İBB’deki mali suçlar soruşturmasının kilit ismi Muhittin Erusta, rüşvet iddialarının ardından CHP kanadından tehdit edildiğini öne sürdü. İSKİ yöneticilerinin kendisini “İmamoğlu’nun talimatı var” diyerek aracılar üzerinden 450 bin dolar talep ettiğini iddia eden Erusta, “Hem ben hem ailem hedef gösterildik, hayatımız tehlikede” açıklamasını yaptı.
Türkiye Gazetesi’nin haberine göre; İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik mali suçlar soruşturmasında adı geçen Tampa Maden sahibi Muhittin Erusta, yeni beyanlarında kamuoyunu sarsan iddialar ortaya koydu.
Rüşvet iddiasının merkezindeki iş insanından şok açıklamalar
Erusta, İSKİ’deki bazı yöneticilerin kendisini sistematik şekilde oyaladığını, ardından Ekrem İmamoğlu’nun ismi kullanılarak 450 bin dolar rüşvet talep edildiğini söyledi. Açıklamalarının ardından yoğun baskı ve tehdit aldığını belirten Erusta, “Ailem ve ben can güvenliği problemi yaşıyoruz.” dedi.
“İski yazısı için beni rüşvete zorladılar”
Erusta, Pendik Kurnaköy’deki maden sahası için gereken rehabilitasyon yazısını tüm kurumlardan aldığını ancak İSKİ’nin bilinçli şekilde süreci tıkadığını ifade etti.
İddialarına göre İSKİ Genel Müdürü Şafak Başa, Daire Başkanı Adem Şanlısoy, Genel Müdür Yardımcısı Begüm Çelikdelen ve Şube Müdürü Canan Aslan, kendisini defalarca rüşvete yönlendirdi.
Erusta o görüşmeleri şöyle anlattı:
“Adem Şanlısoy bana açıkça ‘Fatih Keleş’e uğradınız mı?’ diye sordu. MAPEG yazısını götürmeme rağmen ‘Ne getirirse getirsin bu yazıyı vermeyeceğiz’ dediler. Ardından devreye giren kişiler Ekrem İmamoğlu adına 450 bin dolar istedi. Begüm Çelikdelen’e neden böyle olduğunu sorduğumuzda ‘Ekrem Başkan’ın kesin talimatı var, yazı verilmeyecek’ yanıtını aldık.”
“CHP beni mafya ilan etti”
Erusta, iddialarının ardından CHP’den ağır biçimde hedef gösterildiğini savundu. Özellikle CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır’ın kendisini kamuoyunda karalamaya çalıştığını belirtti.
“Ali Mahir Başarır beni mafya ilan etti. Kendisine 1 milyon liralık tazminat davası açtım. Bu iş bir siyasi linç kampanyasına dönüştürüldü. Ailem tehdit altında.”
“İntihar eden kişi gizli tanık değil, benim çalışanımdı”
Erusta, Çağlayan Adliyesi’nde yaşanan ve “gizli tanığın intihar girişimi” olarak kamuoyuna aktarılan olayla ilgili de farklı bir iddia ortaya koydu.
“Özgür Özel’in söylediği gibi o kişi gizli tanık değildi. O, benim evrak takipçisi olan çalışanımdı. Hem o hem ben ağır şekilde hedef gösterildik. Kendi memleketine bile gidemedi. Ben ise İstanbul’da resmen saklanarak yaşıyorum.”
