CNN International duyurdu: Beyaz Saray’ın altında ‘çok gizli’ sığınak inşaatı

IMG_7551

Beyaz Saray’ın Doğu Kanadı’nda tarihi yeraltı sığınağının sökülmesiyle başlayan inşaat, “mezar benzeri” yeraltı kompleksinin modern güvenlik altyapısıyla yeniden tasarlandığı iddialarını gündeme taşıdı. Peki burada yapılan yeni sistemle ilgili bilinenler tam olarak ne?

ABD Başkanı Donald Trump döneminde Beyaz Saray’ın Doğu Kanadı’nda yürütülen geniş çaplı inşaat, tarihi yeraltı sığınaklarının sökülmesi ve yerine yeni bir güvenlik altyapısının kurulmasıyla ilgili gizlilik tartışmalarını artırdı. Resmi açıklamalar sınırlı tutulurken, Beyaz Saray yeraltında ulusal güvenliği gerekçe gösteren üst düzey bir modernizasyon süreci yürütüyor.

Beyaz Saray’daki yeraltı sığınağının temeli 1941’de Pearl Harbor saldırısının ardından atıldı. Dönemin Başkanı Franklin D. Roosevelt, bir hava saldırısı ihtimaline karşı Beyaz Saray’da güvenli bir bomba sığınağı yapılması talimatı verdi.

CNN International’ın haberine göre Beyaz Saray Tarih Derneği’nden tarihçi Bill Seale’e göre o dönemde kamuoyuna sığınağın varlığı açıklanmadı, sadece Doğu Kanadı’nda yeni bir bölümün inşa edildiği duyuruldu.

Seksen yılı aşkın süre sonra Beyaz Saray’ın Doğu Kanadı yeniden şantiyeye dönmüş durumda. Trump’ın planladığı geniş kapasiteli yeni balo salonu için yürütülen çalışmalar kapsamında, tarihi ancak teknolojik olarak eskimiş yeraltı tesisleri tamamen söküldü. Yeraltındaki Başkanlık Acil Durum Operasyon Merkezi (PEOC) ve bağlantılı altyapının akıbetiyle ilgili kamuya açık bilgi neredeyse yok.
Konuyla ilgili bilgi sahibi bir kaynak, söz konusu alanın günümüz tehditlerine karşı yeni teknolojilerle yeniden tasarlandığını belirtiyor.

Ülkenin en gizli projelerinden
İnşaatla ilgili resmi bilgiler oldukça sınırlı. Ulusal Başkent Planlama Komisyonu’nun recent bir toplantısında Beyaz Saray Yönetim ve İdare Direktörü Joshua Fisher, projenin “görev kritik işlevleri güçlendireceğini”, “gerekli güvenlik artırımlarını sağlayacağını” ve “geleceğin ihtiyaçlarına uyumlu altyapı sunacağını” söyledi.

Fisher, komisyon onayı beklenmeden yıkıma başlanmasının nedeni sorulduğunda ise “yeraltında yürütülen çalışmaların üst düzey gizliliği” gerekçe gösterdi. Fisher, “Bu projenin bazı yönleri açıkça ‘çok gizli’ nitelikte. Bu durum yerüstündeki yapısal çalışmaları engellemiyor ancak yeraltındaki unsurlar NCPC süreçlerine dahil edilmedi” dedi.

Beyaz Saray CNN’in yorum talebini yanıtsız bıraktı. Ancak Doğu Kanadı inşaatını durdurmak isteyen dava kapsamında yapılan bir mahkeme başvurusunda, yeraltı çalışmalarının durmasının “ulusal güvenliği tehlikeye atacağı” ve bunun “gizli bir beyanla” izah edildiği belirtildi.

‘Mezar benzeri sığınak’

Roosevelt döneminde bomba sığınağı olarak tasarlanan yeraltı tesisleri zaman içinde genişletildi ve çok amaçlı bir yapıya dönüştü. Yetkililer, yeraltına Doğu Kanadı üzerinden erişildiğini; korumalı bir kapıdan geçilerek düşük tavanlı, kendi su, elektrik ve hava sistemlerine sahip izole bir komplekse ulaşıldığını aktarıyor.
Kompleksin içinde Başkanlık Acil Durum Operasyon Merkezi (PEOC) de bulunuyordu.

Bu merkez nükleer saldırı dahil büyük ölçekli tehditler için tasarlanmıştı ve kriz anlarında West Wing’deki Durum Odası (Situation Room) ile birlikte çalışıyordu.
PEOC, 11 Eylül 2001 saldırıları sırasında dönemin Başkan Yardımcısı Dick Cheney’nin Pentagon saldırısından hemen sonra tahliye edildiği yer olarak tarihe geçti.

Şimdi ne olacak?

Doğu Kanadı’ndaki yıkım çalışmalarına Ekim ayında başlandı. İlk Hanım’ın ofislerinin bulunduğu alanın kaldırılmasıyla birlikte tarihi yeraltı tesisleri de söküldü.
İnşaatı yakından takip eden kaynaklar, PEOC dahil tüm yeraltı tesislerinin, ısıtma-soğutma sistemlerinin ve Gizli Servis’e ait yeraltı altyapısının “yüksek ihtimalle tamamen kaldırıldığını” belirtiyor.

Yeraltındaki üniteler geçici olarak ortadan kalksa da, ulusal güvenlik uzmanları başkanın olası krizlerde güvence altına alınması için başka “yedekli ve dağıtık güvenlik noktalarının” bulunduğunu ifade ediyor.

Maliyetini bilen yok

Trump, balo salonunun finansmanını özel bağışçılar aracılığıyla sağlayacağını açıklarken, yeraltı projelerinin bedeli konusunda sessiz. Uzmanlar, yeraltı tesislerinin vergi mükelleflerinin bütçesinden karşılanacağını ve maliyetin kamuya açıklanmasının “neredeyse imkansız” olduğunu belirtiyor.

Güvenlik uzmanı Jonathan Wackrow, yeni tesisin nükleer saldırılardan biyolojik tehditlere kadar geniş bir yelpazede “geleceğin tehdit ortamına uygun” biçimde tasarlandığını söylüyor.

Exit mobile version