CNN International analizi: Esad’ın idam kararı Suriye’nin geleceği için ne ifade ediyor?

IMG_7234

Suriye’nin eski devlet başkanı Beşar Esad’ın gıyabında verilen idam kararı, ülkede Esad ailesinin onlarca yıllık yönetimi dönemindeki cezasızlık anlayışının kırılması açısından sembolik bir adım olarak değerlendiriliyor. CNN International merceğe aldı

Suriye’nin eski devlet başkanı Beşar Esad ve kardeşi Mahir Esad hakkında geçen hafta gıyaplarında verilen idam kararları, ülkede geçiş dönemi adaleti tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Kararı veren hâkim Fahr el-Din el-Aryan’ın da yıllar önce Esad yönetimi tarafından gıyabında idama mahkûm edilmiş olması, sürecin dikkat çeken ayrıntılarından biri oldu.

El-Aryan, 2013’te Adalet Bakanlığı’ndan ayrılarak muhalefetin oluşturduğu yargı organlarına katılmıştı. Esad’ın Aralık 2024’te yönetiminin sona ermesinin ardından Rusya’ya gitmesiyle birlikte el-Aryan yeniden hâkim olarak görev yapmaya başladı. Bu değişim, Suriye’de eski yönetim döneminden farklı bir yargı ve devlet düzeni oluşturma çabasının örneklerinden biri olarak değerlendiriliyor.

Karar Suriye için ne ifade ediyor?

Bazı Suriyeliler, kararın ardından sokaklarda kutlamalar yaptı ve kararı “tarihi” ve “sembolik” olarak niteledi.

2011’de başlayan iç savaşta yüz binlerce kişi hayatını kaybetti, milyonlarca kişi yerinden edildi ve ülke ekonomisi ağır zarar gördü. Beşar Esad ve babası Hafız Esad’ın onlarca yıla yayılan yönetimi sonrasında verilen karar, cezasızlık anlayışının kırılması açısından önemli görülüyor. Ancak kararın fiilen uygulanması beklenmiyor.

Harvard Kennedy School Ortadoğu Girişimi’nden İbrahim el-Asil, kararların siyasi ve duygusal açıdan önemli olduğunu ancak Suriye’de adalet beklentisinin yalnızca bu davayla karşılanamayacağını söyledi. Birleşmiş Milletler’in geçiş dönemi adaleti yaklaşımında adalet, hakikatin ortaya çıkarılması, tazminat ve ihlallerin yeniden yaşanmasını önleyecek güvencelerle birlikte dört temel sütundan biri olarak ele alınıyor.

Esad sonrası hukuk düzeni sınanıyor

Esad’ın Aralık 2024’te Moskova’ya gitmesinin ardından geride, ailesinin yaklaşık altmış yıl boyunca şekillendirdiği devlet kurumları ve hukuk sistemi kaldı. El-Asil’e göre verilen kararın önem taşıdığı noktalardan biri de Suriye’de Esad dönemindeki hukuk anlayışından farklı yeni kuralların ve kurumların ortaya çıkıp çıkmadığının görülmesi.

Ancak kararın geçiş dönemi adaleti açısından uluslararası standartları karşılayıp karşılamadığı da tartışılıyor.

Uluslararası Af Örgütü, gıyabi yargılamaların ve idam cezasının sona erdirilmesi, uluslararası hukuk kapsamındaki suçların iç hukukta düzenlenmesi ve yargının reformdan geçirilmesi çağrısında bulundu. Suriye Adalet Bakanlığı ise davanın Suriye hukukuna uygun yürütüldüğünü ve mağdurlar ile temsilcilerinin sürece katıldığını savundu.

“Tek bir dava yeterli değil”

Suriye İnsan Hakları Ağı’nın kurucusu Fadel Abdulgani, Esad yönetiminin 2011’den bu yana işlediği iddia edilen ihlalleri belgeleyen kuruluşun başında bulunuyor.

Abdulgani’ye göre adalet sürecinin ilerleyebilmesi için yalnızca üst düzey bir isim hakkında verilen karar yeterli değil. Eski yönetimin farklı kademelerinde yer alan çok sayıda kişinin yargı önüne çıkarılması gerektiğini belirten Abdulgani, bunun toplumdaki öfkenin azalması ve Suriye’nin ilerleyebilmesi açısından gerekli olduğunu söyledi.
El-Asil de yerel düzeyde daha fazla davanın açılması gerektiğini belirtiyor.

Ona göre geçiş dönemi adaleti Suriye’nin farklı bölgelerinde yaşayan aileler için farklı anlamlar taşıyor. Homs’taki bir aile için öncelik kayıp yakınlarının nerede olduğunu öğrenmek olabilirken, Dera’daki başka bir aile için farklı bir adalet talebi öne çıkabiliyor. Bu nedenle süreç, yalnızca eski yönetimin üst düzey isimlerinin yargılanmasıyla sınırlı kalmayacak daha geniş bir soruşturma ve yargılama mekanizmasını gerektiriyor.

Esad’ın Rusya’dan iadesi beklenmiyor

Beşar Esad’ın Rusya’dan Suriye’ye iade edilmesi ise olası görünmüyor. Esad, yönetiminin sona ermesinin ardından Moskova’ya yerleşti. Verilen idam kararı Rusya hukukundaki iade sürecini daha da karmaşık hale getirirken uzmanlara göre Moskova’nın eski müttefikini Suriye’ye teslim edip etmeme kararı hukuki olmaktan çok siyasi bir nitelik taşıyacak.

Suriye’de geçiş dönemi adaletinin hukuki boyutu tartışmalı olsa da karar, ülkenin yeni döneminde önemli bir gelişme olarak görülüyor. Suriye İnsan Hakları Ağı Başkanı Abdulgani, yeni dönemde kendisine umut veren gelişmeler arasında ifade ve eleştiri özgürlüğünü gösterdi. Abdulgani, yeni yönetimi ve üst düzey yetkilileri eleştirebildiğini ve bunun kendisi açısından herhangi bir yaptırıma yol açmadığını söyledi.

2025’ten bu yana Suriye’nin devlet başkanı olan eski muhalif komutan Ahmed eş-Şara, göreve geldikten sonra dış politikada daha fazla açılım izledi. Esad’ın iktidardan ayrılmasının ardından Suriye, ABD ile ilişkilerini güçlendirdi ve Washington ülkeye yönelik yaptırımların büyük bölümünü kaldırdı. Şam ayrıca, Esad yönetiminin protestolara yönelik müdahalesi sırasında ilişkilerini kesen Arap ülkeleriyle yeniden temas kurdu. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da Temmuz ayında Suriye’yi ziyaret etti. Bu ziyaret, 2024’ten bu yana bir Batılı liderin ülkeye gerçekleştirdiği ilk ziyaret oldu.

Rusya ile ilişkilerde de yeni bir düzenleme yapıldı. Eş-Şara yönetimi, Moskova ile günler önce Suriye’deki iki önemli Rus üssünün geleceği konusunda anlaşmaya vardı. Akdeniz kıyısındaki bu askeri noktaların Suriye’nin kontrolüne devredilmesi planlanıyor.

Ülke içindeki gerilimler sürüyor

Buna karşın Suriye’nin ulusal bütünlüğünü sağlama konusunda önemli sorunlar devam ediyor. Ülkenin güneyinde Suriye ordusu ile Dürzi toplumu arasındaki gerilim zaman zaman ölümcül çatışmalara dönüşüyor. El-Asil, bu konuda henüz bir ilerleme görmediğini belirterek hükümetin meseleyi ağırlıklı olarak güvenlik ve askeri bir sorun olarak ele aldığını, oysa bunun aynı zamanda toplumsal bir mesele olduğunu ifade etti.

Kuzeydoğuda Araplar ile Kürtler arasındaki gerilim de devam ediyor. Bunun yanı sıra Suriye hükümeti, ülkenin kıyı bölgelerinde Alevi toplumuna yönelik şiddet olaylarının ardından ortaya çıkan sorunlarla da karşı karşıya. Bu gelişmeler, Esad yönetiminin sona ermesinin ardından ülkenin siyasi ve toplumsal bütünlüğünün henüz tam olarak sağlanamadığını gösteriyor.

El-Asil’e göre Suriye’nin önündeki önemli başlıklardan biri de ulusal diyalog sürecinin başlatılması. Bu süreçte farklı etnik ve dini gruplar arasındaki ayrışmaların yanı sıra Suriye’nin nasıl bir ülke olması gerektiğinin de tartışılması gerektiğini belirten El-Asil, böyle bir sürecin henüz oluşturulmadığını söyledi.

Suriye’de Esad döneminin sona ermesinin ardından başlayan yeni süreç, bir yandan eski yönetimin uygulamalarına ilişkin hesap verme taleplerini, diğer yandan ülkenin yeni kurumlarının nasıl şekilleneceği sorusunu gündeme getiriyor.

Esad ve kardeşi hakkında verilen karar bu açıdan önemli bir adım olsa da, kayıpların akıbetinin açıklığa kavuşturulması, farklı kademelerdeki sorumluların yargılanması, mağdurların taleplerinin karşılanması ve ülkedeki toplumsal bölünmelerin giderilmesi, geçiş döneminin geleceğini belirleyecek başlıca başlıklar olarak öne çıkıyor.

Exit mobile version