Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ekonomideki belirlediğimiz hedefler globalleşmeden ayrı düşünülemez. Küresel ekonomideki belirsizliklerin, tıkanıklıkların her ülke gibi Türkiye’de de yansıması oldu” dedi. “Ekonomimiz tam 21 çeyrektir kesintisiz büyümeyi sürdürüyor” diyen Erdoğan, “2025’te Cumhuriyet tarihimizin en büyük ihracatını gerçekleştirdik” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Kongre Merkezi’nde “2025 Yılı İhracat Rakamlarının Açıklanması” programında konuşuyor.
“Son 23 yıldır ihracatımızı çabalarıyla bir başarı hikâyesine dönüştüren özel sektörümüzü ve kamu kurumlarımızı bu vesileyle tebrik ediyorum.
2026 senesinin vatandaşlarımızın yanı sıra tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum. Bugün, hükümetimizin bir rutini hâline gelen sene sonu dış ticaret verilerini değerlendirmek üzere bir aradayız.
Her yılbaşında hem geçmiş 12 ayın kapsamlı bir muhasebesini yapıyor hem de gelecek seneye dair hedeflerimizi aziz milletimizle paylaşıyoruz. Birazdan, 2025 yılında ülkemizin dış ticaretteki başarılarını tüm yönleriyle mütalaa edeceğiz. Tabii ben bunlara geçmeden önce bir hususun altını çizmek istiyorum.
Dış ticaret dahil ekonominin bütün alanlarında belirlediğimiz hedeflerin küresel gelişmelerden bağımsız ele alınması beklenemez. Küreselleşmenin bu kadar yayıldığı, dünyanın devasa bir köye dönüştüğü, insanlığın kaderinin daha önce hiç olmadığı kadar kesiştiği bu dönemde, ister menfi ister müspet olsun, her olay bizi de etkilemektedir. Küresel ekonomideki belirsizliklerin, tıkanıklıkların ve dalga boyu yükselen rekabetin, her ülke gibi Türkiye’ye de yansımaları oluyor.
Uluslararası sistem, özellikle BMGK yine kendisinden beklenenleri yerine getiremedi
Ayrıca biz, küresel gündemi en çok meşgul eden olayların tam merkezinde yer alan bir coğrafyada bulunuyoruz. 2025 yılında da bu durum değişmedi. Geride bıraktığımız 2025 senesinde Gazze başta olmak üzere gönül ve kültür coğrafyamızın farklı köşelerinde zulüm, katliam ve kaos hâkimdi. Çoğu çocuk ve kadın olmak üzere 71 binden fazla Filistinli kardeşimiz, İsrail’in acımasız saldırıları sonucu ne yazık ki şehit düştü. Aynı saldırılarda 172 bin kardeşimiz yaralandı. Yüzde 90’ı enkaza dönen Gazze’de, son asrın en büyük soykırımlarından biri yaşandı.
Uluslararası sistem, özellikle Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, yine kendisinden beklenenleri yerine getiremedi. Bunun bedelini ise maalesef Gazzeli mazlumlar ödedi. Bizim de çabalarımızla sağlanan ateşkese rağmen İsrail hükümeti, insani yardım girişlerini engellemeye, sivilleri katletmeye ve Orta Doğu’dan Afrika’ya uzanan geniş bir alanda istikrarsızlık üretmeye devam ediyor.
Savaşın bir an önce adil ve sürdürülebilir bir barışla sona ermesi en samimi temennimiz
Geçtiğimiz seneye damgasını vuran bir diğer çatışma sahası Karadeniz’in kuzeyiydi. Rusya ile Ukrayna arasındaki savaş 5. yılına girmek üzere. Orada da yüz binlerce insan öldü, şehirler yıkıldı, milyonlarca kişi evini terk etmek zorunda kaldı. Son aylarda savaşın, Karadeniz’deki ticareti ve seyir-sefer güvenliğini tehdit eder boyutlara geldiği görülüyor. Bunun önüne geçilmesi noktasında gerekli temaslarda bulunuyoruz. Karşılıklı saldırılarda giderek kontrolden çıkma riski taşıyan bu savaşın, bir an önce adil ve sürdürülebilir bir barışla sona ermesi en samimi temennimizdir. Biz, her iki tarafla da güvene dayalı ilişkiler tesis etmiş bir ülkeyiz ve barışa giden yolun açılması için her türlü sorumluluğu almaya hazırız.
Biz ne rol kapma, ne şov yapma peşindeyiz
Tüm samimiyetimizle şu hakikati her fırsatta vurguluyoruz: Biz ne rol kapma, ne şov yapma peşindeyiz, ne de kan, gözyaşı ve zulüm üzerinden çıkar sağlamanın hesabı içindeyiz. Çatışmalardan menfaat devşirme gibi bir anlayışımız asla olmadı, bugün de yoktur. Bizim dış politikamızın esası düşman üretmek değil, dost kazanmaktır; dostlarımızın sayısını olabildiğince çoğaltmaktır.
Herkesin hayrına olacak bir barış ve güvenlik kuşağı kurmanın mücadelesini veriyoruz
Kavgayla kaybetmek yerine dostlukla birlikte kazanmak istiyoruz. Gerilime yatırım yapanlara inat, biz herkesin hayrına olacak bir barış ve güvenlik kuşağı kurmanın mücadelesini veriyoruz. İki kardeş bile her konuda yüzde yüz anlaşamazken, farklı çıkarları temsil eden devletler arasında fikir ayrılıklarının nüksetmesi gayet doğaldır.
Öncelikli çözüm yolu diyalogdur, müzakeredir, diplomasidir. 2026 senesinde bu yöndeki gayretlerimizi biraz daha yoğunlaştıracağız. Asya’dan Afrika’ya ve Latin Amerika’ya kadar dost ülkelerle yeni ortaklıklar tesis ederken, Türk dünyasıyla bağlarımızı inşallah daha da güçlendireceğiz.
Yüzünü Ankara’ya dönenler kazanacak
Şurası da son derece önemlidir: Türkiye’yi saf dışı bırakma girişimleri şimdiye kadar sonuçsuz kalmıştır. Türkiye’siz denklem kurulamayacağı, kurulmak istense dahi bunun uzun ömürlü olmayacağı herkes tarafından anlaşılmıştır. Fevri çıkışlar, afaki söylemler ve kibirli açıklamalar eninde sonunda gerçeğin duvarına toslamış, Türkiye’nin vazgeçilmezliği defalarca kanıtlanmıştır. Türkiye’yi yanına alan kazanacak, karşısına alan kaybedecektir. Yüzünü Ankara’ya dönenler kazanacak, kıblesini şaşıranlar, kısa vadeli düşünenler ve emperyalistlere lejyoner yazılanlar ise kaybedecektir. İnşallah 2026’da bunun teyit ve tescil edildiğini hep beraber göreceğiz.
Ekonomimiz tam 21 çeyrektir kesintisiz büyümeyi sürdürüyor
2025 yılının 3. çeyreğinde yüzde 3,7 oranında büyüme kaydeden ekonomimiz tam 21 çeyrektir kesintisiz büyümeyi sürdürüyor.
2024 yılında 1 trilyon 260 milyar dolar olan ekonomimizi, 2025 yılı üçüncü çeyreğinde 1 trilyon 538 milyar dolara taşıyarak yeni bir rekor daha kırdık.
Aralık ayında 26,4 milyar dolarla aylık bazda yeni bir ihracat rekoruna imza attık.
Önceki yıla kıyasla yüzde 4,5 artan mal ihracatımız toplam 273,4 milyara dolara ulaştı.
2025’te Cumhuriyet tarihimizin en büyük ihracatını gerçekleştirdik.
2025 yılı mal ve hizmet ihracatımızın 396,5 milyar dolara ulaştığını tahmin ediyoruz.
2002 yılında yüzde 50 civarında olan ihracatın ithalatı karşılama oranı 2025 yılında yüzde 74,8 olmuştur.
