NATO Zirvesi sonrası Ankara’da gerçekleşecek çalışma yemeği, AB-Türkiye ilişkilerinde kritik bir dönüm noktası konumunda. Von der Leyen ve Erdoğan savunma sanayii, enerji ve göç başlıklarını ele alırken, masada “Sofagate” krizinin gölgesi ve AB’nin “demokratik standartlar” beklentisi de yer alacak
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Ankara’daki NATO Zirvesi’nin ardından bu akşam Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile çalışma yemeğinde bir araya gelecek. Brüksel-Ankara hattındaki gerilimli geçmişin ve hukukun üstünlüğü konusundaki endişelerin gölgesinde gerçekleşecek buluşmada, tarafların stratejik iş birliği ile temel AB ilkeleri arasında “zor bir denge” kurması bekleniyor.
Euronews‘in haberine göre uzmanlar ve AB parlamenterleri, bu görüşmeyi geçmişteki anlaşmazlıkları rafa kaldırıp ilişkileri “pragmatik ve güvenlik odaklı” bir seviyeye taşıma girişimi olarak yorumluyor. AB’nin 150 milyar avroluk SAFE (Avrupa için Güvenlik Eylemi) savunma kredi programına Türkiye’nin olası katılımı, tarafların en çok konuştuğu başlıklar arasında.
AB: İlkeler pazarlık konusu değil
Brüksel’deki olumlu havaya rağmen, Avrupa Parlamentosu içinden yükselen sesler dikkat çekici. Polonyalı parlamenter Joanna Scheuring-Wielgus, Türkiye’nin NATO için vazgeçilmez bir müttefik olduğunu kabul etmekle birlikte, “Bu iş birliği, Avrupa Birliği’nin temel ilkeleri pahasına gerçekleşemez” uyarısında bulunuyor.
Demokratik standartlar: Türkiye’deki ifade özgürlüğü kısıtlamaları ve özellikle CHP’li İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yönelik hukuki adımlar, AB’nin “temel beklentiler” listesinin başında yer alıyor.
Hukukun üstünlüğü: AB kanadı, Türkiye ile ilişkilerin geleceğinin, Ankara’nın atacağı “somut adımlara” bağlı olduğunu vurgulamayı sürdürüyor
Ursula’nın Rusya ve Çin benzetmesi tepki çekmişti
Nisan ayında AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in Türkiye’yi Rusya ve Çin ile aynı cümlede anması diplomatik gerginliğe neden olmuştu.
Leyen, “Avrupa kıtasını tamamlamayı başarmamız gerekiyor ki; Rus, Türk ya da Çin etkisi altına girmesin” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin kıtanın güvenliğine sağlayabileceği katkıların tartışıldığı bir dönemde gelen açıklama, Türkiye’de sosyal medyada gündem olmuştu.
AB: Öyle demek istemedik
AB yürütme organının baş sözcüsü Paula Pinho, Salı günü, von der Leyen’in sözlerinin bağlamından koparıldığını ve açıklığa kavuşturulacağını söyledi.
Pinho, Türkiye’ye yapılan atfın “herhangi bir başka ülkeyle kıyaslama amacı taşımadığını, ülkenin jeopolitik ağırlığının, büyüklüğünün ve özellikle Batı Balkanlardaki hedeflerinin tanınması olduğunu” söyledi.
Türkiye’nin hem ekonomik hem de siyasi açıdan “tartışmasız biçimde bölgenin önemli bir ortağı” olduğunu vurgulayan Pinho, göç gibi kritik konularda işbirliğinin sürdüğünü, Türkiye’nin aynı zamanda AB adayı ve “önemli bir NATO müttefiki” olduğunu hatırlattı.
Pinho, Türkiye’nin AB adayı sıfatıyla, özellikle Batı Balkanlarda “komşuluk konusunda ek sorumluluk” taşıdığını da söyledi.
Koltuk krizi gündem yaratmıştı
Avrupa basınında 2021 yılında yaşanan ve “Sofagate” olarak tarihe geçen protokol krizine dair sorular da gündemde. Komisyon Sözcülüğü, “Herkesin akşam yemeği için uygun bir şekilde masaya oturacağını bekliyorum” diyerek protokol tartışmalarına atıfta bulundu.
6 Nisan 2021’de Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve Avrupa Konseyi Başkanı Charles Michel ile Beştepe’de bir araya geldi.
Görüşme odasına girildiğinde, Erdoğan ve Michel iki sandalyeye oturdu. Ursula von der Leyen ise ayakta kalarak şaşkınlığını “Ehm” diyerek ifade etti.
Von der Leyen, daha sonra köşedeki bir koltuğa (kanepenin karşısına) oturtuldu.
Protokoldeki bu durum, Avrupa’da hem Türkiye’nin AB değerlerine yaklaşımı hem de AB’nin kendi içindeki (Michel ve Von der Leyen arasındaki) yetki karmaşası üzerinden bir tartışma yarattı.
Leyen daha sonra bu olaydan dolayı “incindiğini” ve “bir kadın olarak yalnız bırakıldığını” hissettiğini açıkça ifade etmişti.
