CNN, Suudi Arabistan’ın Husilere karşı yürüttüğü mücadeleyi ve Riyad yönetiminin misilleme seçeneklerini ele aldı. Fransa ve İngiltere destek sözü verirken Türkiye’nin de askeri yardım göndermeyi değerlendirdiği belirtildi.
Son yılın en kanlı saldırısıyla sarsılan Suudi Arabistan’da gözler Riyad yönetimine çevrildi. İran destekli Husilerin krallıkta yarattığı tahribata karşı Suudi idaresinin nasıl bir misillemede bulunacağı merakla bekleniyor.
CNN International‘ın haberine göre Suudi Arabistan yönetimi, geçen hafta Yemen hükümet güçlerini Husilere karşı desteklemek amacıyla geniş çaplı bir askeri harekat başlattı.
Bu harekat sonrası Husiler mevzilerini korumayı sürdürdü. Harekata misillemeyle karşılık veren Husiler, Riyad’daki Kral Halit Uluslararası Havalimanı’nı hedef alan ve en az 13 kişinin öldüğü füze saldırısıyla gerilimi tırmandırdı.
İran’ın ABD ile olan çatışma stratejisinden beslenen Husiler, Suudi Arabistan’ın kritik altyapı tesislerini hedef alarak ekonomik boyutu küresel çapta hissettirecek şiddetli bir tırmanış vaadinde bulunuyor.
Prens Selman iki ateş arasında kaldı
Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik husumeti, Riyad’ın bölgede yürüttüğü ve dünyadaki en büyük insani krizlerden birini tetikleyen on yıllık savaşa dayanıyor.
Son dönemde tırmanan Husi saldırıları, giderek İran’ın Washington ile yürüttüğü güç mücadelesinin bir uzantısı olarak görülüyor.
On bir yıldır Husilerin ilerleyişini askerî yöntemler ve müzakerelerle dizginlemeye çalışan Suudi Veliaht Prens Muhammed bin Selman ile Savunma Bakanı Halid bin Selman’ın önünde kısıtlı seçenekler bulunuyor. Sınırın diğer tarafında gücünü artıran Husiler büyük şehirlerdeki kontrollerini pekiştirirken yoğun nüfuslu Taiz gibi stratejik kentleri de ele geçirmek için baskıyı artırıyor.
Suudi siyaseti üzerine analizleriyle tanınan yazar Ali Shihabi, sürece ilişkin değerlendirmesinde, “Bu tehdidin kökten halledilmesi gerekiyor. Sürecin gidişatı büyük ölçüde Yemen hükümet birliklerinin sahadaki performansına bağlı olacak. Suudi Arabistan da onlara yoğun hava desteği sağlıyor” ifadelerini kullandı.
Suudi Arabistan bugüne kadar rolünü Husi karşıtı koalisyona hava desteği sağlamakla sınırlandırdı ve sahaya kendi kara birliklerini geniş çaplı sürmekten kaçındı. Riyad havalimanına düzenlenen son saldırının ardından bu tutumun korunup korunamayacağı belirsizliğini koruyor.
Yemen’e çok sayıda Suudi askerinin sevk edilmesi, krallığı engebeli arazide maliyetli ve yıpratıcı bir kara savaşına sürükleme riski taşıyor. Bu durum aynı zamanda Veliaht Prens’in inşa etmeye çalıştığı “istikrarlı, yatırımlara açık ve küresel turizm merkezi” imajını da zedeleme potansiyeline sahip.
Gelişmiş füze ve yapay zeka iddiaları
Henüz yirmi yıl önce kurulan Husiler İran desteğiyle Tel Aviv’e kadar ulaşabilecek balistik füze kapasitesine sahip güçlü bir askerî güce dönüştü.
Husilere karşı uzun yıllar savaşan Güney Yemenli bir yetkili, örgütün geçirdiği değişimi, “Savaşma biçimlerini geliştirdiler. Saldırılarında daha karmaşık yöntemler kullanıyorlar, oldukça ısrarcılar ve istihbarat kabiliyetlerini artırdılar” sözleriyle aktardı.
Yemen Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü Macid en-Nazili, Husilerin füzelerini daha etkili silahlara dönüştürmek için İran Devrim Muhafızları uzmanlarıyla çalıştığını iddia etti. Nazili, yeni füzelerin daha hızlı uçtuğunu ve her türlü ısı kaynağına kilitlenebilen termal takip sistemleri kullandığını belirtti. Ancak cumartesi günü Riyad havalimanına yapılan saldırıda bu füzelerin kullanılıp kullanılmadığı henüz netlik kazanmadı.
Husilerin daha sofistike silahlara ulaşma arayışının yapay zeka teknolojilerine kadar uzandığı öne sürülüyor.
Yapay zeka şirketi Anthropic, Kuzey Yemen merkezli bir grubun, roket ve füzelerin uçuş yönünü ve dengesini sağlayan güdüm yazılımları geliştirmek amacıyla kendilerine ait Claude yapay zeka araçlarını kullandığını açıkladı.
Raporda kişilerin kimliği doğrudan açıklanmasa da faaliyetlerin Husi kontrolündeki Kuzey Yemen’de yürütülmesi, isyancılarla doğrudan bir bağlantıya işaret ediyor.
Uluslararası destek ve ABD
Suudi Arabistan, Husilere karşı uluslararası alanda destek arayışını sürdürüyor. Fransa, İngiltere ve Pakistan desteğini taahhüt ederken Türkiye gibi diğer müttefiklerin de yardım göndermeyi değerlendirdiği ifade ediliyor.
Öte yandan Veliaht Prens Muhammed’in Suriye’den de destek talep ettiği öne sürüldü. Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara yaklaşık on yıl süren iç savaşın ardından İran destekli grupları Suriye’den çıkarmayı başaran silahlı gruplara liderlik etmişti.
Riyad’ın en büyük müttefiki olan ABD, Husilere yönelik hava saldırılarına doğrudan katılmayı reddetti.
Washington yönetimi bunun yerine, yeni kurulan ortak komuta merkezi kapsamında istihbarat sağlamak üzere bölgeye 100’den fazla askeri danışman gönderdi.
Geçen yıl Washington, Asya ve Avrupa arasındaki küresel ticaretin geçiş noktası olan Babülmendep Boğazı’nı ABD gemilerine açan bir ateşkes anlaşmasına varmıştı.
Kaynaklara göre Veliaht Prens, geçen ay ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı iki ayrı telefon görüşmesinde Husilerin vurulması için çağrıda bulundu ancak Trump müdahale etmeye yanaşmadı.
Ali Shihabi, ABD’nin olası katkısına ilişkin olarak, “ABD’nin hava gücüyle sürece doğrudan katılması elbette faydalı olurdu. Çünkü ABD uçakları, ABD uydu istihbaratına çok daha hızlı yanıt verebiliyor. Suudi uçakları bu halkanın bir adım dışında kaldığı için ABD’nin katılımı kritik önem taşıyor” dedi.
Dünyanın en gelişmiş ABD hava savunma sistemlerine sahip olmasına rağmen, geniş çöl arazisinde zengin kaynakları taşıyan altyapı tesisleri nedeniyle Suudi Arabistan, Husilerin ucuz intihar insansız hava araçlarına karşı savunmasız kalmaya devam ediyor.
Suudi Sivil Havacılık Kurumu, Riyad havalimanı saldırısında ölenler arasında bir ABD vatandaşının da bulunduğunu açıkladı. Bu gelişmenin Trump’ı savaşa daha fazla çekebileceği değerlendiriliyor.
Saldırının ardından gazetecilere konuşan Trump, “Suudiler iyi savaşçılar, ancak bu saldırının korkunç bir şey olduğunu düşünüyorum” dedi. ABD’nin Husilere yönelik saldırılara katılıp katılmayacağı sorusuna ise Trump, “Katılabiliriz” yanıtını verdi.
