ABD’nin Patriot ve THAAD füze savunma mühimmatı stokları, İran savaşıyla kritik seviyelere geriledi. CSIS tahminlerine göre savaş öncesi Patriot stoklarının yüzde 61’ine, THAAD stoklarının ise yüzde 82’sine varan bölümü kullanılmış olabilir
Aralık ayının sonlarında, ABD’nin İran’la savaşı başlamadan iki ay önce, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Randy George, kuvvetlerinin füze savunma mühimmatı açısından ciddi bir sıkıntı yaşadığını ve bu açığın beş yıl daha süreceğini bildirdi.
Konu hakkında bilgi sahibi birden fazla ABD’li yetkili, CBS News’e bu bilgiyi verdi. Savunma Bakanı Pete Hegseth, İran savaşı devam ederken nisan ayında George’u görevden aldı.
ABD’li yetkililere göre George’un risk değerlendirmesi, Pentagon’un Küresel Kuvvet Yönetimi Tahsis Planı’nda (Global Force Management Allocation Plan) yer aldı. Savunma bakanının onayladığı bu yıllık plan, askerlerin ve silahların dünya genelinde hangi bölgelere konuşlandırılacağını belirliyor.
George, THAAD bataryaları ile Patriot füzelerinin stoklarının 2030’a kadar stratejik açıdan düşük seviyelerde kalmaya devam edeceği uyarısında bulundu.
Değerlendirme, Savunma Bakanlığının 2027 mali yılına ilişkin planı için hazırlandı. ABD ve İsrail öncülüğündeki İran savaşı ise bu değerlendirmeden sonra başladı ve şu anda yedinci ayına girdi.
CBS News’e konuşan ve kamuoyuna açıklama yapma yetkileri bulunmadığı için isimlerinin gizli tutulmasını isteyen ABD’li yetkililer, George’un değerlendirmesinin üç temel etkenden kaynaklandığını söyledi:
Rusya’nın 2022’de Ukrayna’yı işgal etmesinin ardından Patriot sistemlerinin Ukrayna’ya gönderilmesi, İsrail’i savunmak için mühimmat harcanması ve savunma sanayisinin üretim kapasitesinin azalması.
THAAD, ABD ordusunun en gelişmiş füze savunma sistemlerinden biri. Sistem, balistik füzeleri uçuşlarının son aşamasında, Dünya atmosferinin içinde veya hemen dışında önleyip imha etmek üzere tasarlandı.
ABD Kara Kuvvetlerinin sekiz THAAD bataryası bulunuyor. Tarafsız Kongre Araştırma Servisinin 2025 tarihli raporuna göre her bataryada, altı kamyona monte fırlatıcıyı işleten 90 asker görev yapıyor. Her kamyonda sekiz füze fırlatıcısı bulunuyor. Tam kapasiteyle çalışan bir batarya toplam 48 önleyici füze kontrol edebiliyor.
Patriot hava savunma sistemi ise askeri tesisleri, birlikleri ve diğer kritik altyapıyı gelen balistik ve seyir füzeleri ile düşman uçaklarına karşı korumak üzere tasarlandı.
THAAD bataryasına kıyasla daha alçak irtifalarda daha geniş bir hava tehdidi yelpazesine karşı kullanılabiliyor. İki sistem birlikte çalıştığında ise füze saldırılarına karşı birbirini tamamlayan ve daha etkili savunma katmanları oluşturuyor.
Kritik düzeyde azalan Patriot mühimmatı, Patriot Gelişmiş Kabiliyet-3 (PAC-3) önleyici füzeleri. Yüksek hızda hareket eden bu karadan havaya füzeler, gelen taktik balistik füzeleri ve seyir füzelerini doğrudan çarparak imha etmek üzere tasarlandı.
ABD’li yetkililere göre PAC-3 füzeleri düşman uçaklarını da vurabiliyor.
Ortalama teslim süresi 4 yıl
CSIS’in nisan ayında yayımladığı bir tahmine göre savunma yüklenicilerinin yeni THAAD önleyici füze siparişlerini teslim etmesi şu anda dört yıl beş ay sürüyor.
Patriot PAC-3 önleyici füze siparişlerinin ortalama teslim süresi ise üç buçuk yıl.
CSIS’in aynı değerlendirmesinde, İran savaşı başlamadan önce ABD’nin 2026 yılına yaklaşık 2.300 Patriot önleyici füzeyle girdiği belirtildi.
Savaş sırasında 1.050 ila 1.430 füze kullanıldığı tahmin ediliyor. Bu miktar, savaş öncesi stokların yüzde 61’ine kadarının tüketilmiş olabileceği anlamına geliyor. 2026 mali yılında stokları yenilemek üzere 500’den az yeni mühimmatın teslim edilmesi bekleniyordu.
CSIS’e göre İran savaşı öncesinde THAAD sistemlerinin önleyici füze stoku yaklaşık 355 adetti. Savaş sırasında 190 ila 290 füze kullanıldı. Bu da savaş öncesi stokların yaklaşık yüzde 82’sinin tüketilmiş olabileceğini gösteriyor.
2026 mali yılında stokları yenilemek amacıyla herhangi bir teslimat yapılması beklenmiyordu. ABD ise mevcut 2027 mali yılı için 800’den fazla THAAD önleyici füzesi talep etti.
Ülkenin en büyük iki savunma yüklenicisinden Lockheed Martin ile RTX bünyesindeki Raytheon, bu sistemlerin ve temel bileşenlerinin üretiminde görev alıyor. İki şirket de yakın zamanda üretimi hızlandırmayı amaçlayan anlaşmalar imzaladı.
Lockheed Martin, ocak ayında THAAD önleyici füzelerinin yıllık üretim kapasitesini 96’dan 400’e çıkarmayı hedefleyen bir plan açıkladı.
İran savaşı, füze savunma mühimmatının çok daha hızlı tükenmesine yol açtı. Ancak mevcut kıtlığın nedenleri yalnızca savaşla sınırlı değil. Pentagon’un onlarca yıla yayılan harcama tercihleri, savunma sanayisinin üretim tabanının daralması ve mühimmatın üreticilerin yerine koyabileceğinden daha hızlı tüketildiği askeri operasyonlar da mevcut açığa katkıda bulundu.
ABD’li bir yetkili, ABD’nin İran’da veya başka çatışmalarda ilave THAAD ya da Patriot mühimmatı harcamaktan kaçınabilmesi durumunda bile stokların Aralık 2025’teki düşük seviyelerine geri getirilmesinin 2030’a, yani bir sonraki başkanlık dönemindeki ara seçimlere kadar süreceğini söyledi.
Mühimmat dünya genelinde nasıl kullanılıyor?
ABD ordusu, her biri dünyanın belirli bir bölgesinden veya özel bir askeri görevden sorumlu 11 birleşik muharip komutanlığa ayrılıyor. İran’a yönelik operasyonlardan, Amiral Brad Cooper’ın komutasındaki ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) sorumlu.
Her muharip komutanlığın belirli sayıda askere ve silah sistemine ihtiyacı var.
Pentagon, Amerikan askerlerinin, birliklerinin ve ordunun en çok talep gören silah sistemlerinden bazılarının dünya genelinde nereye gönderileceğine karar vermek için Küresel Kuvvet Yönetimi (Global Force Management) adı verilen bir çerçeve kullanıyor.
Küresel Kuvvet Yönetimi Tahsis Planı (GFMAP), bu sürecin merkezinde yer alıyor. Plan, muharip komutanlara hangi kuvvetlerin tahsis edileceğini, bu kuvvetlerin hangi görevlerde kullanılacağını ve ne kadar süreyle görev yapacağını belirliyor.
Plan genellikle federal mali yıl esas alınarak hazırlanıyor. Pentagon, çoğu zaman yeni bir mali yıla, önümüzdeki 12 ila 24 ay içinde konuşlandırılması veya görevde kalması beklenen kuvvetlerin büyük bölümü için önceden oluşturulmuş bir planla giriyor. Böylece her komutan asker veya silah talep ettiğinde tüm kararları sıfırdan almak gerekmiyor.
Ancak plan değişmez bir belge değil.
Savaşlar çıkabiliyor, krizler gelişebiliyor, görevler sona erebiliyor ve komutanlar önceden öngörülmeyen olaylarla karşı karşıya kalabiliyor.
Örneğin ABD Avrupa Kuvvetleri Komutanlığı Polonya’ya daha fazla Patriot sistemi göndermek isteyebilir. Aynı sırada ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı aynı sistemlere Kuveyt’te ihtiyaç duyabilir.
ABD Hint-Pasifik Komutanlığı da Çin’le bağlantılı olası krizler için bu sistemleri talep edebilir.
Bu nedenle askerler ve askeri kaynaklar bölgeler arasında sürekli yeniden dağıtılıyor.
Buna bir örnek olarak ABD Hint-Pasifik Komutanı Amiral Samuel Paparo, Nisan 2025’te Senato Silahlı Hizmetler Komitesine yaptığı açıklamada, Yemen’de İran destekli Husilerle devam eden çatışmalar sırasında Kara Kuvvetlerinin bir Patriot taburunu kendi sorumluluk alanından ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığının bölgesine aktardığını söyledi.
Öte yandan Rusya ile Ukrayna arasındaki savaş geniş çaplı hale geldiğinde ABD, CSIS’in analizine göre Ukrayna’ya yaklaşık 600 Patriot önleyici füze gönderdi.
Bununla birlikte, gönderilen füzelerin tamamı Amerikan ordusunun kendi stoklarından karşılanmadı.
Buna ek olarak hem Biden hem de Trump yönetimleri, İran’ın saldırılarına karşı İsrail’i savunmak için Patriot ve THAAD önleyici füzelerini kullandı.
