CNN | Çin’in nükleer modernizasyonu Washington’da alarm yarattı

IMG_9248

Haziran 2020’de Lop Nur’da gerçekleştiği öne sürülen patlama, ABD’ye göre Pekin’in çoklu başlık sistemleri ve taktik nükleer silah geliştirme programının parçası. Çin suçlamaları reddederken, gelişmeler iki ülke arasındaki silah kontrol müzakerelerini daha da karmaşık hale getiriyor.

ABD istihbarat kurumları, Çin’in nükleer cephaneliğini dünyanın en gelişmiş teknolojik seviyesine taşımayı hedefleyen kapsamlı bir dönüşüm süreci yürüttüğünü ve bu çerçevede son yıllarda en az bir gizli patlayıcı test gerçekleştirdiğini değerlendiriyor. Konuya aşina kaynaklara göre bu değerlendirme, Pekin’in nükleer stratejisinde bir değişim olup olmadığına dair ABD istihbarat camiası içinde ve dışında tartışmalara yol açmış durumda.

Çin’in nükleer yatırımları, ülkeyi Rusya ve ABD ile daha denk bir konuma yaklaştırırken, mevcut iki büyük nükleer gücün henüz sahip olmadığı teknik kapasitelere ulaşma potansiyeli taşıyor.

Gizli nükleer testler

CNN’in görüştüğü kaynaklara göre Çin, 1996’dan bu yana sürdürdüğünü açıkladığı gönüllü moratoryuma rağmen, Haziran 2020’de ülkenin kuzeybatısındaki Lop Nur tesisinde gizli bir patlayıcı nükleer test yaptı ve ileride yeni testler planladı. ABD Dışişleri Bakanlığı bu ay testin varlığını kamuoyuna açıklasa da, testin amacı daha önce paylaşılmamıştı. Sonradan yürütülen incelemelerde elde edilen bulgular, ABD’li yetkililere göre bu testin yeni nesil nükleer silah geliştirme hedefiyle bağlantılı olduğunu gösteriyor. Buna, tek bir füze üzerinden birden fazla miniaturize edilmiş nükleer başlık taşıyabilen sistemler geliştirme çabaları da dahil.

Testleri genişletiyor

Ayrıca Çin’in, daha önce üretmediği düşük verimli taktik nükleer silahlar üzerinde çalıştığı ve bunların özellikle Tayvan senaryosu gibi ABD’nin bölgesel bir müdahalesine karşı kullanılabilecek seçenekler arasında değerlendirilebileceği belirtiliyor. ABD istihbaratı, Çin’in nükleer tesislerini agresif biçimde genişlettiğini daha önce kamuoyuna açıklamış; analistler de yeni teknolojilere yönelmiş olabileceğini öne sürmüştü. Yetkililere göre 2020 testine dair elde edilen bilgiler bu şüpheleri güçlendirdi.

Çin’den yalanlama

1964’ten bu yana nükleer silaha sahip olan Çin, savaş başlığı üretim hızında öne çıksa da toplam cephane büyüklüğü hâlâ Rusya ve ABD’nin oldukça gerisinde.

Washington’daki Çin Büyükelçiliği ise ABD’nin değerlendirmelerini “Çin’in nükleer politikasını çarpıtma ve karalama” olarak nitelendirdi. Sözcü Liu Pengyu, iddiaların “nükleer hegemonya arayışına hizmet eden siyasi manipülasyon” olduğunu savunarak Çin’in test moratoryumuna bağlı kaldığını ve gizli test suçlamalarının temelsiz olduğunu belirtti.

Pentagon, belirli iddia edilen testlere ilişkin istihbarat değerlendirmeleri hakkında yorum yapmadığını açıkladı. Ancak Savunma Bakanlığı daha önce, Çin’in nükleer kapasitesini genişletme ve modernize etme çabalarının kriz veya çatışma anlarında nükleer silahları caydırıcılık ve baskı aracı olarak kullanmasına yeni seçenekler sunabileceğini ifade etmişti. 2024 tarihli Savunma İstihbarat Ajansı raporu da Çin’in nükleer modernizasyonunun ABD ile uzun vadeli stratejik rekabet hedefiyle bağlantılı olduğunu vurguluyor.

Caydırıcılık kapasitesi

Çin tarihsel olarak nükleer kapasitesini savunma ve caydırıcılık amacıyla konumlandırdı ve uzun yıllardır “ilk kullanmama” politikasını benimsedi. Ancak 2023’te yayımlanan küresel yönetişim önerisinde bu taahhüde açıkça yer verilmemesi, politikanın değişip değişmediğine dair spekülasyonlara yol açtı. Uzmanlara göre Çin’in geçmişte yalnızca 45 test gerçekleştirmiş olması ve bunların çoğunun atmosferik ve sınırlı ölçüm kapasitesiyle yapılmış olması, modern silah tasarımı için yeterli veri sağlamamış olabilir. Bu durum, yeni nesil silahlar için veri tabanı eksikliği yaşayan Pekin’in patlayıcı testlere yeniden yönelmesini açıklayabilir.

Modernizasyon sürecinde Çin’in özellikle manevra kabiliyeti ve hayatta kalabilirlik unsurlarına yatırım yaptığı belirtiliyor. Pekin’in, ABD’nin olası bir ilk saldırıyla nükleer kapasitesini etkisiz hale getirebileceği endişesini uzun süredir taşıdığı ve sistemlerinin güvenilirliğine dair kaygıların da bu süreci hızlandırdığı ifade ediliyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan açıklama

ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, Haziran 2020’deki olayın 2.75 büyüklüğünde tekil bir patlama olduğunu ve eldeki verilerin bunun ne madencilik faaliyeti ne de depremle uyumlu olduğunu gösterdiğini açıkladı. Ancak bazı uzmanlar sismik verilerin tek başına kesin sonuca varmak için yeterli olmadığını savunuyor; ABD’nin değerlendirmesinin ek istihbarat unsurlarına dayandığı belirtiliyor.

ABD-Çin arasında nükleer görüşmeleri

İddiaların kamuoyuna açıklanma zamanlaması da dikkat çekici. Washington, Çin’in yeni bir nükleer silah kontrol anlaşmasına dahil olmasını isterken Pekin bu çağrılara mesafeli duruyor. Trump yönetiminin altı yıl önce gerçekleştiği öne sürülen bir teste ilişkin ayrıntıları şimdi paylaşmasının, hem diplomatik baskı kurma hem de yaklaşan temaslar öncesi müzakere zemini oluşturma amacı taşıyabileceği yorumları yapılıyor. Trump’ın ABD’nin de yeniden patlayıcı testlere başlayabileceğini ima etmesi, küresel silah kontrol rejiminin geleceğine dair soru işaretlerini artırmış durumda.

Genel tablo, Çin’in nükleer kapasitesini hızla büyütüp modernize ederek küresel stratejik dengede daha iddialı bir konum hedeflediğine işaret ediyor. ABD’li yetkililere göre bu eğilim, Washington’ın gelecekteki kriz ve çatışmalara yönelik hazırlıklarını yeniden şekillendirmesini gerektirebilir.

Exit mobile version