İngiltere’de İşçi Partisi, Nigel Farage’ın Reform UK’sinin yükselişiyle sarsılırken parti içindeki liderlik ve Avrupa tartışmaları da büyüyor. Andy Burnham parlamentoya dönüş hamlesiyle Starmer’a meydan okurken Wes Streeting’in “AB’ye geri dönelim” çıkışı parti içindeki gerilimi artırdı
İngiltere’nin Keir Starmer liderliğindeki İşçi Partisi hükümeti, seçmenlerin gözünde güven kaybetmeye başladığı bir dönemden geçiyor.
Yerel seçimlerde Kuzey İngiltere’de Nigel Farage önderliğindeki Reform UK’nın yükselişi, parti içinde ciddi endişelere yol açmış durumda; Starmer’ın liderliği ise hem taban hem de partinin önde gelen isimleri tarafından sorgulanıyor.
Bu ortamda iki önemli gelişme iç içe geçti: Starmer’ın en kayda değer rakibi Andy Burnham’ın parlamentoya dönme hamlesi ve Wes Streeting’in AB’ye yeniden katılım çıkışı.
Andy Burnham’ın liderlik çıkışı Starmer’ı zorluyor
Manchester Belediye Başkanı Andy Burnham, Makerfield ara seçiminde aday olmak için sahaya indi.
Mevcut Makerfield milletvekili Josh Simons, Burnham’a yer açmak amacıyla koltuğundan istifa etti ve resmi olarak 19 Mayıs 2026 Pazartesi günü Avam Kamarası’ndan ayrıldı. Seçim tarihinin Salı günü açıklanması bekleniyor.
Burnham, bu ara seçimi sıradan bir kampanya olarak tanımlamayı reddetti. “Bana oy vermek, İşçi Partisi’ni değiştirmek için oy vermek demektir; çünkü insanların güvenini yeniden kazanmak istiyorsak İşçi Partisi’nin değişmesi şart” diyerek doğrudan Starmer’a meydan okudu.
Burnham, Büyük Kuzey Yatırım Zirvesi’ndeki konuşmasında hem yerel hem ulusal bir çerçeve çizdi. Kuzey İngiltere’nin ulusal politika gündeminin dışında bırakıldığını söyleyerek kira, faturalar ve ulaşım ücretleri gibi temel yaşam maliyetlerini merkeze alan bir ekonomik gündem açıkladı. “Geçmişte partimizin sunduklarının yeterince iyi olmadığını biliyorum. Kuzeyden seçmenlerin güvenini yitirmemiz bizim hatamızdır, başka kimsenin değil” dedi.
Ancak Burnham, potansiyel destekçilerini tedirgin edebilecek bazı konularda da sınırlarını belirledi: AB üyeliğinin yeniden tartışmaya açılmasını istemediğini açıkça söyledi ve Rachel Reeves’in borçlanma kurallarında herhangi bir değişikliğe kapı aralamadı. Bu tutum, mali piyasaları yatıştırmaya yönelik bir sinyal olarak okundu.
Starmer, yenilgiye rağmen geri adım atmıyor
Starmer, Burnham’ın çıkışına karşı sessiz kalmadı. İşçi Partisi genel merkezinde bir araya geldiği çalışanlara Makerfield seçiminde partiyi “yüzde yüz desteklemeleri” gerektiğini söylerken, aynı gün bir etkinlikte de “Bir sonraki genel seçimde de yarışmak istiyorum, çekilmeyeceğimi defalarca söyledim” diyerek liderlik koltuğunu bırakmaya niyetli olmadığını vurguladı.
Burnham’ın yakın çevresinin “düzenli bir geçiş” umduğuna dair söylemlere rağmen Starmer, olası bir liderlik yarışında da mücadele edeceğini ima etti.
İşçi Partisi krizde, Nigel Farage boş durmuyor
Nigel Farage’ın Reform UK’sı da İşçi Partisi’nin krize sürüklendiği bu süreçte boş durmuyor. Parti, Burnham’ı hedef alan atak reklamlar yayımlarken Makerfield için kısa süre içinde kendi adayını açıklaması bekleniyor. Burnham’ın seçim kampanyasının merkezine “Reform UK’ye karşı mücadele” kavramını koyacağı belirtiliyor.
Wes Streeting yarışa “AB’ye geri dönelim” diyerek dahil oldu
Eski Sağlık Bakanı ve olası liderlik adayı Wes Streeting, hafta sonu yaptığı açıklamada Starmer hükümetinin AB ile “yeni bir özel ilişki” kurması gerektiğini ve uzun vadede en iyi çözümün Britanya’nın AB’ye yeniden katılımı olduğunu söyledi. Bu açıklama, yıllardır baskı altında tutulan Avrupa meselesini yeniden alevlendirdi.
Streeting’in müttefikleri, bu açıklamanın seçmen iznini gerektireceğini ve kısa vadeli bir adım olmadığını vurguladı. Ancak Burnham’ın kampanyasına zarar verebileceği endişesiyle İşçi Partisi içinde ciddi rahatsızlık yarattı.
Streeting’in Çarşamba günü istifasından bu yana ilk konuşmasını Avam Kamarası’nda yapması ve bu konuşmada partinin geleceğine ilişkin fikirlerini açıklaması bekleniyor.
Burnham, Streeting’in çıkışının kendisinin önünü kapatabileceği endişesiyle hızla mesafe koydu. Geçmişte “yaşamım boyunca AB’ye yeniden katılmayı isterim” demiş olan Burnham, Pazartesi günü bu tartışmayı başlatmak istemediğini netleştirdi.
“Brexit zararlı oldu ama şu anda yapılacak son şey bu tartışmaları yeniden alevlendirmek” diyerek “amansız bir iç politika odağı” güdeceğini ilan etti.
İngiltere’nin önündeki seçenekler neler?
Gazeteciler ve uzmanlar, Britanya’nın Avrupa Birliği ile geleceğine ilişkin dört olası senaryoyu tartışıyor. İlk seçenek tam üyelik. Ancak bu, siyasi açıdan en zorlu yol olarak görülüyor; referandum gerektiriyor ve kamuoyunda yüzde 60-70 düzeyinde güçlü bir destek oluşması bekleniyor.
İkinci senaryo “İsviçre modeli”. Bu model, Britanya’ya AB iç pazarına “sorunsuz erişim” sağlarken serbest dolaşım ve AB bütçesine mali katkı şartlarını da beraberinde getiriyor. Ancak eski Başbakan Boris Johnson, serbest dolaşım koşulu nedeniyle bu seçeneği daha önce reddetmişti.
Üçüncü ihtimal ise “Norveç modeli”. Avrupa Ekonomik Alanı üyeliği üzerinden tek pazara erişim sunan bu formül de serbest dolaşımı zorunlu kılıyor. Dördüncü ve mevcut rota ise Başbakan Keir Starmer’ın adım adım ilerlettiği “reset/sıfırlama” politikası. Uzmanlar, bu yaklaşımın ekonomik etkisinin sınırlı kalacağını düşünüyor.
İşçi Partisi, Brexit’in 10. yılında yalnızca Avrupa ile ilişkilerin geleceğini değil, parti içindeki derin görüş ayrılıklarını da tartışıyor. Andy Burnham liderlik iddiasını güçlendirmeye çalışırken Starmer koltuğunu koruma refleksiyle hareket ediyor. Wes Streeting’in Avrupa tartışmasını yeniden açması ise hem parti tabanında hem piyasalarda yeni dalgalanmalar yaratıyor. Brüksel’in mesajı ise net: Britanya geri dönmek isterse kapı açık, ancak eski ayrıcalıkların yeniden verilmesi artık söz konusu değil.
