Brezilya’da Lula da Silva, Flávio Bolsonaro’yu 4 milyondan fazla oy farkıyla yenerek dördüncü kez devlet başkanı seçildi. Bolsonaro ise sonuçları tanımayarak seçimin iptalini isteyeceğini açıkladı.
Brezilya’da Luiz Inácio Lula da Silva, sağcı rakibi Flávio Bolsonaro’yu 4,4 milyon oy farkıyla mağlup ederek dördüncü kez devlet başkanı seçildi. Latin Amerika’da yükselen sağ dalgaya rağmen seçimleri kazanan Lula, ilk turda geriye düşüp ikinci turda zafere ulaşan ilk aday olarak tarihe geçti. Bolsonaro ise sonuçları kabul etmeyerek seçimin iptalini isteyeceğini açıkladı.
Brezilya’da 25 Ekim Pazar günü düzenlenen devlet başkanlığı seçiminin ikinci turunu, mevcut Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva kazandı. Oyların yüzde 51’inden fazlasını alan 80 yaşındaki solcu lider, eski Devlet Başkanı Jair Bolsonaro’nun oğlu ve ABD Başkanı Donald Trump’ın müttefiki Flávio Bolsonaro’yu yaklaşık 4,4 milyon oy farkıyla geride bıraktı.
Lula’nın zaferi, son dönemde Latin Amerika genelinde güç kazanan sağ ve merkez sağ partilerin seçim başarılarına da önemli bir istisna oluşturdu. Brezilya’nın 1989’da doğrudan devlet başkanlığı seçimlerine dönmesinden bu yana ilk kez bir aday, ilk turu ikinci sırada tamamlamasına rağmen ikinci turda seçimleri kazandı.
Seçimlerin ardından destekçilerine seslenen Lula, “Bu ülkeyi yönetme biçimimizi değiştireceğimizi garanti edebilirim. Halkın kararlarımıza daha fazla katılmasını sağlayacağız” dedi. Brezilyalılara desteklerinden dolayı teşekkür eden Lula, özellikle demokrasiyi savunmak için sokaklara çıkan gençlerin rolüne dikkat çekti.
Sonuçların açıklanmasıyla Rio de Janeiro ve Belo Horizonte başta olmak üzere birçok kentte Lula destekçileri sokaklara çıkarak kutlama yaptı.
Bolsonaro seçimin iptalini istiyor
Seçimin ardından başkent Brasília’da destekçilerine seslenen Flávio Bolsonaro, sonuçları tanımayacağını ve yasal yollara başvuracağını açıkladı.
Bolsonaro, Yüksek Mahkeme’nin oy verme süresini son anda iki saat uzatma kararını gerekçe göstererek, “Yaşananlar göz önüne alındığında seçim sonucunu tanımak mümkün değil. Hukuki yollara başvuracağız ve seçimin iptal edilmesini isteyeceğiz” dedi.
Oy verme süresinin uzatılması kararı, her iki adayın kampanya ekibinden gelen taleplerin ardından alınmıştı. Lula’nın ekibi, bazı eyaletlerde seçmenleri sandık merkezlerine taşıyan otobüslerde yaşanan sorunları gerekçe göstererek ek süre talep etmişti. Bolsonaro’nun ekibi de ülkenin bazı bölgelerinde şiddetli yağışlar nedeniyle seçmenlerin sandıklara ulaşmakta güçlük çektiğini bildirmişti.
Yüksek Mahkeme Yargıcı Cristiano Zanin’in kararıyla oy kullanma süresi iki saat uzatıldı. Ancak karar, Brasília saatiyle 17.00 civarında, sandıkların normal kapanış saatinde açıklandı. Bu sırada bazı sandık merkezleri kapanmıştı.
Bolsonaro’nun seçim sonucunu kabul etmemesi, babası Jair Bolsonaro’nun 2022 seçimlerinde Lula’ya yenilmesinin ardından yaşananları yeniden gündeme getirdi. Eski Devlet Başkanı Bolsonaro, 2022’deki yenilgisini tersine çevirmeye yönelik darbe girişimi nedeniyle hapis cezasına çarptırılmıştı.
İlk turda Bolsonaro öndeydi
Lula’nın zaferi, seçim kampanyasının başında beklenmedik bir sonuç olarak görülüyordu. İlk turda Bolsonaro, rakibinden yaklaşık 2,2 milyon fazla oy almıştı. Ancak iki aday da yüzde 50 barajını aşamadığı için seçim ikinci tura kalmıştı.
İlk tur sonuçları, hayat pahalılığı, suç oranları ve yolsuzluk iddiaları nedeniyle Lula’ya yönelik seçmen tepkisinin arttığını ortaya koymuştu. Aynı zamanda Jair Bolsonaro’nun cezaevinde olmasına rağmen sağ hareketin ülkedeki güçlü konumunu koruduğunu göstermişti.
Latin Amerika genelindeki siyasi eğilimler de Lula’nın aleyhine görünüyordu. Nisan 2025’ten bu yana Ekvador, Bolivya, Honduras, Şili, Kosta Rika, Kolombiya ve Peru’da yapılan devlet başkanlığı seçimlerini sağ veya merkez sağ adaylar kazanmıştı.
Temmuz ayında Datafolha tarafından yapılan bir araştırmaya göre Brezilyalıların yüzde 44’ü kendisini sağ veya merkez sağ görüşlere yakın tanımlarken sol ve merkez sola yakın olduğunu belirtenlerin oranı yüzde 39’da kalmıştı.
Buna rağmen Lula, ikinci turda seçmen desteğini artırmayı başardı.
Seçimin belirleyici konuları ekonomi, suç ve yolsuzluk oldu
CNN‘de yer alan habere göre, seçim kampanyasının en önemli gündem maddelerinden biri kamu güvenliğiydi. Eylül ayında Quaest/Pax tarafından yapılan araştırmada, Brezilyalıların yüzde 28’i şiddeti ülkenin en büyük sorunu olarak tanımladı. Bunu yüzde 22 ile yolsuzluk ve yüzde 19 ile ekonomi izledi.
Flávio Bolsonaro, organize suç örgütlerinin terör örgütü olarak tanımlanmasını, cezaevlerinin kapasitesinin artırılmasını ve cezai sorumluluk yaşının düşürülmesini vaat etti.
Bolsonaro, 13 Ekim’deki açıklamasında, “Kamu güvenliği konusunda radikal olduğumu düşünenler henüz hiçbir şey görmedi” diyerek El Salvador Devlet Başkanı Nayib Bukele’nin sert güvenlik politikalarının bile yeterli olmadığını söyledi.
Lula ise geleneksel sol politikalar ile seçmenlerin daha sert güvenlik önlemleri talepleri arasında denge kurmakta zorlandı. Geçen yıl uyuşturucu satıcılarının aynı zamanda uyuşturucu kullanıcılarının mağduru olduğunu söylediği bir konuşmanın yeniden gündeme gelmesi, muhalefetin eleştirilerine yol açtı. Lula daha sonra sözlerini yanlış ifade ettiğini kabul etti.
Ekonomideki sorunlar da iktidarın karşılaştığı en önemli engellerden biri oldu. Lula’nın ilk iki devlet başkanlığı döneminde emtia fiyatlarındaki yükseliş milyonlarca Brezilyalının yoksulluktan kurtulmasına katkı sağlamıştı. Ancak son dönemde işsizliğin düşük seyretmesi ve enflasyonun gerilemesine rağmen birçok seçmen hayat pahalılığının etkilerini hissetmeye devam etti.
Yolsuzluk iddiaları ise iki adayın da kampanyasını etkiledi. Lula, Bolsonaro’nun iflas eden Banco Master’ın eski yöneticisi Daniel Vorcaro ile ilişkilerini sorgularken Bolsonaro da Lula’nın büyük oğluna yönelik yolsuzluk iddialarını gündeme taşıdı.
Americas Quarterly Genel Yayın Yönetmeni Brian Winter, karşılıklı suçlamaların Brezilyalı seçmenlerin siyasi sisteme yönelik güvensizliğini artırdığını belirtti.
Kadın seçmenler ve dini gruplar arasındaki ayrışma
Seçimin belirleyici unsurlarından biri de kadın seçmenlerin tercihleri oldu. Brezilya’da kayıtlı seçmenlerin yaklaşık yüzde 53’ünü oluşturan kadınlar, erkeklere kıyasla Bolsonaro çizgisindeki adaylara daha mesafeli yaklaştı.
Datafolha’nın 15 Ekim’de yayımladığı ankette Lula, kadın seçmenler arasında yüzde 49’a karşı yüzde 40 ile öndeydi. Erkek seçmenlerde ise Bolsonaro yüzde 52, Lula yüzde 40 destek alıyordu.
University College London’da Latin Amerika siyaseti üzerine çalışan akademisyen Malu Gatto’ya göre bu ayrışma, Jair Bolsonaro’nun 2018’de siyaset sahnesinde yükselmesiyle belirginleşti. Erkek seçmenler giderek sağa yönelirken kadınlar İşçi Partisi’ne daha fazla destek vermeye başladı.
Kadına yönelik şiddet de kampanyanın önemli konularından biriydi. Brezilya Kamu Güvenliği Forumu verilerine göre ülkede 2025 yılında 1571 kadın cinayeti kaydedildi. Bu sayı, kadın cinayetinin 2015’te ayrı bir suç olarak tanımlanmasından bu yana görülen en yüksek seviye oldu.
Dini gruplar arasındaki siyasi ayrışma da dikkat çekti. Datafolha araştırmasına göre Bolsonaro, Evanjelik seçmenler arasında yüzde 62’ye karşı yüzde 29 ile öndeyken Lula, Katolik seçmenlerde yüzde 52’ye karşı yüzde 42 destek aldı.
Lula’nın zaferi Trump için ne anlama geliyor?
Brezilya seçimlerinin sonucu, ABD ile ilişkiler ve Latin Amerika’daki siyasi dengeler açısından da önem taşıyor.
ABD Başkanı Donald Trump, seçimlerin ilk turunun ardından Flávio Bolsonaro’nun performansını övmüş ancak resmi bir destek açıklamasında bulunmamıştı. Trump, ikinci turda sandıklar kapanmadan önce yaptığı açıklamada da seçimleri yakından takip ettiğini söylemişti.
Trump yönetiminin Brezilya’ya uyguladığı gümrük vergileri ve Jair Bolsonaro’nun yargılanmasına yönelik eleştirileri, Washington ile Brasília arasındaki ilişkileri son dönemde germişti.
Lula, kampanya boyunca Bolsonaro ailesini Brezilya’nın ulusal çıkarları yerine ABD’nin çıkarlarını savunmakla suçladı. Flávio Bolsonaro ise bu suçlamaları reddederek Lula’nın dış politikasını eleştirdi.
Bolsonaro’nun kazanması halinde Latin Amerika’nın en büyük ekonomisinin, özellikle güvenlik ve organize suçla mücadele konularında Washington’a yakınlaşması bekleniyordu.
Lula’nın yeniden seçilmesi ise Brezilya’nın çok taraflı diplomasiye, Küresel Güney ülkeleriyle işbirliğine ve ülkenin en büyük ihracat pazarı olan Çin ile ekonomik ilişkilere öncelik veren dış politika çizgisini sürdürmesi anlamına geliyor.
Ancak Lula’nın önünde önemli siyasi zorluklar bulunuyor. Yeni Kongre’nin daha muhafazakâr bir yapıya sahip olması ve ülkedeki derin siyasi kutuplaşma, dördüncü döneminde reformları hayata geçirmesini zorlaştırabilir.
