Trump’ın elindeki en önemli koz, büyük çaplı askeri operasyonları yeniden başlatma tehdidi. Ateşkes 21 Nisan’da sona eriyor. Ancak savaşın yeniden başlaması siyasi açıdan da pratik bir seçenek değil ve İran bunu biliyor.
Trump, son ateşkesi büyük ölçüde küresel petrol arzının yüzde 20’sinin kaybının yarattığı baskıyı azaltmak için ilan etti.
Bu durum benzin fiyatlarını yükseltmiş, gübre ve yarı iletken üretiminde kullanılan helyum gibi kritik alanlarda sıkıntı yaratmıştı. Ateşkes beklentisi piyasaları yükseltmişti. Savaşın yeniden başlaması ise fiyatları düşürebilir, enflasyonu artırabilir ve yeni kıtlıklara yol açabilirdi.
En acil konu ise Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması. İran, görüşmede bunun en önemli başlıklardan biri olduğunu açıkladı. İran Dışişleri Bakanlığı, “Son 24 saat içinde ana başlıkların çeşitli boyutları üzerinde görüşmeler yapıldı; Hürmüz Boğazı, nükleer mesele, savaş tazminatları, yaptırımların kaldırılması ve İran’a karşı savaşın tamamen sona erdirilmesi dahil” dedi.
Boğazın kapatılması başlangıçta gündemde olmayan bir konuydu; ancak savaşın ardından İran bunu ekonomik baskı aracı olarak devreye soktu.
Artık bu su yolunun kontrolü, İran’ın savaşta verdiği zararın tazmin edilmesi ve yaptırımların kaldırılması gibi talepleriyle birlikte ele alınıyor. ABD ilkini reddediyor, ikincisinin ise ancak kademeli bir anlaşma çerçevesinde mümkün olabileceğini söylüyor.
Vance’in ziyareti, her iki tarafın da ilk turu kazandığını düşündüğünü gösterdi: ABD, yoğun askeri güç kullanarak; İran ise ayakta kalarak. Görünüşe göre hiçbir taraf taviz vermeye hazır değil.
