Gazeteci Mehmet Akif Güler, “ABD İmamoğlu’nu kurtarabilir mi?” başlıklı yazısında CHP’nin yaşadığı hukuksuzluk iddialarını Batı başkentlerine taşıma politikasını sert sözlerle eleştirdi. Güler, Washington ve Avrupa’dan destek arayışının sonuç vermediğini, aksine CHP’nin iç siyasette elini zayıflattığını savunarak, İmamoğlu’nun kurtuluş adresinin Batı değil, Türkiye’deki siyasi ve toplumsal mücadele olduğunu vurguladı.
Gazeteci Mehmet Akif Güler, “ABD İmamoğlu’nu kurtarabilir mi?” başlıklı yazısında CHP’nin son dönemde izlediği dış destek arayışı siyasetini sert ifadelerle eleştirdi. Güler’e göre, CHP’nin yaşadığı hukuksuzluk iddialarını Batı başkentlerine taşıma stratejisi bugüne kadar sonuç vermediği gibi, partiye içeride de güç kaybettiriyor.
Batı’dan destek arayışı: Kaçıncı deneme?
CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile tutuklu cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun, AK Parti iktidarının kendilerine yönelik uygulamalarını Batı’ya şikâyet eden çok sayıda çağrıda bulunduğunu hatırlatan Güler, bu girişimlerin artık “kaçıncı kez” tekrarlandığını sorguluyor. Yazıda, Batı’dan beklenen desteğin her defasında boşa çıktığına dikkat çekiliyor.
“Bizi yalnız bırakmayın” çağrıları karşılık buldu mu?
Güler’in değerlendirmesine göre CHP yönetimi, Batı’ya yalnızca hukuksuzluk iddialarını taşımakla kalmadı; aynı zamanda “AK Parti’den daha Batıcı, daha Atlantikçi, daha NATO’cu” bir çizgide oldukları mesajını da verdi. Ancak buna rağmen somut bir destek gelmedi.
Hatta İngiltere Başbakanı Keir Starmer ve İşçi Partisi’nden beklenen desteğin verilmemesi sonrası CHP cephesinden “terk edilmişlik” hissinin dile getirilmesi, yazıda eleştirilen başlıklardan biri oldu.
Washington’a yeni mesaj: Foreign affairs hamlesi
Mehmet Akif Güler, Ekrem İmamoğlu’nun bu kez Washington’a CFR’nin dergisi Foreign Affairs üzerinden seslenmesini, Batı’dan medet umma çizgisinin yeni bir halkası olarak yorumluyor. İmamoğlu’nun yazısında Türkiye için Avrupa ile daha yakın entegrasyon ve güncellenmiş Gümrük Birliği önerilerini öne çıkarması, Güler’e göre ABD’ye verilmiş açık bir mesaj niteliğinde.
“Beni kurtar” çağrısı mı?
Yazıda en dikkat çeken değerlendirmelerden biri, İmamoğlu’nun mesajlarının “Beni kurtar, karşılığında daha Amerikancı bir yönetim kurarım” anlamına geldiği iddiası. Güler, İmamoğlu’nun Rahip Brunson örneğinden yola çıkarak Trump veya Washington tarafından kurtarılabileceğini düşündüğünü, ancak bunun gerçekçi olmadığını savunuyor.
ABD’nin tercihi değişir mi?
Güler’e göre Washington açısından mesele, verilen vaatlerden ziyade sahadaki işlev ve fayda. Yazıda, ABD’nin mevcut konjonktürde AK Parti’den daha “Atlantikçi” bir siyasi aktörün pratikte ortaya çıkamayacağını bildiği ifade ediliyor. Bu nedenle CHP’nin söylem düzeyinde daha Batıcı bir çizgi vaat etmesinin, ABD nezdinde belirleyici olmayacağı vurgulanıyor.
Sonuç: Kurtuluş adresi neresi?
Mehmet Akif Güler yazısını net bir sonuçla bitiriyor:
İmamoğlu’nu ABD kurtarmaz, kurtaramaz. Ona göre gerçek kurtuluş adresi Washington ya da Avrupa başkentleri değil, Saraçhane ve iç siyasetin dinamikleri. Ancak bunun da ancak CHP’nin Batı merkezli siyaset arayışını derinleştirmemesiyle mümkün olabileceği ifade ediliyor.
