Bloomberg | İsviçre nüfusa 10 milyon sınırı getirmek için referandum planlıyor: Zengin ama tedirgin!

IMG_7349

Göçle büyüyen refah modeli çatırdıyor: İsviçre, artan nüfusun konut, sağlık ve altyapı üzerindeki baskısı nedeniyle ilk kez toplam nüfusa üst sınır koymayı ciddi biçimde gündemine aldı

Her yıl ocak ayında Davos’ta düzenlenen World Economic Forum, İsviçre’nin küreselleşmeden nasıl kazandığının vitrini gibi. Bir hafta boyunca kasaba dolup taşıyor, trafik kilitleniyor, günlük hayat aksıyor. Ancak yerel halk bu kaosa katlanıyor; çünkü küresel elitin gelişi ciddi bir gelir kapısı yaratıyor.

Bloomberg’de yer alan habere göre bu kısa süreli rahatsızlık, ülkede yılın geri kalanına yayılan çok daha derin bir huzursuzluğun sembolü hâline gelmiş durumda. İsviçre, küreselleşmenin sağladığı ekonomik kazançlarla artan nüfusun yarattığı baskı arasında sıkışmış durumda ve artık şu soruyu yüksek sesle soruyor: “10 milyon kişi İsviçre için fazla mı?”

Nüfus artışı hızlandı, rahatsızlık derinleşti

Son on yılda İsviçre nüfusu, Avrupa Birliği ortalamasının yaklaşık beş katı hızla büyüdü. Yüksek ücretler, yaşam kalitesi ve istikrarlı ekonomi, ülkeyi yabancı çalışanlar için cazip bir merkez hâline getirdi. Bugün ülkede yaşayanların yaklaşık yüzde 27’si İsviçre vatandaşı değil.

Ancak İsviçre’deki tartışma, yalnızca mülteciler ya da düşük vasıflı işçiler üzerine odaklanmıyor. Bunun yerine, ülke nüfusunun 10 milyonla sınırlandırılmasını öngören bir öneri gündemde ve halkın bu konuda bu yıl içinde sandığa gitmesi bekleniyor.

Bu fikir, şirket yöneticileri ve bankacılar tarafından sert biçimde eleştiriliyor. Muhalifler, böyle bir adımın İsviçre’nin en büyük ihracat pazarı olan Avrupa Birliği ile yapılan hayati anlaşmaları tehlikeye atacağını ve ekonomiyi felce uğratacağını savunuyor.

Buna rağmen Aralık ayında yapılan bir anket, tüm yaş gruplarını kapsayacak şekilde seçmenlerin yaklaşık yarısının bu öneriye destek verdiğini ortaya koydu. Bu desteğin arkasında, İsviçre kültürünün aşınacağı endişesinin yanı sıra, ekonomiye katkılarından bağımsız olarak yabancıların konut ve sağlık gibi alanlarda sistem üzerinde baskı yarattığı yönündeki kaygılar bulunuyor.

‘Toplu taşıma dolu, aciller taşıyor’

22 yaşındaki hemşire Angel Okaside, bu rahatsızlığın genç kuşaklar arasında da yaygın olduğunu söylüyor:

“Toplu taşıma kapasitesinin sınırında, otoyollar kilitleniyor, acil servisler dolup taşıyor. Bunu hayatın her alanında hissediyorsunuz.”

Okaside, bu nedenle Swiss People’s Party (SVP) saflarında siyasete atılmış. SVP söz konusu artış konusunda bir önlem alınması gerektiği görüşünde. Bu kapsamda partinin öncülüğünde “10 Milyon İsviçre’ye Hayır” girişimi kurulmuş.

Bu girişim, ülke nüfusuna yasal bir üst sınır getirmeyi hedefliyor.

Öneri ne diyor?

Plan doğum oranlarını değil, göçü hedef alıyor. Nüfus belirli eşikleri geçtiğinde otomatik kısıtlamalar devreye girecek:

9,5 milyon aşılırsa sığınmacılar ve yabancıların aile birleşimleri sınırlandırılacak
10 milyon aşılırsa daha sert önlemler uygulanacak
Nüfus düşmezse İsviçre, AB ile serbest dolaşım anlaşmasından çıkabilecek

Zenginlik var ama herkes pay alamıyor

Dışarıdan bakıldığında Zürih’in kusursuz tramvayları ya da Cenevre’nin bakımlı sokakları “sorun nerede?” sorusunu akla getiriyor. Ancak tablo parlak yüzeyin altında çatlamaya başlamış durumda.

Göçle büyüyen ekonomi, kişi başına düşen geliri son yıllarda aşağı çekti. Yüksek maaşlı finans, ilaç ve teknoloji çalışanları ile geri kalanlar arasındaki fark açıldı. Kira fiyatları yükselirken, şehirler daha yoğun ve pahalı hâle geldi.

Ekonomi dünyası alarmda

İş dünyası öneriye sert biçimde karşı çıkıyor. İsviçre’nin küresel şirketleri, yabancı iş gücü olmadan ayakta kalamayacaklarını söylüyor. Roche, UBS ve Nestlé gibi devler, AB ile serbest dolaşımın kopmasının yatırım ve istihdamı başka ülkelere kaydıracağını savunuyor. İsviçre ihracatının yaklaşık yarısı AB’ye yapılıyor.

Avrupa mı, içe kapanma mı?

İsviçre hükümeti 2024’te AB ile yeni bir anlaşma müzakere etti. Ancak bu anlaşma da serbest dolaşımı şart koşuyor ve referanduma gidecek. Sosyal Demokrat Parti Eş Başkanı Cédric Wermuth’e göre seçenek net:

“Avrupa ile yakın ilişkilerin alternatifi yok. Pekin, Moskova ya da Washington güvenilir ortaklar değil.”

İsviçre’de bu tür girişimler siyasi sistemin bir parçası. Referandumlar yalnızca karar almak için değil, toplumsal tansiyonu ölçmek için de kullanılıyor.

Anketlere göre seçmenlerin neredeyse yarısı, yaş farkı gözetmeksizin nüfus sınırı fikrine sıcak bakıyor. Kimileri için bu, refahı korumanın bedeli; kimileri içinse İsviçre’nin küresel konumunu riske atan bir adım.

Exit mobile version