ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a olası askeri müdahalesi, İsrail için stratejik bir avantaj fırsatı yaratıyor. Netanyahu, ülkesinin kazanacağı ‘yarım kalan bir işi’ sessizce izliyor. Peki bu durumun arkasındaki neden ne? Financial Times inceledi
ABD Başkanı Donald Trump, İran’a olası askeri müdahaleyi değerlendirirken, rejimi devirmeyi açıkça savunan İsrailli lider Benjamin Netanyahu sessizliğini sürdürüyor. Netanyahu, son haftalarda İran’ı sarsan ülke çapındaki protestolar ve sert müdahale hakkında sadece İran halkının cesaretini öven kısa bir açıklama yaptı.
Trump’ın müdahalesi hangi biçimde olursa olsun askeri operasyon, tehdit altında diplomatik görüşmeler ya da siber saldırılar ve yeni yaptırımlar yoluyla sokak protestolarının yeniden canlandırılması zayıflayan İran rejimi, İsrail lehine bölgesel güç dengesini kaydıracak.
Netanyahu’nun danışmanı ve eski Ulusal Güvenlik Danışmanı Yaakov Amidror, ABD’nin rejim değişikliği peşinde koşsa da, daha sınırlı bir hedef belirlese de İsrail’in kazanacağını söyledi ve şu sözleri kullandı:
‘Trump, rejim değişikliği peşindeyse, bizimle aynı fikirde oldukları anlamına gelir: Rejimin düşmesi, kaosa yol açsa da buna değer. Trump anlaşma yoluna gider ve İran’ın nükleer ve füze projelerinden vazgeçmesini sağlarsa, bu da muazzam bir sonuç olur’
İsrail hazırlıklarını tamamlıyor
Bölgede olası bir çatışmada, İsrail’in İran’ın misillemelerine hedef olma ihtimali yüksek. 1991’deki Birinci Körfez Savaşı’nda Saddam Hüseyin Tel Aviv’i hedef almış, ABD ise Bağdat’ı bombalamıştı. Ancak “Küçük Şeytan” olarak adlandırdığı İran ile uzun süredir süren rekabette, Netanyahu’nun İsrail’i tarihinin en güçlü stratejik konumunda bulunuyor.
Financial Times’ın haberine göre,İsrail’in füze menzilleri 6.500 kilometreye ulaşabiliyor ve tahmini 24 nükleer başlığı bulunuyor. Geçen yıl 12 gün süren bir savaşta, İsrail İran’ın hava savunmasını çökertti, üst düzey nükleer bilim insanları ve askeri liderleri hedef aldı, ABD’yi İran’ın yeraltı nükleer tesislerine dünyanın en büyük konvansiyonel silahlarını konuşlandırmaya ikna etti. Aynı zamanda rejim içindeki İsrail bağlantılı hainler korkusu yaratıldı.
Ancak İsrail yetkililerine göre, Trump İsrail’in Devrim Muhafızları’nın (IRGC) büyük balistik füze kapasitesini tamamen yok etmeden önce ateşkese gitmeyi tercih etti. ‘Yarım kalan iş’ diyen bir İsrail askeri yetkilisi, İran’ın hala cephaneliğini yeniden inşa ettiğini vurguladı.
Trump’ın kararı hala belirsiz
Trump, geçtiğimiz ay Netanyahu’yu ağırlarken, İran’ın silah programını yeniden inşa ettiği tespit edilirse ABD’nin müdahale etmek zorunda kalacağını söylemişti. Ancak o dönemde bu raporların doğrulanmadığını belirtti.
Bu ay ise, rejimin protestoculara yönelik sert müdahalesine yanıt olarak daha agresif bir tutum sergileyen Trump, İranlıları “kurtarmaya” söz verdi. Bu da İsrail’in çatışmaya katılmadan avantaj sağlaması anlamına geliyor.
Eski Mossad araştırma şefi Sima Shine, İsrail’in ABD’nin tehdidinin “masal gibi bir rejim değişikliği” getirmesini beklemediğini belirtti. Yine de, ABD ve İsrail’in perde arkasında yakın iş birliği içinde olduğu biliniyor. İki ülke istihbarat paylaşımı yapıyor ve geçmişte İran’a karşı ortak operasyonlar gerçekleştirmişti; bunlara IRGC komutanı Kasım Süleymani’nin suikastı da dahil.
Trump neden bu kadar istekli?
İsrail’in İran’a yönelik istihbaratı yıllar içinde derinleşti. Nükleer bilim insanları hedef alındı, İran topraklarında insansız hava araçları kullanıldı ve askeri liderlere yönelik hava saldırıları düzenlendi. Ancak İsrail, geçmişte Lübnan’da dost bir hükümet kurma girişiminde başarısız olduğu için İran’da rejim değişikliğini ciddiyetle hedeflemedi.
ABD Başkanı Trump, Venezuela eski lideri Nicolas Maduro’yu başarılı bir operasyonla yakalayıp ABD’ye getirme deneyimiyle cesaret kazandı. Eski bir ABD savunma yetkilisi, “Washington’da en büyük soru şu: Trump’ın güçle ilişkisi değişti mi?” dedi ve ekledi:
“Hiçbir kayıp olmadan karmaşık operasyonların işe yaradığını gördüğünüzde, bu iştahı artırıyor.”
Bölgesel dengeler
ABD ve İsrail, İran’a olası operasyonun protestoculara yardım etmeyi amaçladığını söylese de, İsrail yetkilileri ABD’nin balistik füze üretim tesislerini hedef almasını veya kapatılmasını müzakere etmesini umuyor.
Ancak eski bir ABD yetkilisi, ABD-İsrail ilişkilerinde sıkça uyum olsa da, özelde çıkar farklılıklarının da yaşandığını belirtti. Körfez ülkeleri kendi çıkarlarını ön planda tutuyor, İran’la ilişkilerini güçlendirmeyi hedefliyor ve İsrail’i güçlendirecek gelişmelere karşı temkinli davranıyor.
