ABD Merkez Bankası (Fed) Yönetim Kurulu Üyesi Christopher Waller, ekonomik göstergelerin beklentiler doğrultusunda ilerlemeyi sürdürmesi halinde enflasyonu yüzde 2 hedefine daha hızlı yaklaştırmak amacıyla ilave faiz artışlarının gündeme gelebileceğini söyledi.
Waller, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından İstanbul Finans Merkezi’nde düzenlenen İstanbul Ekonomi Forumu’nda ABD ekonomisinin görünümünü ve para politikasına ilişkin beklentilerini değerlendirdi.
Fed’in eylül ayında politika faizini 25 baz puan artırarak yüzde 3.75-4 aralığına yükselttiğini hatırlatan Waller, bu kararın yaklaşık 9 aylık faiz sabitliği döneminin ardından geldiğine dikkati çekti.
Geçen yıl işgücü piyasasında görülen zayıflamanın ardından Fed’in son üç toplantısında toplam 75 baz puanlık faiz indirimi yaptığını aktaran Waller, söz konusu adımların ekonomik aktivitedeki yavaşlamaya karşı bir önlem niteliğinde olduğunu ifade etti.
Waller’a göre, bu yılın ilk yarısında işgücü piyasasındaki koşullar daha istikrarlı bir görünüm kazandı. Buna karşın enflasyonda düşüş yönündeki ilerleme, kısmen Ortadoğu’daki çatışmaların enerji maliyetlerini yükseltmesi nedeniyle sekteye uğradı.
‘Çatışmalar beklentileri zayıflatıyor’
İlkbahar ve yaz döneminde çatışmaların kısa sürede sona ereceği ve petrol fiyatlarındaki yükselişin enflasyon üzerinde kalıcı bir baskı oluşturmayacağı beklentisiyle faizlerin sabit tutulmasını desteklediğini belirten Waller, ancak bölgedeki çatışmaların hızlı şekilde sona ereceğine ilişkin beklentilerin zayıfladığını söyledi.
Uzmanların, düşük petrol stokları ve zarar gören altyapı nedeniyle enerji fiyatlarının 2027 boyunca yüksek seyredeceği yönünde uyarılarda bulunduğunu aktaran Waller, bunun enflasyon görünümü açısından risk oluşturduğunu belirtti.
Waller ayrıca yapay zeka teknolojisine yönelik altyapı yatırımlarının yüksek teknoloji içeren tüketici ürünlerinin maliyetlerini artırdığına işaret etti. Süren ticaret anlaşmazlıkları ve bunların beraberinde getirebileceği yeni gümrük tarifelerinin de enflasyon üzerinde ek baskı yaratabileceğini kaydetti.
‘Enflasyon çok yüksek kalmaya devam ediyor’
Eylül ayında faiz artışını desteklemesinin yalnızca ağustos ayındaki tüketici enflasyonu verisine dayanmadığını belirten Waller, kararın iş gücü piyasasındaki toparlanma ve enflasyonist baskıların kalıcılığına ilişkin aylardır oluşan göstergelerin bir sonucu olduğunu söyledi.
Ekonomik aktivitenin yılın ikinci yarısında güçlendiğine dair işaretler bulunduğunu dile getiren Waller, para politikasındaki sıkılaşmanın ekonomide sert bir yavaşlamaya yol açacağından ciddi biçimde endişe etmediğini ifade etti.
Bununla birlikte Waller, enflasyondaki son yükselişin tüketicilerin, yatırımcıların ve fiyat belirleyen şirketlerin geleceğe yönelik enflasyon beklentilerini yukarı çekmesinden kaygı duyduğunu söyledi.
Yıllık çekirdek enflasyonun 2024 ilkbaharından bu yana yaklaşık yüzde 2.5-3 seviyesinde seyrettiğini belirten Waller, bunun Fed’in yüzde 2’lik hedefinin hala üzerinde bulunduğunu zölmeoib
Waller, “Yeni veriler, iş gücü piyasasının istikrarlı olduğu ve enflasyonun çok yüksek kaldığı yönündeki görüşümü pekiştiriyor” dedi.
Fed yetkililerinin faiz projeksiyonlarının para politikasının gelecekteki seyrine ilişkin bir gösterge sunduğunu ancak kararların ekonomik verilere göre değişebileceğini vurgulayan Waller, “Ekonomik veriler beklendiği gibi gelmeye devam ederse enflasyonun yüzde 2 hedefimize daha hızlı dönmesini desteklemek için ilave faiz artışları bekliyorum” ifadesini kullandı.
Tahvil faizlerindeki yükseliş
Waller, konuşmasının ardından yöneltilen soruları da yanıtladı.
Tahvil faizlerindeki yükselişin tek bir nedene bağlanamayacağını belirten Waller, güçlü ekonomik büyüme ve verimlilik beklentilerinin reel faizleri yukarı çekebileceğini söyledi. Enflasyon beklentilerinin yanı sıra Fed’in gelecek toplantılarda faiz artıracağı beklentisinin de uzun vadeli tahvil faizlerini etkileyebileceğini kaydetti.
Yapay Zeka değerlendirmesi: Bazı meslekler ortadan kalkabilir, yeni iş alanları ortaya çıkabilir
Yapay zekanın önümüzdeki yıllarda verimliliği artırabilecek “devrim niteliğinde” bir teknoloji olduğunu söyleyen Waller, teknolojinin çalışma biçimlerini, üretim hızını ve toplam üretim miktarını değiştireceğini söyledi.
Yapay zekanın verimlilik üzerindeki etkisine ilişkin bazı işaretlerin görülmeye başladığını aktaran Waller, ancak bu etkinin henüz genel ekonomik göstergelere belirgin şekilde yansımadığını ifade etti.
Teknolojik dönüşümlerde bazı mesleklerin ortadan kalkarken yeni iş alanlarının ortaya çıkmasının doğal olduğunu belirten Waller, yapay zeka konusunda asıl kaygı verici unsurun dönüşümün gerçekleşme hızı olduğunu söyledi.
Geçmişte teknolojik dönüşümlerin daha yavaş ilerlemesinin yeni işlerin ortaya çıkmasına zaman tanıdığını belirten Waller, bugün ise ortadan kalkabilecek işlerin daha kolay öngörülebildiğini, buna karşılık oluşacak yeni iş alanlarının henüz netleşmediğini kaydetti.
Waller, yapay zeka sektörünün tek bir şirketin kazandığı ve diğer şirketlerin yatırımlarının karşılıksız kaldığı bir yapıdan ziyade, çok sayıda şirketin pay alabildiği büyük bir pazara dönüşmesini daha olası gördüğünü belirtti. Bu nedenle yapay zekaya bağlı yatırımların ekonomi genelinde büyük bir gerilemeye yol açmasını beklemediğini söyledi.
