Avustralya Başbakanı Albanese, toplu saldırının ardından ülkenin istihbarat sistemiyle ilgili “ciddi sorunlar” bulunduğunu söyledi.
Avustralya Başbakanı Anthony Albanese, Bondi Plajı’nda 15 kişinin hayatını kaybettiği terör saldırısının ardından, polis ve istihbarat servisleri hakkında kapsamlı bir inceleme başlatılması talimatı verdiğini açıkladı.
Yetkililere göre, 14 Aralık’ta Sidney’in en ünlü plajında düzenlenen ve ailelerin yoğun katılım gösterdiği Hanuka kutlamasına baba ve oğul oldukları belirtilen iki kişi ateş açtı. Saldırının, IŞİD ideolojisinden esinlenmiş olabileceği öne sürülüyor.
Albanese, hükümetinin polis ve istihbarat kurumlarının yetkileri, kurumsal yapıları ve bilgi paylaşım mekanizmalarının Avustralyalıları korumak için yeterli olup olmadığını inceleyeceğini söyledi. Başbakan, “Geçen pazar yaşanan IŞİD esinli vahşet, ülkemizdeki güvenlik ortamının ne kadar hızlı değiştiğini bir kez daha gösterdi. Güvenlik kurumlarımızın karşılık verebilecek en iyi konumda olması gerekiyor” dedi.
Saldırının şüphelilerinden 50 yaşındaki Sajid Akram, Bondi’deki saldırı sırasında polis tarafından vurularak öldürüldü. Hindistan vatandaşı olan Akram’ın 1998 yılında vizeyle Avustralya’ya girdiği belirtildi. 24 yaşındaki oğlu Naveed Akram ise Avustralya doğumlu bir vatandaş; hastanede polis gözetimi altında tutuluyor ve terör suçlamaları ile 15 cinayet dâhil olmak üzere çok sayıda suçlamayla karşı karşıya.
‘Şoke edici bir olay”
Avustralya makamlarına göre, oğul Akram 2019 yılında Australian Security Intelligence Organization (ASIO) tarafından olası radikalleşme şüphesiyle soruşturulduğu, ancak o dönemde tehdit oluşturmadığı sonucuna varıldığı ortaya çıktı. Baba Akram da bu inceleme kapsamında sorgulanmıştı; buna rağmen altı tüfeğe sahip olmasına imkân tanıyan bir silah ruhsatı alabildi.
Yetkililer, ikilinin Bondi Plajı saldırısından birkaç hafta önce Filipinler’in güneyine yaptıkları dört haftalık seyahatten Sidney’e döndüğünü ve bu seyahatin hem Avustralya’da hem de Filipinler’de soruşturulduğunu açıkladı.
Albanese, toplu saldırının ardından ülkenin istihbarat sistemiyle ilgili “ciddi sorunlar” bulunduğunu söyledi. Ulusal yayın kuruluşu ABC’ye konuşan Albanese, “Sistemlerin nasıl işlediğini ayrıntılı biçimde incelememiz gerekiyor. Bu kişinin 2019’da değerlendirilme sürecine ve yapılan risk analizine yeniden bakmalıyız” dedi.
Ayrı bir röportajda, zanlıların Filipinler’in güneyindeki Mindanao Adası’nda bir otelde kalmalarıyla ilgili soruya yanıt veren Albanese, radikalleşme sürecinin hâlâ araştırıldığını belirtti. “Ancak aynı zamanda, ilgilenilmesi gereken kişiler olarak görülmemişlerdi; bu da olayı bu kadar şoke edici kılıyor” diye konuştu.
‘Son derece sıra dışı’
Filipinler’in Davao kentindeki GV Hotel çalışanları AFP’ye yaptıkları açıklamada, iki kişinin 28 günlük konaklamaları boyunca çoğunlukla küçük odalarında kaldığını söyledi. Filipinler ulusal güvenlik servisinin aktardığına göre, genellikle yalnızca iki-üç saatliğine dışarı çıkan zanlıların en uzun dışarıda kalma süresi sekiz saat oldu.
Bölge polisi, güvenlik kamerası kayıtlarını inceleyerek ikilinin kimlerle görüştüğünü tespit etmeye çalışırken, babanın bir silah dükkânını ziyaret ettiğini bildirdi.
Avustralya Ulusal Üniversitesi’nden kriminolog Clarke Jones, bir baba ve oğlun birlikte saldırı şüphelisi olmasının “son derece sıra dışı” olduğunu söyledi. Jones, AFP’ye yaptığı değerlendirmede, Filipinler’e vardıklarında ikilinin Mindanao’ya dikkat çekmeden seyahat edebilmiş olabileceğini ifade etti.
Filipinler’de şiddet suçlularıyla çalışmış olan Jones, zanlıların radikalleşme sürecinin Avustralya istihbaratının 2019’daki incelemesinin ardından yıllar boyunca “radarın altında kaldığını” belirtti. Jones, “Bu çocuğun ilk tespit edildiği dönemde, böyle bir olayın yaşanmasını önleyebilecek bir destek programına alınıp alınmaması gerektiğini ciddi biçimde sorgulamamız gerekiyor” dedi.
