CNN Türk | Bahçeli’den mutlak butlan yorumu: Yaşananlar CHP’ye yakışmıyor; Yargıtay kararını bir an önce vermeli

IMG_3747

Devlet Bahçeli, CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’na dair verilen ‘mutlak butlan’ kararına ilişkin “Bölünmüş bir CHP algısı oluşturulmaya, hatta meşrulaştırılmaya çalışıldığına şahit olunmaktadır” dedi

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, İstinaf Mahkemesi’nin CHP’nin 38. Olağan Kurultayı hakkında verdiği ‘mutlak butlan’ kararının ardından ilk kez konuştu. “Yaşanan gelişmeler CHP kurumsallığına yakışmayan bir seviyeden siyasi kültürümüze ve demokrasimize zarar verici bir noktaya doğru ilerlemektedir” yorumunda bulunan Bahçeli, “Mesele hukuk zemininden demokrasi platformundan, siyasi rekabetten uzaklaşmamalıdır. Türkiye’yi karıştırmaya kimse cüret etmemelidir. Olaylar sokağa taşıp, fiziki mücadele çağrılarıyla bir eyleme, güvenlik güçlerine saldırıya, kamu düzenini bozmaya yönelmemelidir” ifadelerini kullandı.

Yargıtay’a da çağrıda bulunan Bahçeli, “Mahkeme kararına yönelik itiraz merci olan Yargıtay, konunun hassasiyetine binaen vaki itiraza yönelik kararını bir an önce vermelidir. Türk siyaseti ve demokrasisinin hırpalanmasına izin verilmemelidir” açıklamasında bulundu.

MHP’nin TBMM’de gerçekleştirdiği grup toplantısında konuşan Bahçeli’nin açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Yaşananlar CHP’ye yakışmıyor”

CNN Türk’ün haberine göre; Hangi zaman diliminde ülkemiz siyasi tansiyonu yüksek bir süreçten geçmektedir. Manevi iklimiyle, barış, huzur ve kardeşlik zemini olan bayram CHP açısından kucaklaşmak yerine kutuplaşmanın derinleştiği bir zamana dönüşmüştür. Yaşanan gelişmeler CHP kurumsallığına yakışmayan bir seviyeden siyasi kültürümüze ve demokrasimize zarar verici bir noktaya doğru ilerlemektedir.

“Tehlikeli söylem ve eylemlerden kaçınılmalı”

Türkiye’nin terörle mücadele ve toplumsal bütünleşme hedefleri, güvenlik politikaları yanında siyasi istikrara ve toplumsal uzlaşmaya da bağlıdır. Ülkemizi yakından etkileyen bölgesel gelişmelerin ve terörsüz Türkiye sürecine ilişkin önemli aşamaların kaydedildiği bir dönemde beklentimiz hukuki ve siyasi mücadele yerine fiziki mücadele gibi toplumsal huzuru bozacak provokasyonları artıracak, tehlikeli söylem ve eylemlerden kaçınılmasıdır.

“Yargıtay kararının bir an önce vermeli”

Politik amaçlar uğruna milli hafıza mekanları ve milli kahramanlar üzerinden toplumu ayrıştırıcı dil ve üslup geliştirilmemesidir. Mesele hukuk zemininden demokrasi platformundan, siyasi rekabetten uzaklaşmamalıdır. Türkiye’yi karıştırmaya kimse cüret etmemelidir.

Olaylar sokağa taşıp, fiziki mücadele çağrılarıyla bir eyleme, güvenlik güçlerine saldırıya, kamu düzenini bozmaya yönelmemelidir. Mahkeme kararına yönelik itiraz merci olan Yargıtay, konunun hassasiyetine binaen vaki itiraza yönelik kararını bir an önce vermelidir. Türk siyaseti ve demokrasisinin hırpalanmasına izin verilmemelidir.

En başında CHP üzerinden oyun oynamanın tehlikelerinden bahsetmiştim. Geldiğimiz noktada bölünmüş bir CHP algısı oluşturulmaya, hatta meşrulaştırılmaya çalışıldığına şahit olunmaktadır.

Unutulmamalıdır ki yaşanan bölgesel gelişmeler ve terörsüz Türkiye sürecinde ortak akıl ve güçlü siyasal kurumlara her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulacaktır.

“Coğrafyamız İsrail tehdidi ile karşı karşıya”

Küresel sistemin öngörülemez gidişatın coğrafyamızdaki izdüşümü ise siyonist yayılmacılığın heba ve hevesleridir. Coğrafyamız ifrit ve marjinal o ideolojik sapkınlıklarla yürütülen İsrail’in parçalara bölerek siyonistliği hayata geçirmesiyle karşı karşıyadır.
Türkiye köklü devlet geleneği tarihin kadim gözleridir.

İslam ülkeleri arasında kuvvetli birlik temin edilemedi. Bu yalın gerçeği görmek için daha ne kadar acı çekilecektir. Bir kez daha İslam dünyasının ayağa kalkabilmesi için Kudüs Paktı teklifimiz ciddiyetle ele alınmalı. İslam dünyası ayağa kalkmalı, İsrail’e haddini bildirmelidir. Filistin özgürleşmelidir.

BM can çekişmektedir. AB ve NATO gibi kurumlar kan kaybetmektedir. Dünyada yeni bir denge arayışı başlamışken İslam coğrafyasının bir ve bütün olarak çıkması elzemdir. Türkiye buna hazırdır.

ABD fena halde bocalamakta, Trump’ın konuşmalarından savaşı kesin bir şekilde kaybettiği anlaşılmaktadır. Zira boş tehditler savunurken, zaaflarını ortaya koymaktadır. Ne tuhaftır ki siyasi hedefleri Netanyahu’nun belirlediği bir savaşı ABD askerlerinin sürdürmesi ve kazanmasını beklemesi akla ve mantığa aykırıdır. ABD unsurlarının üst düzey komutanları buna karşı çıkmaktadır. Ancak Trump itiraz edeni görevden almaktadır.

ABD askerleri savaş motivasyonunu yitirmektedir. ABD’nin inandırıcılığı ve müttefiklerinin ona olan saygıları ve bağlılıkları da her geçen gün zayıflamaktadır. İsrail ise ateşkese rağmen bir yandan Lübnan’a saldırırken, diğer yandan Batı Şeria’da terör estirmektedir. Adına yerleşimciler denen işgalcilere gidin sivil Filistinlileri evlerinden atın demiştir.

Balkanlarda istikrarlar, kafkaflarda düzen Türkiye’siz kurulamaz.

Exit mobile version