Independent | Öcalan’ın statüsü belli oldu: Silahsızlanma ve Siyasallaşma Alt Kurulu’nun başına geçecek

IMG_7448

Veysi Aktaş, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın Abdullah Öcalan’ın sürece katkı sunduğuna ilişkin açıklamasını değerlendirerek, “İlk kez siyasi irade Sayın Öcalan’ın statüsünü kabul etmiş oldu” dedi

DEM Parti İmralı Heyeti üyesi ve Van Milletvekili Pervin Buldan, İmralı Heyeti üyesi ve Abdullah Öcalan’ın avukatı Faik Özgür Erol ve İmralı Cezaevi’nde Abdullah Öcalan’la beraber kalan ve 31 yıl 3 ay sonra tahliye edilen Veysi Aktaş, İstanbul’da basın mensupları ile bir araya geldi.

Öcalan’ın statüsü, kurulacak mekanizmalar, tutukluların durumu, DEM Parti kongresi ve sürece yönelik uluslararası müdahalelere ilişkin başlıklar ele alındı.

DEM Parti İmralı Heyeti üyesi ve Van Milletvekili Pervin Buldan, çerçeve yasayla oluşturulan kurulun 24 Ağustos’ta ilk toplantısını yapacağını, bu toplantıda alt kurulların kurulması için süreç başlayacağını belirterek, “Bu alt kurulların bir tanesi silahsızlanma ve siyasallaşma kurulu olacak ve burada Sayın Öcalan yer alacak. Çünkü Sayın Öcalan gelişleri organize de edecek” dedi. DEM Parti İmralı heyeti üyesi Faik Özgür Erol, Resmi Gazete’de yayımlanarak kanunlaşan çerçeve yasa ile yaklaşık 4 bin tutuklunun tahliye olabileceğini, yasadan 75 binin üzerinde soruşturma ve kovuşturma dosyasının etkilenebileceğini belirtti.

Veysi Aktaş ise Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın Abdullah Öcalan’a dair “sürece katkı sunan bir konumda. İmralı da özellikle devletimizin ilgili kurumlarıyla birlikte bu süreçlerde” açıklamasına değinerek “İlk kez siyasi irade Sayın Öcalan’ın statüsünü kabul etmiş oldu. Bu eşik bir türlü aşılamadığı için diyalogdan müzakere aşamasına bir türlü geçilemiyordu. Bu aşamadan sonrası artık müzakere aşamasıdır” dedi.

İki yıllık sürecin sonunda tüm eksikliklerine rağmen kronikleşen bir köklü sorunun çözümü yolunda bir kapı açıldığını, bunu çok önemsediklerini vurgulayan Erol, açılan bu kapıyı sonuna kadar kullanacaklarını, burayı zorlayacaklarını belirtti. “Silahlı süreç bitiyor, siyasal süreç başlıyor” diyen Erol, yeni bir dönemin kapısının aralandığını, bunun çok iyi değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Süreç nasıl başladı?

T24‘ten Murat Sabuncu’nun sürecin MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile hayatını kaybeden DEM Parti Milletvekili Sırrı Süreyya Önder’in temasının ardından başladığı yönündeki iddiayı sorması üzerine Pervin Buldan, Bahçeli’nin süreci tek başına başlattığını söyledi. Buldan “Devlet Bahçeli önce gelip Genel Kurul’da DEM Partili eş başkanlarımızın elini, elimizi sıktı ve daha sonra grup toplantısında yaptığı çağrı ile başladı, bunun bir öncesi yok” dedi.

Veysi Aktaş ise sürecin başlamasında Orta Doğu’da yaşanan gelişmelerin etkili olduğunu belirterek şöyle konuştu:

“Devlet bu noktaya bölgedeki gelişmeler doğrultulusunda geldi. İsrail faktörü önemli bir faktör. İngilizleri de unutmayalım… Yeniden bir Orta Doğu’ya müdahale, kaybettikleri hegemonyayı yeniden elde etme arzusu, on yıllık savaşın müsebbibi bu ülkelerdir. İsrail’in artık varlığını sürdürebilmesi için Ortadoğu’da bir Kürdistan’a ve ikinci bir İsrail’e ihtiyacı var. Sorun bu! Yani milliyetçi bir ulus devlet istiyor. Bu süreci devletin geliştirmesinin en önemli nedenleri bunlardı. İbrahim Anlaşmaları olarak ifade edilen anlaşmalara göre bölge yeniden dizayn ediliyor. Buna karşı çıkan tüm iktidarlar düşüyor. Suriye, İran, Lübnan, Irak hedefte… Bölge yeniden düzenleniyor ve sıra Türkiye’de.

Sayın Devlet Bahçeli’nin açıklamaları da bu yöndedir, ‘devletin bekası’ dediği olay budur. Aynı zamanda savaş hem Kürtlere hem Türklere kaybettirdi, bunun ceremesini halk ödedi, ekonomik faturası yoksulluk oldu ve çok insan öldü. İşte bu süreç bu sebeplerle başlatıldı. Bahçeli’nin açıklamalarından önce de adada hiçbir görüşme yaşanmadı. Aksine çok büyük bir tecrit yaşadık, 10 yıla yakın tecrit vardı. Sayın Öcalan 2023 yılında ‘gelmelerini’ bekledi. Çünkü aniden odası değiştirilmişti, Mandela ile yapılan barış görüşmelerinden önce de kendisinin kaldığı oda aniden değiştirildiği için bu beklenti doğmuştu. Bunun engellendiğini düşünüyoruz. Ancak Devlet Bahçeli’nin çağrısına kadar hiçbir ilişki kurulmadı. O çağrıya önderlik yanıt geliştirdi ve devletle ilişkiler başladı.”

Heyet üyeleri, süreci “devlet kararı ve devlet projesi” olarak tanımladı ve muhataplık ilişkisinin de devlet ile Öcalan arasında kurulduğunu belirtti.

Sürecin üç aşaması

Nevzat Çiçek’in Independent Türkçe’de yer alan yazısına göre, sürecin bundan sonraki yol haritası, “çerçeve yasa, demokratikleşme süreci ve yeni anayasa” olmak üzere üç aşamada değerlendiriliyor.

Heyet üyelerinin aktarımına göre Abdullah Öcalan, çıkarılan yasayı Kürt meselesi açısından “bir kabuk” olarak değerlendiriyor ve yasanın adından ya da kullanılan kavramlardan çok, düzenlemenin hayata geçirilmesine önem veriyor.

Yasa sürecini anlatırken “tek kişilik satranç oynadım” ifadesini kullanan Öcalan, düzenlemeyi aynı zamanda bir “centilmenlik sözleşmesi” olarak değerlendirdi.

Öcalan’a göre bu tür sözleşmelerde her konu yazılı hale getirilmese de tarafların hayata geçirilmesi gereken başlıklar üzerinde karşılıklı anlayış oluşturması gerekiyor.

Cumhurbaşkanlığında üst kurul, Meclis’te izleme kurulu

Aktarılan bilgilere göre süreç kapsamında Cumhurbaşkanlığı bünyesinde bir üst kurul oluşturulması, bunun altında ise “silahsızlanma ve siyasallaşma kurulu” olarak adlandırılması beklenen bir alt kurulun kurulması planlanıyor. Meclis’te de yalnızca milletvekillerinden oluşacak ayrı bir izleme kurulunun oluşturulması öngörülüyor. Pervin Buldan bu kurula ilişkin yapılanmayı şöyle anlattı:

“İki kurul kurulacak. Bir üst kurul bir de buna bağlı olarak alt kurul. Üst kurul zaten belli. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın başkanlığında Adalet, İçişleri, Dışişleri Savunma bakanları, MİT Başkanı İbrahim Kalın’ın olduğu bir üst kurul kurulacak.

Buna bağlı olarak bir alt kurul kurulacak. Bu alt kurulda siviller olmayacak. Ama sayın Öcalan Silahsızlanma ve Siyasallaşma Kurulu dediğimiz kurulun başında olacak.

Muhtemelen bunun içinde devlet yetkilileri olacak. Teyit ve tespit meselesini bilen, yapan yetkililerden oluşacak bir kurul olacak. Geri dönüşlerin koordinasyonu buradan yönetilecek.”

İmralı’da yeni görüşme alanı

Toplantıda İmralı Cezaevi’ndeki koşullara ilişkin de bilgi verildi. Öcalan için yeni bir alan hazırlandığı ve bundan sonraki görüşmelerin burada yapılmasının planlandığı belirtildi.

Heyet üyeleri, son görüşmelerinde Öcalan’ın henüz yeni bölüme geçmediğini, daha sonra bir değişiklik olup olmadığını ise bir sonraki ziyarette göreceklerini ifade etti.

Milli Güvenlik Kurulu’nun da ekim ayında toplanmasının beklendiği aktarıldı.

“Yasa bizimle ortaklaşarak hazırlanmadı”

Heyet üyeleri, Meclis’te kabul edilen yasanın hazırlık sürecine ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. Yasa taslağını ancak kabul edileceği gün görebildiklerini belirten heyet, kendi hazırladıkları bir taslağı AK Parti’ye sunmadıklarını, AK Parti’nin de taslağı önceden kendileriyle paylaşmadığını ifade etti.

Düzenlemenin bazı maddelerinde sorun gördüklerini belirten heyet üyeleri, metnin kendileriyle ortaklaşarak hazırlanmadığını söyledi. Son İmralı görüşmesinde yasa taslağının kendisini değil, düzenlemenin genel çerçevesini Öcalan’a aktardıklarını kaydettiler.

Buldan yasa için çok uğraştıklarını ifade ederek, “Başından beri hep yasayı görmek istedik, Sayın Öcalan’a götürmek istedik ama bu gerçekleşmedi. Biz Sayın Öcalan’la en son yaptığımız görüşmede yasanın taslağıyla değil, ilkesel olarak yasaya nasıl yaklaşıldığına dair görüşlerimizi ifade ettik ve onun görüşlerini, önerilerini aldık. Ama iktidarla, AKP’nin hukukçu kurmaylarıyla yasanın çıkacağı günün bir gün öncesi arkadaşlarımız bir araya geldiler ve biz ertesi gün yani yasanın çıkacağı günün sabahı taslağı görme imkanına sahip olabildik” diye konuştu.

Öcalan yasa ile ilgili ne düşünüyor?

Buldan, Öcalan’ın yasayla ilgili görüşünü ise şu sözlerle anlattı:

“Son yaptığımız görüşmede yasaya nasıl yaklaştığına dair şunu hep söyledi; ‘Ben kavramlara çok takılmıyorum. Bizim için önemli olan bu yasanın çıkması. Kavramları bir kenara bırakalım. Evet bunun mücadelesini vereceğiz tabii ki. Bu yasa bir ilktir, bir kilit yasadır, bir kök yasadır. Hatta bir kabuktur. Bu yasa Kürt meselesinde bir kabuktur. Bu kabuğu ya da bu kök yasayı nasıl geliştireceğimizi, nasıl bunun mücadelesini vereceğimizi elbette ki daha sonraki dönemlerde, süreçlerde tartışacağız. Ama ben bu aşamaya gelmesi konusunda büyük bir çaba sarf ettim ve tek kişilik bir satranç oynadım’ dedi. Bu kelime tamamıyla kendisine aittir. Bu tek kişilik satrançta elbette ki zorlandığı zamanlar oldu biz bunu biliyoruz ama hep meselenin pozitif yanına baktı. Artık silahlı mücadelenin bittiği ve siyasal bir mücadelenin devreye gireceği bir zaman dilimini örmeye çalıştı. Bunu hayata geçirmeye çalıştı.”

AİHM ve AYM kararları gündemde

Heyet üyeleri, çıkarılan yasanın tek başına bütün sorunları çözmeyeceğini, bazı adımların yeni düzenlemeler beklenmeden de atılabileceğini söyledi.

Bu kapsamda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanabileceği ifade edildi. Heyet, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la yaptıkları görüşmede de AİHM ve AYM kararlarının uygulanması gerektiğini gündeme getirdiklerini belirtti.

Cumhurbaşkanı’nın görüşmede heyeti dinlediği ve not aldırdığı ancak bu başlıkta özel bir değerlendirme yapmadığı aktarıldı.

Siviller için ayrı kurul önerisi

Heyet, sürecin yalnızca devlet kurumları ve siyasi partilerle yürütülmemesi gerektiğini de savundu. Sivil toplum kuruluşları ve kadın örgütlerinden oluşacak ayrı bir kurul oluşturulmasına ihtiyaç bulunduğu ifade edildi.

STK’ların süreci doğrudan izlemek istediği, bu yöndeki taleplerin yetkililere iletileceği belirtildi.

Heyet ayrıca ana akım medyanın süreci daha fazla sahiplenmesine ihtiyaç bulunduğu görüşünü dile getirdi.

DEM Parti’de yeniden yapılanma

Toplantıda DEM Parti’nin önümüzdeki dönemdeki yapılanmasına ilişkin değerlendirmeler de yer aldı.

Partinin 6 Eylül’de yasal zorunluluk nedeniyle kongreye gideceği, esas kapsamlı kongrenin ise mart ayına doğru yapılmasının planlandığı belirtildi. Bu süreçte kurucular kurulunun çalışmalarına başlaması bekleniyor.

Aktarıma göre parti tüzüğü, programı ve kadrolarında değişiklik gündemde.

Öcalan’ın bu başlıklarda belirleyici rol üstlenmesinin beklendiği ifade edildi.

Öcalan’ın DEM Parti eş genel başkanlarıyla da görüşmek istediği, görüşmenin ardından parti yapılanmasına ilişkin değerlendirmelerini netleştireceği belirtildi.

Heyet ayrıca yalnızca siyasi parti temsilcilerinin değil, gazetecilerin, akademisyenlerin, sivil toplum örgütlerinin ve kadın kuruluşlarının da İmralı’ya gidebilmesini sağlayacak bir düzenleme yapılmasını istedi.

4 bin tutuklu serbest kalacak

Faik Özgür Erol ise “çerçeve yasa”yla yaklaşık 4 bin tutuklunun serbest kalabileceğini, 75 binin üzerinde soruşturma ve kovuşturma dosyasının da yasadan etkileneceğini ifade etti.

Erol, “75 bin siyasi dosya demek neredeyse Türkiye’deki dosyaların sayısal kalabalıklığını da düşünürsek, yüz binlerce insanın hayatına dokunacak bir yasa niteliği taşıyor. Fakat sadece bundan ibaret değil. Yasanın kendi içinde ihtiva ettiği kurullar meselesi var. Bu kurullarla aynı zamanda hem İmralı’da Sayın Öcalan’ın süreci daha iyi yönetebileceği, daha iyi geliştirebileceği koşulların ortaya çıkması imkanını sağlıyor. Aynı zamanda yasa içeriğindeki pek çok düzenlemeyle ilerleyen dönemde bir bütün olarak bu sorundan etkilenmiş herkesi kapsayabilecek bir potansiyele ulaşma ihtimali taşıyor“ dedi.

Yasayı bir kapının aralanması olarak da değerlendiren Erol şöyle devam etti:

“O kapıya yükleneceğiz. Biz o kapıya yüklenmekte ve bunun bir hukuk ve demokrasi alanına açılması noktasında ısrarcı olacağız. Ve bu açılacak olan kapı, yasanın pratik olarak uygulanma sürecinin aynı zamanda hem Kürt sorununun çözümü hem de demokratikleşme noktasındaki reformlarla paralel ilerlemesine gerektiriyor. Yani esasen siyasi öngörümüz ve siyasi ajandamız bunun üzerine kuruludur.

Veysi Aktaş: Devlet ilk kez Öcalan’ın statüsünü kabul etti

Süreçte bazı gecikmeler yaşandığını kaydeden Aktaş şöyle konuştu:

“Geçen yıl, silahların yakılması meselesinde bu komisyonun oluşması gerekiyordu. Fakat o komisyonun oluşturulması geciktirildi. Şu an tartışılan ‘çerçeve yasa’ aslında ekimde çıkması gerekiyordu. Yani bir türlü aşılamayan bir eşik durumu vardı. Bu yüzden asıl temel soruna bir türlü inilemiyordu, mesafe alınamıyordu. Fakat 10 Ağustos’ta meclisten geçmesinden sonra Kürt sorununun çözümü için önemli bir eşik atlatıldı. Yeni bir hukuki zemin oluşturuldu

Bana göre Türkiye’nin en tarihi anlarından biridir. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın da Sayın Öcalan’ın statüsüne dönük açıklaması da çok değerli bir açıklamaydı. İlk kez siyasi irade Sayın Öcalan’ın statüsünü kabul etmiş oldu. Bu eşik bir türlü aşılamadığı için diyalogdan müzakere aşamasına bir türlü geçilemiyordu. Bu aşamadan sonrası artık müzakere aşamasıdır.

Bu sürecin üç aşaması var. İlk adım ‘çerçeve yasa’ ya da kök yasa olarak ifade edilen süreçti. Bu aşıldı, şimdi demokratikleştirme sürecine geçildi.

Cumhuriyetin demokratikleşmesine dönük müzakereler geliştirilecek. Bu uzunca bir zaman da alabilir. Bu süreçten sonrası da bir anlamda bizim demokratik toplum örgütlenmemiz, cumhuriyetin demokratikleşmesi, demokratik toplumun demokratik cumhuriyete entegrasyonu, sürecin yeni bir anayasayla yeni bir toplumsal sözleşmenin şekillenmesi sonucunu verecek. Böyle üç aşamadan oluşan bir süreçtir.”

“Silahlı mücadele sona eriyor, siyasi mücadele sürecek”

Toplantıda Kürt siyasi hareketinin bundan sonraki yönelimine ilişkin de değerlendirmeler yapıldı. Heyet üyeleri, sürecin Kürt siyasi hareketinin sona ermesi anlamına gelmediğini, siyasi mücadelenin devam edeceğini belirtti.

Yeni dönemde silahlı mücadele yönteminin ortadan kalkacağı, siyasi ve demokratik mücadelenin ise süreceği ifade edildi.

Heyet, sürecin hukuk ve demokrasi alanını genişletebileceğini savunurken, Kürt meselesinin Türkiye’deki otoriterleşmenin temel gerekçelerinden biri haline geldiği değerlendirmesinde bulundu.

Exit mobile version