İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, ülkesinin uzaydan saldırı gerçekleştirebilecek kapasiteye ulaşması gerektiğini belirterek savunma teşkilatına “saldırıda ilk olma” hedefi verdi.
Haaretz‘in haberine göre İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, Ulusal Terör Finansmanıyla Mücadele Bürosu tarafından düzenlenen bir konferansta yaptığı açıklamada, “Uzay, aşağıda kontrol ettiğiniz toprakların büyüklüğünün hiçbir anlam taşımadığı, nüfusunuzun büyüklüğünün de önemini yitirdiği bir alan. Amaç yalnızca uzayda faaliyet göstermek, yörüngeye yerleştirdiğimiz unsurları savunmak ve başkalarının oraya yerleştirdiklerini etkisiz hale getirmek değil” dedi.
Katz sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yukarıdan yeryüzüne doğru da faaliyet göstermemiz gerekiyor. Bunu sistemleri bozarak, ki bu daha erken gerçekleşecek, ayrıca kinetik saldırılarla yapacağız. Bugün hiçbir ülke uzay tabanlı saldırı kapasitesine sahip değil. Bu nedenle savunma teşkilatına saldırıda ilk olma ihtiyacını ilan ettim. Şu anda en iyi beyinleri kadromuza katıyoruz.”
Katz’ın açıklamaları neden dikkat çekti?
Katz’ın açıklamaları aslında şaşırtıcı değil. ABD Uzay Kuvvetleri dahil birçok ülke uzayı yalnızca muharebeyi destekleyen işlevlerin yürütüldüğü bir alan değil, savaşın yürütüldüğü bir cephe olarak görülüyor.
Katz’ın uzaya saldırı amaçlı silahlar yerleştirilmesine ilişkin sözleri de bu bağlamda tartışmalı. SpaceX gibi özel şirketlerin fırlatma maliyetlerini geçmişteki seviyelerin çok küçük bir bölümüne indirdiği günümüzde bu fikir, hala önünde uzun bir yol bulunmasına rağmen giderek daha az bilim kurgu gibi görünüyor.
Katz’ın açıklamaları, Savunma Bakanı hakkındaki alaycı yaklaşım nedeniyle de bazı çevrelerde şaşkınlık yarattı.
Uydu görüntüleme şirketi ImageSat International’ın Üst Yöneticisi (CEO) Noam Segal, Katz’ın savunma teşkilatından gelmemesinin, uzayın İsrail’in savunması açısından hem mevcut savaşta hem de gelecekteki savaşlarda taşıdığı büyük önemi hızlı bir şekilde kavramasını sağlamış olabileceğini söyledi.
Segal, “Sistemi ilerletmek, örgütsel engelleri kaldırmak ve İsrail’in uzay kabiliyetlerini, son 20 yılda ve belki daha uzun bir sürede kendisinden önceki hiçbir savunma bakanının yapmadığı ölçüde geliştirecek bir güç oluşturma planı hazırlamak için kararlı adımlar attı.
Nasıl Amir Peretz Demir Kubbe ile anılıyorsa, Israel Katz da İsrail savunma sektörünün önemli unsurlarıyla anılabilir” dedi.
İsrail Savunma Bakanı Israel Katz geçtiğimiz ocak ayında Israel Aerospace Industries’i ziyaret etti. Katz, “saldırıda ilk olma ihtiyacını” vurgulayarak “Şu anda en iyi beyinleri kadromuza katıyoruz” dedi.
“Uzağa ulaşma kapasitemizi geliştireceğiz”
İsrail Uzay Ajansı’nın eski Başkanı ve Ben-Gurion Üniversitesi Negev’in Bölgesel ve Endüstriyel Kalkınmadan Sorumlu Rektör Yardımcısı Prof. Dan Blumberg, Katz’ın açıklamalarının düşmanlara, bir ölçüde ortaklara ve İsrail savunma sanayisine bir mesaj verdiğini söyledi.
Blumberg, “Yalnızca istihbarat ve iletişim alanında bir aktör olmak istemiyoruz. Uzay alanında önemli ölçüde aktif bir askeri aktör olmak istiyoruz” dedi ve ekledi:
“Son savaşta gücümüzü daha uzak mesafelere yansıtma kapasitesine sahip olduğumuzu gösterdik ancak Amerikalılara çok fazla bağımlı hale geldik.
Bu nedenle Katz’ın vermek istediği mesajın şu olduğunu düşünüyorum: İsrail teknolojilerine dayanarak çok uzak mesafelere ulaşma kapasitemizi geliştireceğiz ve uzay çok önemli bir unsur haline gelecek”
Uzayın tamamı bir cephe
ABD’de 2040 yılına kadar elektromanyetik spektrumun tamamının saldırılara açık hale gelebileceği değerlendiriliyor.
ABD Uzay Kuvvetleri Komutanı da bu yıl Kongre’de yaptığı açıklamada, konumlandırma, seyrüsefer, zamanlama, küresel iletişim, füze uyarıları veya gerçek zamanlı istihbarat gibi alanlarda uzay sistemlerinin ABD’nin tüm alanlardaki etkinliğini artırdığını belirtti.
Bu sistemlerin mesafeler boyunca eşi benzeri görülmemiş hassasiyet, hız ve kapasite sağladığını söyledi.
İsrail dahil çok sayıda ülkenin, bulut örtüsünün içinden bile sürekli gözetleme yapabilen çeşitli uyduları bulunuyor.
Elon Musk’ın Starlink’i gibi askeri ve sivil uydular da uçaklar, füzeler, insansız hava araçları ve insansız deniz araçlarıyla iletişim sağlıyor. Bu sistemler, binlerce kilometre uzaklıktaki hedeflere hassas saldırılar düzenlenmesine olanak tanıyor.
ABD, Çin’i bu alandaki en büyük rakibi olarak görüyor. Pekin, Starlink benzeri uydulara ve istihbarat uydularına milyarlarca dolar yatırım yapıyor. Bu uyduların İran’ın ABD hedeflerine yönelik saldırılarına yardımcı olduğu bildiriliyor.
Saldırı amaçlı yöntemler arasında elektronik harp veya uydulara ve bunların yer istasyonlarına yönelik siber saldırılarla sistemleri bozmak gibi “yumuşak” kapasitelere de yer veriliyor.
Bunun yanı sıra son yıllarda dünyanın önde gelen güçleri gerçek uzay tabanlı mühimmatlara da yatırım yapıyor.
İsrail ordusunun uydu biriminin eski başkanı Yossi Yamin, “Uzaydaki ilk savaş Rusya ile ABD arasında değil, İsrail ile Yemen arasında gerçekleşti. İsrail ve Yemen. Bunun mümkün olabileceğini kim düşünebilirdi?” dedi.
Uydu karşıtı silahlar ve füze savunması
ABD, Çin, Rusya ve Hindistan başta olmak üzere büyük güçler, düşman uydularına çarpmak üzere emir bekleyen veya geliştirilmekte olan uydulara sahip.
Bu ülkeler ayrıca yerden veya savaş uçaklarından fırlatılabilen uydu karşıtı füzeler geliştiriyor. Hem uydu tabanlı hem de yer tabanlı lazerler de bu cephaneliğin bir parçası.
Uydu karşıtı silahlar, uzay savaşının bir boyutunu oluşturuyor. Füze önleme sistemleri ise bir diğer boyutu oluşturuyor.
ABD Başkanı Ronald Reagan, 1983 yılında uyduların uzayda lazer kullanarak Sovyet füzelerini vurmasını öngören “Yıldız Savaşları” girişimini açıkladı.
Bu program hiçbir zaman tamamlanmadı fakat son yıllarda bu alanda da büyük değişiklikler yaşandı. İsrail, Arrow 3 sistemiyle balistik füzeleri uzayda vurabilmesi sayesinde bu alandaki başlıca aktörlerden biri haline geldi.
ABD de aynı dönemde THAAD projesini geliştiriyordu. ABD Başkanı Donald Trump’ın “Golden Dome” projesi ise önleyici füzelerin hem yerden hem de uydulardan fırlatılmasını öngörüyor.
Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi uzmanı Clayton Swope, “Golden Dome, uzay tabanlı füze önleyicilerin konuşlandırılmasını içerdiği için bir paradigma değişimi anlamına geliyor. Bu durum, ABD ordusunun uzayı kullanma biçiminde yeni bir dönemin önünü açıyor” değerlendirmesinde bulundu.
‘Uzayda ilk savaş İsrail-Yemen arasında gerçekleşti’
Haaretz’e konuşan uzmanlar, İsrail’in gelecekteki savaşlarının İran’dan daha uzakta bulunan düşmanlarla yürütülebileceğine dikkat çekiyor.
Yossi Yamin, “Uzaydaki ilk savaş Rusya ile ABD arasında değil, İsrail ile Yemen arasında gerçekleşti. İsrail ve Yemen. Bunun mümkün olabileceğini kim düşünebilirdi?” dedi.
Yamin, Blumberg ve diğer uzmanlar, İsrail’in siber güvenlik ve şifreli iletişim, görsel ve sinyal istihbaratı toplayan uydular ve yerli üretim dahil olmak üzere uzay altyapısının çok sayıda alanına yatırım yapması gerektiğini düşünüyor.
Yamin, “İsrail bu alanı genç ve dinamik şirketlere açmalı. Büyük şirketler balistik füzeler, Arrow ve benzeri sistemler gibi ağır alanlarda kalmalı. Görece düşük maliyetlerle anında, ilgi çekici ve hatta şaşırtıcı çözümler sunabilecek çok sayıda genç şirket var” dedi.
International’dan Segal ise silah sanayisinin tarihi bir dönüşüm sürecinden geçtiğini söyledi.
Segal, “Sivil teknoloji, askeri teknolojiden çok daha hızlı bir şekilde üretiliyor ve geliştiriliyor. Geleneksel askeri sanayiler muhafazakar ve her zaman yeterince hızlı hareket edemiyor. Ayrıca bugün küresel sivil pazar, askeri pazardan çok daha büyük” dedi.
Katz’ın öngördüğü uzay savaşının üçüncü boyutu olan uzaydan karaya saldırı, ABD doktrininde tamamen bulunmuyor. Bu konsept “yörüngesel küresel saldırı” olarak biliniyor.
Yamin, “İstihbarat boyutunun ötesinde uzay, saldırı açısından da önemli bir alan haline geliyor. Uzay ortamı çok daha erişilebilir hale geldi ve bir ölçüde kara veya hava tabanlı sistemlerden daha verimli ve daha ucuz” dedi.
…
Uzayda kullanılabilecek teknolojiler şimdiden mevcut
Uzay savaşında kullanılabilecek çok sayıda teknoloji şimdiden mevcut.
Bunlardan biri Boeing’in X-37 aracı. Yeniden kullanılabilir robotik uzay aracı atmosferin dışına çıkıyor, uydu olarak faaliyet gösteriyor ve aylar sonra Dünya’ya geri dönüyor.
X-37, 2010 yılından bu yana son derece gizli sekiz uçuş gerçekleştirdi.
Bir kaynak, “Bunun bir seyir füzesine dönüştüğünü düşünün. Kinetik bir silaha dönüşebilir. Fiziksel olarak mümkün. Bu teknoloji zaten mevcut” dedi.
