Euronews | İran-ABD savaşının Akdeniz’e etkisi: Kıbrıs’ta Türk ordusu kuzeyde, Avrupa güneyde

IMG_2064

Uzun süredir istikrar adası olarak görülen Kıbrıs, bölgesel gerilimler ve küresel güçlerin hesaplaşması arasında kalarak stratejik bir cephe hattına dönüştü. İngiliz üssüne yönelik düzenlenen İHA saldırısı, adadaki otorite boşluğunu ve hukuki “gri alanları” ortaya koydu.

Euronews‘in haberine göre Kıbrıs, küresel güçlerin güç savaşı ve bitmek bilmeyen bölgesel gerilimlerin ortasında kalarak stratejik bir ön cephe haline geliyor.

İngiliz Egemen Üs Bölgeleri olan Ağrotur (Akrotiri) ve Dikelya, adanın güneyindeki toprakların yaklaşık %3’ünü kapsıyor.

Bu bölgelerin etkisi, askeri sınırların çok ötesine geçerek 40 bin kişinin yaşadığı Kourion belediyesinin neredeyse %60’ına denk durumda. Üssün hemen dışındaki Ağrotur köyünde sakinler, jet seslerine ve devriyelere alışık olsa da, geçtiğimiz günlerde gerçekleşen İHA saldırısı büyük bir kaosa yol açtı.

Gri bölgeler

İHA saldırısının ardından yaşananlar, adadaki yönetim karmaşasını gözler önüne serdi. Ağrotur Belediye Başkan Yardımcısı Giorgos Kostantinou, “Sirenler çaldı ancak net bir talimat verilmedi,” diyerek süreci eleştirdi.

Tahliye emrinin ancak ertesi gün geldiğini belirten Kostantinou, yaklaşık 1.000 kişinin otellere, akrabalarına ve yakındaki bir manastıra sığınmak zorunda kaldığını ifade etti.

Bu olay, adadaki hukuki bir boşluğu da ortaya çıkarmış oldu. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) makamlarının İngiliz egemen üs bölgeleri üzerinde hiçbir yargı yetkisi bulunmuyor. Bu durum, acil durumlarda yerel makamların müdahale kabiliyetini ciddi şekilde kısıtlıyor.

Stratejik varlık mı tehdit mi?

Kıbrıs’ın 1960’taki bağımsızlığının ardından Birleşik Krallık tarafından elde tutulan bu üsler, uzun süredir sömürge mirası olarak görülüyor ve siyasi bir tartışma konusu olmaya devam ediyor. İHA saldırısından sonra, GKRY hükümeti üslerin geleceğini yüksek sesle sorgulamaya başladı.

Kourion Belediye Başkanı Pantelis Georgiou, halkın endişesini şu sözlerle dile getirdi:

“Pek çok insan için bu üs artık bir tehdit haline geliyor. Özellikle sivil savunma konusunda kimin sorumlu olduğu konusunda netliğe ihtiyacımız var.”
.
Güneyde Avrupa, kuzeyde Türkiye teyakkuzda

Avrupa Birliği Konseyi Dönem Başkanlığı’nı yürüten Kıbrıs, bir NATO üyesi değil ve savunma konusunda Avrupalı müttefikleri ile Birleşik Krallık’a güveniyor.

İHA saldırısının ardından Yunanistan dahil birçok Avrupa ülkesi bölgeye askeri varlık konuşlandırırken; Birleşik Krallık, ABD’nin bu üsleri “savunma operasyonları” için kullanmasına izin verdi.

Orta Doğu’daki bu kriz, adanın bitmek bilmeyen siyasi bölünmesinde de yankı buluyor. Avrupa ve ABD’nin güneydeki askeri varlığını artırmasına karşılık, Türkiye de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki (KKTC) askeri mevcudiyetini takviye ederek karşılık verdi. Analistler, bu askeri restleşmenin adadaki birleşme çabalarını daha da zora sokabileceği konusunda uyarıyor.

Turizmin kalbine savaş darbesi

Güvenlik endişelerine rağmen Rum makamları “sükunet” mesajı vermeye çalışıyor. Zira turizm, ekonominin yaklaşık %12’sini oluşturuyor.

Sahadaki gerçekler ise farklı; mart ayında, tam da sezon açılışında otel rezervasyonlarında %40’a varan bir düşüş kaydedildi. Yetkililer, uzun vadeli etkinin çatışmanın seyrine bağlı olduğunu ifade ediyor.

Bugün Kıbrıs’ta günlük hayat normal akışında görünse de, yüzeyin altında savaşın sancıları hissediliyor. Artık soru, çatışmanın adayı etkileyip etkilemeyeceği değil; bu etkilerin ne kadar ileri gideceği.

Exit mobile version