Hindistan-Bangladeş arasında neler oluyor?

IMG_6052

Bangladeş’te bir Hindu işçinin linç edilerek öldürülmesi ve ardından patlak veren protestolar, Hindistan ile Bangladeş arasındaki zaten kırılgan ilişkileri yeni bir krize sürükledi. Karşılıklı suçlamalar, askıya alınan vize hizmetleri ve artan sokak öfkesi…

Hindistan ile Bangladeş arasındaki ilişkiler, Bangladeş’te son haftalarda yaşanan şiddet olaylarıyla birlikte derin bir krizden geçiyor. Müslüman çoğunluklu ülkede, Hindu azınlığa mensup bir tekstil işçisinin linç edilerek öldürülmesi, yalnızca Bangladeş iç siyasetini değil, Yeni Delhi–Dakka hattını da sarstı.

27 yaşındaki Dipu Chandra Das, Bangladeş’in kuzeyindeki Mymensingh kentinde “dine hakaret” suçlamasıyla bir grubun saldırısına uğrayarak hayatını kaybetti. Olay, başkent Dakka’da muhalif öğrenci lideri Şerif Osman Hadi’nin öldürülmesinin ardından patlak veren geniş çaplı protestolar sırasında yaşandı.

Suçlamalar, protestolar, diplomatik restleşme

Hadi’nin destekçileri, cinayetin arkasındaki ana şüphelinin, devrik başbakan Sheikh Hasina’nın partisi Avami Birliği’yle bağlantılı olduğunu ve Hindistan’a kaçtığını öne sürdü. Bangladeş polisi bu iddiayı doğrulamadı ancak söylentiler, ülkede zaten güçlü olan anti-Hindistan duyguları daha da körükledi.

Bu atmosfer, Hindistan’da Hindu milliyetçi grupların sokaklara çıkmasına yol açtı. Kalküta ve Delhi’de Bangladeş yönetimini protesto eden gösteriler düzenlenirken, Bangladeş de Hindistan’daki diplomatik temsilcilikleri önünde yapılan eylemleri “kabul edilemez” olarak niteledi.

İki ülke, birbirini diplomatik misyonların güvenliğini sağlamakta yetersiz kalmakla suçladı; bazı şehirlerde vize hizmetleri askıya alındı ve yüksek komiserler dışişleri bakanlıklarına çağrıldı.

Hasina sonrası Bangladeş ve artan kırılganlık

Analistlere göre gerilimin arka planında, Hasina’nın geçen yılki halk ayaklanmasının ardından iktidardan düşmesi ve Hindistan’a sığınması yatıyor. Dakka’nın, Hasina’nın iadesi yönündeki taleplerine Yeni Delhi’nin olumlu yanıt vermemesi, Bangladeş’teki rahatsızlığı büyütüyor.

Bangladeş’te geçici hükümete Nobel ödüllü iktisatçı Muhammad Yunus liderlik ediyor. Yunus yönetimi, Das’ın öldürülmesinin ardından “yeni Bangladeş’te bu tür şiddetin yeri yok” açıklaması yaparak sorumluların cezalandırılacağı sözünü verdi.

Polis, olayla bağlantılı 12 kişinin gözaltına alındığını açıkladı.

Buna rağmen insan hakları örgütleri ve sivil toplum temsilcileri, ülkede azınlıkların güvenliği ve hukukun üstünlüğü konusunda ciddi endişeler dile getiriyor.

Radikalleşme ve azınlıklar

Hasina’nın iktidardan düşmesinin ardından radikal İslamcı grupların daha görünür ve cesur hale geldiği belirtiliyor. Sufi türbelerine saldırılar, Hindu topluluklara yönelik şiddet, kadınların kamusal hayattan dışlanması ve kültürel etkinliklerin engellenmesi, bu tablonun parçaları olarak öne çıkıyor.

Bangladeşli analist Asif Bin Ali’ye göre, “pro-Hindistan” yaftası, ülkede muhalifleri ve azınlıkları hedef almanın bir aracı haline gelmiş durumda. Bu söylem, sahadaki saldırılar için fiili bir meşruiyet zemini yaratıyor.

Hindistan için stratejik alarm

Gelişmeler, Hindistan’da da yakından izleniyor. Bir Hint parlamento komitesi, Bangladeş’teki istikrarsızlığın, 1971’deki bağımsızlık savaşından bu yana Yeni Delhi için “en büyük stratejik meydan okuma” olduğunu ifade etti.

Uzmanlar, Bangladeş’te istikrarın özellikle Hindistan’ın kuzeydoğusu için hayati önem taşıdığına dikkat çekiyor. Seçimlerin 12 Şubat’ta yapılması planlanıyor ancak o tarihe kadar geçici hükümetin sokaklardaki öfkeyi ve radikalleşmeyi kontrol altına alıp alamayacağı belirsiz.

Eski Bangladeşli diplomat Humayun Kabir’e göre çözüm, karşılıklı gerçekleri kabul etmekten geçiyor:

“Komşuyuz ve birbirimize bağımlıyız. Güven yeniden inşa edilmeden bu kriz aşılmaz.”

Şimdilik hem Dakka hem de Yeni Delhi’de ortak kaygı şu: Sokaktaki öfke, iki ülke arasındaki kırılgan ilişkiyi onarılması zor bir noktaya sürüklemeden durdurulabilecek mi?

Exit mobile version