Kathimerini iddiası: Türkiye, Orta Doğu’da Pakistan-Katar ittifakı kurmaya çalışıyor

IMG_8448

Türkiye’nin, yeni bir bölgesel savunma çerçevesinin kapsamını genişletme girişimleri kapsamında Pakistan’ın Orta Doğu ve Basra Körfezi’ndeki güvenlik meselelerinde daha etkin rol üstlenmesini kolaylaştırmaya çalıştığı bildirildi

Atina’daki üst düzey kaynaklara göre Ankara yeni bölgesel savunma yapılanmasının etki alanını genişletme çabalarını sürdürürken, Pakistan’ın Orta Doğu ve Basra Körfezi’ndeki güvenlik mimarisindeki rolünü derinleştirmesi yönünde aktif bir diplomasi yürütüyor.

Bu bağlamda Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Anlaşması’nın ardından Pakistan ile Katar arasında ayrı bir savunma işbirliği anlaşması için arabuluculuk yapıyor.

Anlaşmanın hayata geçirilmesi halinde bu gelişme, Katar’ın hemen olmasa bile ilerleyen bir aşamada Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan’ın dahil olduğu savunma düzenlemesine katılmaya hazır olduğuna işaret edecek.

Pakistan’ın Suudi Arabistan’daki rolü

Öte yandan Pakistan’ın Suudi Arabistan’ın güvenliğine daha fazla dahil olmasının şimdiye kadar somut sonuçlar ortaya koyduğu görülmedi. Bunun son örneği, Husilerin Bab el-Mandeb Boğazı’nın kuzeyinde, Yemen’in batısındaki önemli bir kentin kontrolünü ele geçirmesiyle yaşandı.

Pakistan’ın Suudi Arabistan ile halihazırda bir güvenlik anlaşması bulunuyor ve ülkede asker konuşlandırıyor.

Bu nedenle bölgedeki mevcut durum, en azından teoride savunma amaçlı bir ittifak niteliği taşıyan bu yapılanmanın ne kadar etkili olduğunu sınayan bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

Mekke Anlaşması ve perde arkası

Ankara, İslamabad ve Riyad arasında imzalanan Mekke Anlaşması, ilk gündeme geldiği dönemde Doğu Akdeniz ve Kızıldeniz güvenlik hattını kapsayacak şekilde Mısır’ın da katılımıyla genişletilmek istenmişti.

Kahire’nin çekimser tutumu ve bölgesel dengeler nedeniyle süreç doğrudan üçlü bir formatta şekillendi.

O dönem çıkan haberlerde zaman zaman Katar’ın da bu ittifaka katılacağı öne sürülmüştü. Mısır’ın katılmama sebebinin ayrıca Suudi Arabistan’ın Kahire’ye güvenmemesi olarak açıklanmıştı.

Atina yönetimi açısından yaşanan bu süreç, Türkiye’nin mevcut jeopolitik koşulları kendi lehine kullanarak bölgedeki diplomatik ve askeri nüfuzunu pekiştirme hamlesi olarak okunuyor.

Exit mobile version