Wall Street Journal’a konuşan Fransız filozof Bernard-Henri Lévy, Fransa’da eylül ortasında başlayan protestoların aşırı sol tarafından yönlendirildiğini savundu. Lévy, Marine Le Pen ile Jean-Luc Mélenchon’un siyasi yükselişinin ülkeyi iki uç arasında sıkıştırdığı görüşünde
Fransız filozof ve yazar Bernard-Henri Lévy, Wall Street Journal’a (WSJ) verdiği söyleşide, ülkedeki şiddetin Fransa’yı iç savaşın eşiğine getirebileceği uyarısında bulundu. Lévy, 17 Ekim’de Limoges kentindeki belediye binasının ateşe verilmesini, ortak siyasi ve toplumsal yaşama yönelik bir saldırı olarak değerlendirdi.
“İç savaşın eşiğinde olduğumuzu hissedebilirsiniz” diyen Lévy, protestoların başlangıcındaki taleplerle sonraki gelişmeler arasında ayrım yaptı. Daha fazla öğretmen istihdam edilmesi ve liselerdeki koşulların iyileştirilmesi gibi talepleri başlangıçta haklı bulduğunu söyleyen filozof, hareketin daha sonra aşırı sol tarafından yönlendirildiğini savundu. Lévy, Jean-Luc Mélenchon liderliğindeki Boyun Eğmeyen Fransa’nın (La France Insoumise) şiddeti meşrulaştıran bir tutum aldığını düşünüyor.
İki siyasi uç arasında sıkışan Fransa
Lévy’ye göre Fransa’nın siyasi krizi, aşırı sağın lideri Marine Le Pen ile aşırı solun öne çıkan ismi Mélenchon’un güç kazanmasıyla derinleşiyor. İki siyasetçinin farklı seçmen gruplarına seslenmelerine karşın mevcut siyasi sistemin zayıflamasından yararlandığını düşünen Lévy, Le Pen’in iktidara gelmeyi, Mélenchon’un ise sokak hareketleri üzerindeki etkisini artırmayı hedeflediğini söyledi.
Fransa’nın 2027’deki cumhurbaşkanlığı seçimine doğru ilerlediği bir dönemde, bu iki ismin yükselişini ülkenin ılımlı siyasi kesimleri açısından bir tehdit olarak gören Lévy, mevcut tablonun değişebileceğini de belirtti. Filozof, Fransız toplumunun siyasi çıkış arayışından vazgeçmediğini savunarak, “Fransız halkı anlatıldığı kadar umutsuz durumda değil” değerlendirmesinde bulundu.
Lévy, Le Pen ile Mélenchon’un birbirine karşıt siyasi çizgilerde yer alsalar da popülist siyaset anlayışı, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e yaklaşımları, Ukrayna savaşı ve Avrupa bütünleşmesi konularında benzerlikler taşıdığını öne sürdü. Ona göre bu benzerlikler, Fransa’daki siyasi kutuplaşmanın yalnızca sağ ve sol arasındaki geleneksel ayrımla açıklanamayacağını gösteriyor.
Protestoların Avrupa’ya yayılmasından endişeli
Fransız filozof, ülkedeki şiddet olaylarını yalnızca Fransa’ya özgü bir gelişme olarak görmediğini söyledi. Lévy, ülkesinin Avrupa’ya ve belki de tüm Batı’ya yayılan bir olgunun ön saflarında bulunduğunu belirterek bu süreci “nihilizmin patlaması” olarak tanımladı.
Lévy, bugünkü protestoların yalnızca belirli bir hükümete ya da somut bir siyasi karara karşı yönelmediğini savundu. “Şiddet içeren protestolar şu ya da bu haksızlığa karşı değil, adalet fikrinin kendisine karşı yöneliyor. Bu, şu ya da bu hükümete karşı bir isyan değil, örgütlü toplum fikrine karşı bir isyan” dedi.
Filozof, bu yönüyle bugünkü protestoları 1968’de Fransa’da yaşanan gösterilerden ayırdı. 1968 hareketinin toplumu değiştirme ve yeni bir gelecek kurma umudu taşıdığını söyleyen Lévy, bugünkü eylemlerde aynı iyimserliği görmediğini belirtti. Lévy’nin değerlendirmesine göre şiddetin siyasi taleplerin önüne geçmesi, protestoların toplumsal değişim yaratma kapasitesini de zayıflatıyor.
Lévy, İsrail’in güçlü savunucularından biri olarak biliniyor ve Filistin meselesine ilişkin açıklamalarıyla da sık sık tartışılıyor. WSJ’ye verdiği söyleşide Fransa’daki protestolarda Filistin bayraklarının taşınmasını ve İsrail karşıtı sloganları eleştiren filozof, bunları sol içinde antisemitizmin yükselişinin işaretleri olarak değerlendirdi.
Lévy, Boyun Eğmeyen Fransa lideri Mélenchon’un açıklamalarını da antisemitizm tartışması çerçevesinde ele aldı. Fransız siyasetinde Yahudi karşıtlığının yeterince sorgulanmadığını savunan filozof, antisemitizmin yalnızca aşırı sağla ilişkilendirilmesine karşı çıktı. Fransa’daki Yahudi toplumunun geleceğine ilişkin kaygılarını dile getiren Lévy, Yahudilerin ülkenin tarihine ve toplumuna yaptığı katkılara dikkat çekti. “Ülkeden ayrılması gerekenler Yahudiler değil, antisemitler” dedi.
“Macron’a yönelik eleştiriler doğru değil”
Lévy, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’a hem sağdan hem de soldan yöneltilen eleştirilerin haksız olduğunu düşünüyor. Macron’un Filistin devletini tanıma kararına karşı çıkan filozof, bu adımın Hamas’a siyasi bir zafer kazandırdığı ve terörizmi ödüllendirdiği görüşünü dile getirdi.
Buna karşılık Lévy, Fransa’nın Ukrayna’ya desteğini sürdürmesini olumlu buluyor. Rusya’nın Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaş karşısında Avrupa’nın ortak tutumunun önemine dikkat çeken filozof, Macron’un Ukrayna’yı destekleyen politikasının takdir edilmesi gerektiğini söyledi. Lévy’nin Macron’a yaklaşımı, Filistin devletinin tanınması konusunda eleştirel, Ukrayna politikası konusunda ise destekleyici bir çizgi izliyor.
Bernard-Henri Lévy kimdir?
Bernard-Henri Lévy, Fransa’nın tanınmış filozof, yazar ve siyasi yorumcularından biri. Kamuoyunda genellikle BHL adıyla tanınıyor. Siyasi yazıları, belgeselleri ve çatışma bölgelerine ilişkin yorumlarıyla öne çıkan Lévy, özellikle Batılı ülkelerin uluslararası krizlere müdahil olması gerektiğini savunan yaklaşımıyla biliniyor.
Lévy, 2011’de Libya’ya yönelik NATO müdahalesini destekledi; Ukrayna’ya verilen desteği de savundu. İsrail’e yönelik güçlü desteği ve Filistin meselesindeki açıklamaları ise siyasi görüşlerinin öne çıkan başlıkları arasında yer alıyor. WSJ’ye verdiği son söyleşide de Fransa’daki protestoları yalnızca bir iç siyaset sorunu olarak değil, Avrupa ve Batı’daki daha geniş bir siyasi ve toplumsal krizin parçası olarak ele aldı.
