Güvenlik çalışmaları uzmanı Bruno Cardoso Reis’e göre Washington’ın temel hatalarından biri, 16. yüzyılda Afonso de Albuquerque’nin yaptığı gibi jeostratejik gerçekliği doğru değerlendirememesi ve kendi askeri gücünü abartması oldu
ABD’nin İran’a yönelik askeri operasyonu ile 16. yüzyılda Portekiz İmparatorluğu’nun Hürmüz’ü ele geçirmesi arasında yapılan karşılaştırmalar, sosyal medyada tartışma yaratırken tarihçiler bu benzetmelerin hem doğru unsurlar hem de abartılar içerdiğini belirtiyor.
Euronews’a konuşan iki tarihçiye göre, özellikle Portekiz İmparatorluğu’nun 1515 yılında Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolü ele geçirmesiyle günümüzdeki ABD operasyonu arasında doğrudan bir paralellik kurmak yanıltıcı olabilir.
Sosyal medyada hızla yayılan bir paylaşımda, Portekiz’in çok daha sınırlı kaynaklarla Hürmüz üzerinde kalıcı hâkimiyet kurduğu ve bunu ABD’nin İran’a yönelik müdahalesinin aksine büyük ekonomik sarsıntılara yol açmadan başardığı iddia edildi.
Ancak Euronews’e konuşan uzmanlar, bu tür karşılaştırmaların tarihsel bağlamı göz ardı ettiğine dikkat çekiyor. 16. yüzyıldaki güç dengeleri, ticaret yolları ve askeri teknolojilerin günümüzden tamamen farklı olduğu, bu nedenle iki dönemin koşullarının birebir kıyaslanamayacağı vurgulanıyor.
Tarihçiler, söz konusu paylaşımda bazı tarihsel gerçeklik payı bulunduğunu kabul etmekle birlikte, iddiaların önemli ölçüde basitleştirildiğini ve güncel jeopolitik durumu açıklamak için yeterli olmadığını ifade ediyor.
Portekiz’in Hürmüz seferi: Gerçekler ve abartılar
Tarihçi Rui Manuel Loureiro, Portekiz’in Hürmüz Adası’ndaki varlığı üzerine yaptığı çalışmalar kapsamında, 1515 yılındaki seferin sosyal medyada paylaşıldığı gibi 27 gemiden oluştuğunu doğruladı.
Euronews’a konuşan Loureiro, “Yaklaşık 1.500 Portekizli ve 600-700 civarında Hintli asker vardı” diyerek, paylaşımlarda yer alan asker sayılarının da büyük ölçüde doğru olduğunu belirtti.
Sefer, Portekiz’in Hindistan’daki ikinci genel valisi olan Afonso de Albuquerque tarafından yönetildi ve bu girişim sonucunda Portekiz, 1622 yılına kadar Hürmüz üzerinde kontrol sağladı. Bu tarihte ise Pers-İngiliz ittifakı Portekizlileri bölgeden çıkardı.
Ancak Loureiro’ya göre sosyal medyada dolaşan bazı iddialar “abartılı” ya da “anakronik”. Örneğin Portekiz’in Basra Körfezi’ni yaklaşık 150 yıl boyunca kontrol ettiği iddiası gerçeği tam yansıtmıyor. Portekiz hâkimiyeti yaklaşık 107 yıl sürdü ve yalnızca Hürmüz Adası ile körfezin iki yakasındaki sınırlı bazı bölgeleri kapsadı.
“Basra Körfezi üzerinde tam bir kontrol söz konusu değildi” diyen Loureiro, Arap ve Pers gemiciliğinin bölgede varlığını sürdürdüğünü vurguladı.
Benzer şekilde, Portekiz’in “Arabistan ile Hindistan arasında ticari tekel kurduğu” yönündeki iddia da tartışmalı. Loureiro, “Portekizliler önemli ölçüde müdahale etti ve kısmen başarılı oldu, ancak hiçbir zaman tam bir tekel söz konusu değildi” ifadelerini kullandı.
Sosyal medyada yer alan “Hint Okyanusu’nda 500 yıl süren Avrupa hakimiyeti” iddiasının da abartılı olduğunu belirten tarihçi, dönemin gemi ve insan kapasitesi düşünüldüğünde tüm ticaretin kontrol edilmesinin imkânsız olduğunu söyledi.
Loureiro ayrıca Portekiz ile ABD’nin stratejik yaklaşımları arasında temel bir fark olduğuna dikkat çekti.
Albuquerque’nin hedefinin yalnızca Hürmüz Adası’nı kontrol altına almak olduğunu, büyük bir kara gücü olan İran’a (o dönemki Pers İmparatorluğu’na) saldırma niyetinin bulunmadığını ifade etti.
Bugünkü durumda ise tersine bir tablo söz konusu. Loureiro’ya göre, mevcut krizde önce İran’a yönelik saldırılar gerçekleşti, ardından Hürmüz Boğazı meselesi gündeme geldi. Bu durumun, ABD stratejisinde başlangıçta yeterince öngörülmemiş olabileceği değerlendiriliyor.
ABD operasyonu: Maliyetler ve askeri yığınak
Sosyal medyada dolaşan paylaşımlarda, ABD’nin İran’a yönelik askeri operasyonunun Mart ayı itibarıyla 18 milyar dolara ulaştığı öne sürülüyor.
Ancak daha güncel tahminler bu rakamın çok daha yüksek olabileceğine işaret ediyor.
Güvenlik çalışmaları uzmanı Bruno Cardoso Reis, Financial Times’ın American Enterprise Institute verilerine dayandırdığı analizine atıfla, çatışmada kullanılan ve kaybedilen askeri ekipman nedeniyle günlük maliyetin yaklaşık 500 milyon dolar seviyesinde olduğunu belirtiyor.
Gazeteye göre, ABD Başkanı Donald Trump’ın Şubat ayı sonunda operasyon emri vermesinden bu yana geçen beş haftada toplam maliyetin 22,3 ila 31 milyar dolar arasında olduğu tahmin ediliyor.
Sosyal medya paylaşımlarında Mart ayında 30 gemi, 120 uçak ve 50 bin personelin bölgeye konuşlandırıldığı iddia edilirken, daha güncel veriler bu rakamların kısmen farklılaştığını gösteriyor. Atlantic Council’un 3 Nisan tarihli verilerine göre İran’a yönelik operasyon kapsamında en az 134 hava aracı (savaş uçakları hariç) ve 18 gemi bölgede görev yapıyor.
Öte yandan The New York Times’ın 29 Mart tarihli haberine göre, bir ABD’li askeri yetkili, Orta Doğu’daki Amerikan asker sayısının 50 binin üzerine çıktığını ifade etti. Bu artış, 2.500 deniz piyadesi ile 2.500 denizcinin bölgeye sevk edilmesiyle gerçekleşti.
Söz konusu askerlerin Suudi Arabistan, Bahreyn, Irak, Suriye, Ürdün, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Kuveyt’teki üsler ile gemilere dağıtıldığı, normalde yaklaşık 40 bin olan bölgesel asker varlığının bu süreçte önemli ölçüde arttığı belirtiliyor.
Cardoso Reis’e göre bu tablo, ABD’nin 2013’te Irak’a yönelik müdahalesinden bu yana bölgede gerçekleştirdiği en büyük deniz ve hava gücü yığınağına işaret ediyor.
ABD müdahalesinin sonuçları ve tarihsel karşılaştırmanın sınırları
Sosyal medyada dolaşan paylaşımlar, ABD’nin İran’a yönelik operasyonunun “küresel enerji krizi”, “ekonomik sarsıntı” ve “diplomatik gerilimler” gibi sonuçlar doğurduğunu öne sürerken, uzmanlara göre etkiler bununla sınırlı değil.
Güvenlik çalışmaları uzmanı Bruno Cardoso Reis, özellikle Körfez’deki müttefik ülkelerde yaşanan etkilerin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguluyor. Reis’e göre bölgede “can kayıpları ve enerji üretimi, rafinaj ve gaz sıvılaştırma gibi kritik altyapılarda hasar” meydana geldi.
Bu durum, Körfez’in uzun süredir sahip olduğu “zenginlik ve güvenlik vahası” algısını da zedeliyor.
Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında Pakistan arabuluculuğunda sağlanan ateşkese rağmen, mevcut durum “çıkmaz” olarak tanımlanıyor. Reis, küresel ekonominin halen yüksek düzeyde birbirine bağlı olduğunu hatırlatarak, enerji piyasası ve gübre üretimi açısından kritik bir bölgede yaşanan krizlerin dünya genelinde etkiler yarattığını belirtiyor.
İran’ın Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemilerden ücret alma hazırlığı içinde olduğu da ifade ediliyor. Ancak bu tür bir uygulamanın uluslararası hukuka aykırı olacağı vurgulanıyor.
Tarihten çıkarılan dersler
Reis’e göre Washington’ın temel hatalarından biri, 16. yüzyılda Afonso de Albuquerque’nin yaptığı gibi jeostratejik gerçekliği doğru değerlendirememesi ve kendi askeri gücünü abartması oldu. Donald Trump’ın İran’ı ve özellikle Hürmüz Boğazı’nın ne kadar kolay bir baskı aracı haline gelebileceğini küçümsediği ifade ediliyor.
16. yüzyılda Avrupa güçlerinin denizcilik teknolojisindeki üstünlüğü, Portekiz’in Hürmüz’ü ele geçirmesini kolaylaştırmıştı.
Ancak günümüzde askeri teknolojinin daha “dengeleyici” hale geldiği belirtiliyor. Reis’e göre, daha basit ve düşük maliyetli teknolojiler bile daha zayıf aktörlerin etkili askeri hamleler yapabilmesini mümkün kılıyor.
Bu nedenle, ABD’nin teknolojik üstünlüğüne rağmen İran’ın görece daha sınırlı kapasiteyle dahi sahada etkili olabildiği değerlendiriliyor.
Karşılaştırma ne kadar geçerli?
Uzmanlara göre sosyal medyadaki paylaşımlar, Portekiz’in 1515’teki Hürmüz seferine dair gemi ve asker sayıları gibi bazı doğru bilgiler içeriyor. Ancak Basra Körfezi’nde 150 yıllık hâkimiyet, Arabistan-Hindistan ticaretinde tekel ve Hint Okyanusu’nda 500 yıllık Avrupa egemenliği gibi iddialar abartılı.
Ayrıca Portekiz’in sınırlı bir ada hedefiyle yürüttüğü operasyon ile ABD’nin İran gibi büyük bir kara gücüne yönelik çok boyutlu müdahalesi arasında doğrudan karşılaştırma yapmanın analitik açıdan sorunlu olduğu belirtiliyor. Stratejik hedefler, ölçek ve teknolojik bağlam bakımından iki durumun temelden farklı olduğu vurgulanıyor.
