Ekonomim | Cevdet Yılmaz: Yastık altındaki altın ve dolar sisteme girmeli

IMG_7467

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Eskişehir’de kalkınma Platformu’nun düzenlediği toplantıda vatandaşın yastık altında tuttuğu altın ve dolarlar sisteme girerse Türkiye’nin risk priminin aşağıya çekileceğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Eskişehir’de kalkınma Platformu’nun düzenlediği toplantıda yaptığı konuşmada Kur korumalı mevduatı tamamen bitirdiklerini söyledi. Yılmaz “Merkez Bankamızın rezervlerinde ciddi artışlar oldu. Her ne kadar son dönemde savaşın etkisiyle bir miktar gerilemiş olsa da 7 Ağustos itibarıyla 178,4 milyar dolarlık bir rezervimiz söz konusu. Bundan da daha büyük bir rezerv milletimizde var. Onu maalesef bilançolara yansıtamıyoruz. Vatandaşın yastık altında tuttuğu dolarlar, altınlar! Keşke bunlar daha fazla sisteme girse, o zaman Türkiye’nin risk primi de çok daha aşağılara inecektir. Bizim bir resmi rezervimiz var, bir de milletimizin rezervi var. Bu rezerv çok daha büyük aslında. Ama bunu maalesef önemli oranda yansıtamıyoruz. Bundan dolayı da farklı algılar oluşabiliyor küresel düzeyde. İnşallah bunlar da daha fazla sisteme girerek ülkemizin risk primini düşürücü etki yaparlar, üretken bir şekilde kullanılırlar” dedi.

“Jeopolitik gerilimler artıyor”

Dünyanın, bölgemizin çok büyük değişimlerden, dönüşümlerden geçtiği bir dönemde olduğuna dikkat çeken Yılmaz şöyle konuştu:

“Bir taraftan artan jeopolitik gerilimler var. Diğer taraftan ticaret savaşları var dünyada. Uzak Doğu’da yükselen yeni üretim güçleri, bunun doğurduğu yeni rekabet ortamı söz konusu. Dolayısıyla belirsizliklerin, karmaşanın yükseldiği bir dönemdeyiz. Risklerin arttığı bir dönemdeyiz. Bunu hepimizin çok iyi analiz etmesi gerekiyor. Bütçe açığımız ve cari açığımız yönetilebilir seviyelerde. Geçen yıl bu depremle ilgili harcamalara rağmen bütçe açığımızın milli gelire oranı yüzde 2,9 olarak gerçekleşti. Avrupa Birliği’nde yüzde 3 kuralı var biliyorsunuz Maastricht kriterleri! Birçok Avrupa ülkesi şu anda buna uymuyor, bunu gerçekleştiremiyor. Ama Türkiye Cumhuriyeti bunu başardı. Geçen yıl itibarıyla yüzde 3’ün altında bir bütçe açığıyla kapatmış oldu. Bazen hani olabiliyor siyasette, tartışmalar. Nominal rakamlar üzerinden birtakım değerlendirmeler yapılıyor. Ama ekonomide asıl olan oransal değerlendirmelerdir. Nominal rakamlar elbette büyüyor. Ama milli gelirimiz ne, milli gelire oranla neredesiniz, buna bakmak lazım. Yüzde 3’ün altında şu anda bir geçen yıl itibarıyla bütçe açığımız var.

“Pandemide tezgahı dağıtmadık”

Geçen yıl yüzde 3,6 büyüdük. Bu büyümeyi, tarımda uzun zamandır yaşadığımız en kötü yıl olduğu halde başardık. Hem don hem kuraklık oldu geçen sene. Dolayısıyla tarım sektörümüzde ciddi bir küçülme oldu. Bu sene çok şükür bereketli bir sene. Bu sene tam aksine tarım, büyümemize inşallah güç katacak. Ama geçen sene büyümemizi olumsuz etkiledi. Buna rağmen yüzde 3,6 büyümüş olduk. Hizmetlerden sanayiye büyümemizi gerçekleştirdik. Son 6 yıla baktığınızda, yani 2020-2025 dönemi. Bütün dünya ekonomisi son 6 yılda kümülatif olarak, yani birikimli olarak yüzde 19 büyümüş. 2020’de 100 ise geçen yıl 119 olmuş dünya ekonomisi. Türkiye ekonomisi aynı dönemde 100 iken 135 olmuş. Yüzde 35 kümülatif bir büyüme sağlamış. Kapasitesini arttırmış. Özellikle pandemi döneminde tezgahı dağıtmamamız ve akılcı politikalar izlememizin bunda ciddi etkisi var. Büyüme ve yatırımlarla Türkiye artık kapasite olarak belli bir seviyeye gelmiş durumda. Bunu da korumaya, geliştirmeye çalışıyoruz.”

“İhracatımız Cumhuriyet tarihinin en yüksek noktasında”

Jeopolitik gerilimlere, ticari korumacılığa, zayıf dış talep koşullarına rağmen ihracatımızın şu anda Cumhuriyet tarihinin en yüksek noktasında olduğunu hatırlatan Yılmaz şu görüşlere yer verdi:

“2026 Temmuz ayı yıllıklandırılmış ihracatımız, yani Temmuz ayından itibaren 12 ay geriye gidip hesapladığımızda, 278 milyar doları bulmuş durumda. Buna tabii hizmet ihracatımızı da ilave ettiğimizde 401 milyar dolarlık bir ihracata varan ülke haline gelmiş durumdayız. Mal ihracatı var, bir de turizm başta olmak üzere hizmet ihracatı var malum. Dolayısıyla ikisini topladığımızda ilk defa 400 milyar dolar sınırını bu sene aşmış durumdayız.

“Atıl iş gücünü ekonomiye kazandırmalıyız”

İşsizliğimiz tarihi düşük seviyelerde. Haziran’da yüzde 7,6 oldu. İlk çeyrekte de yine yüzde 8’in altında. Bu işsizlik istatistiklerimizin tutulmaya başladığı mevcut yöntemle, 2005’ten itibaren seriye baktığımızda en düşük seviyesi. İşsizlikte de oldukça iyi bir noktadayız ve kadın işsizliğini, genç işsizliğini özellikle azaltmak için etkili politikalar izlemeye devam ediyoruz.

Ancak şöyle bir sorunumuz var, atıl iş gücü. Yani bütün dünyada işsizliği ölçerken gidip soruyorlar. Bu bize özgü bir şey değil, bütün dünyanın uyguladığı yöntem. Birleşmiş Milletler’in, Eurostat’ın yöntemi, TÜİK de aynısını kullanıyor. İş aramıyorsa bir insan, böyle bir çaba içinde değilse işsiz kabul edilmiyor. Bütün dünyada bu böyle. Ama biz istiyoruz ki bu iş aramayan insanların sayısı da azalsın. Atıl iş gücü diyoruz buna. Daha fazla insan iş gücü piyasasına girsin ki kalkınmamıza çok daha güçlü bir destek olsun. Orta Vadeli Programımızda ilk defa bu konuları geçen yıl bir bölüm olarak koyduk. Bu yıl da daha detaylı ele alacağız.”

“Eskişehir 10 milyar dolarlık ihracat hedefi koymalı”

Eskişehir’in geçen yıl yaklaşık 4,8 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdiğini hatırlatan Yılmaz, “Eskişehir, rekabetçilikte de Türkiye’nin 7. ili. 3 tane önemli üniversitesi var: Anadolu, Eskişehir Osmangazi ve Eskişehir Teknik olmak üzere. Geçen yıl 4,8 milyar dolarlık bir ihracatı var. İnşallah 10 milyar doları görürüz. Bence o 10 milyar dolar hedefini net koyup ona giden yolu sistemli bir şekilde bu platformun çalışmasında çok büyük fayda var. Bu çerçevede de Türkiye’nin önde gelen illerinden. Yatırım gündemine baktığımızda Hasanbey Lojistik Merkezi önemli bir yatırım. Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi ile Hasanbey Lojistik Merkezi arasındaki yaklaşık 14 kilometre uzunluğundaki yeni bir demir yolu yapım bağlantı süreci başlamıştır. Böylece lojistik kabiliyeti çok daha güçlenmiş oluyor Eskişehir’in. Yine Gemlik Limanı demir yolu bağlantısı önemli. Eskişehir OSB ile Hasanbey Lojistik Merkezi arasında yaklaşık 7,5 kilometre uzunluğundaki demir yolu bağlantısının da temeli atılmış durumda. Projenin ilk etabını oluşturan bu hat tamamlandıktan sonra ikinci etapta Hasanbey Lojistik Merkezi’nden Gemlik Limanı’na demir yolu bağlantısı sağlanması hedeflenmektedir.” dedi.

“2026 Eskişehir için kırılma yılı olabilir”

Eskişehir’in 2026 yılına yönelik hazırlıklarına da değinen Yılmaz, şöyle konuştu:

“Eskişehir’in 2026 yılı gündemi var. 2026 özel bir yıl. İnşallah bu anlamda da bir kırılma yılı olur. Türkiye Yüzyılı’nın sanayide, üretimde öncü şehirlerinden olma yolunda Eskişehir’imize ve iş dünyamıza yürekten başarılar diliyoruz. Kırka’da Lityum Karbonat Üretim Tesisi, 6. Boraks Pentahidrat Tesisi, Susuz Boraks Tesisi ve madencilik altyapı yatırımları planlanmakta yine. Bütün bu potansiyeli harekete geçirmek istiyoruz. Sanayide kapasite olarak çok iyi yerdeyiz. Yapmamız gereken derinleşmek; daha teknoloji yoğun, katma değeri yüksek, yapay zekayı, dijital imkanları daha çok kullanan, çok daha verimli ve rekabetçi bir yapı oluşturmak. Bunu da lojistikle desteklemek.”

Toplantıya Eskişehir valisi Erdinç Yılmaz, Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu üyesi Eskişehir AK Parti Milletvekili Nebi Hatipoğlu, AK Parti Eskişehir milletvekili Fatih Dönmez, Eskişehir OSB Başkanı Nadir Küpeli, Eskişehir Ticaret Odası Başkanı Metin Güler, Eskişehir Sanayi Odası Başkanı Celalettin Kesikbaş, Eskişehir Esnaf Odaları Birliği Başkanı Adnan Karamanlı, AK Parti il Başkanı Gürhan Albayrak ve sanayiciler katıldı

Exit mobile version