Bloomberg | 108 dolarlık petrol savaşı ve üç senaryo: Orta Doğu dünya ekonomisi çökertebilir mi?

IMG_8772

Bloomberg, Orta Doğu’da tırmanan gerilimin küresel ekonomiyi 1970’lerdeki gibi büyük bir krize sürükleme riskini mercek altına aldı. Analizde bölge; İran, İsrail-BAE, Suudi Arabistan ve Türkiye-Katar olmak üzere dört ana güç bloğuna ayrılırken, enerji piyasaları için üç farklı senaryo çizildi.

Bloomberg’in haberine göre yarım yüzyıl önce Orta Doğu’daki kargaşa küresel ekonomiye diz çöktürmüştü. Bugün ise bölgedeki jeopolitik tablo daha parçalı hale gelmiş olsa da petrol piyasaları ve merkez bankaları, çatışmaları genellikle izlenmesi gereken bir şok olarak görüyor; makroekonomik görünümü belirleyen temel unsur olarak değil.

1970’ler benzeri bir enerji krizinin yakın olduğu düşünülmüyor. Ancak böyle bir senaryo gerçekleşirse enflasyon, büyüme ve para politikası üzerindeki etkiler son derece derin olabilir. Bloomberg’in sıraladığı senaryoların en olumsuzuna göre herhangi bir jeopolitik şok petrol fiyatlarını varil başına 108 dolara kadar yükseltebilir. Bu da ABD’den Çin’e kadar tüm dünyaya yayılan bir ekonomik krizi tetikleyebilir.

Şimdilerde uzmanlar Orta Doğu kaynaklı şokların üç ana senaryo altında nasıl gelişebileceğini ve küresel ekonomi üzerindeki etkilerini inceliyor.

Orta Doğu’da olan Orta Doğu’da kalmıyor

Orta Doğu’daki gelişmeler petrol fiyat sıçramalarından, ticaret rotalarının değişmesine ve mülteci akımlarına kadar küresel sonuçlar doğurabiliyor.
Bölge dünyaya üç temel unsur sağlıyor:
Enerji
Sermaye
Ticaret yolları

Yenilenebilir enerjinin yükselişi ve ABD kaya petrolü devrimine rağmen Orta Doğu hâlâ küresel enerjinin bel kemiği konumunda:

Küresel petrolün üçte birini
Doğalgazın beşte birini
Toplam enerji ihtiyacının %15’ini karşılıyor

Dünyanın en büyük 10 egemen varlık fonunun dördü (Kuveyt, Katar, Suudi Arabistan, BAE) bu bölgeden.

Bu fonların yatırımları Amerikan teknoloji şirketlerinden İngiliz futbol kulüplerine, Mısır gayrimenkullerinden Afrika madenlerine ve Türk banka mevduatlarına kadar uzanıyor.

Hürmüz Boğazı dünya petrol akışının beşte birini taşıyor. Kızıldeniz ve Süveyş Kanalı, Asya ile Avrupa arasındaki ticaret için kritik kısa yollar sağlıyor.

Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Koridoru, Irak Kalkınma Yolu ve Çin’in Kuşak-Yol girişimi bu ağın genişlemesini hedefliyor.
Tüm bunlar Orta Doğu’yu küresel istikrar, enerji güvenliği ve dünya ekonomisi için vazgeçilmez kılıyor.

Orta Doğu’nun iki dönemi

1948’den bugüne
Modern jeopolitik dinamikler 1948 sonrası düzene dayanıyor.
Birinci Dönem (1948–1979)
1948, 1956, 1967 ve 1973 Arap-İsrail savaşları
ABD’nin bölgeye artan ilgisi
İran ve Suudi Arabistan “ikiz sütun” stratejisi
İkinci Dönem (1979 sonrası)
İran Devrimi

Camp David Anlaşması (1978 yılında ABD arabuluculuğunda imzalanan ve Mısır ile İsrail arasında barışın yolunu açan tarihi anlaşmadır)

Devletler arası savaşların yerini vekil güçler aldı

İran’ın “Direniş Ekseni”:

Hizbullah
Hamas
Iraklı milisler
Husiler

7 Ekim 2023 sonrası İsrail Hamas ve Hizbullah’ı ciddi şekilde zayıflattı. 12 günlük savaşta İran’ın nükleer altyapısı ve askeri kapasitesi zarar gördü. Ancak İran’ın nükleer programı ortadan kalkmadı.
Tahmin piyasaları 2026’nın ilk yarısında yeniden doğrudan saldırı olasılığını %40 civarında fiyatlıyor.

Bölgedeki dört blok

İran ve Ekseni
İsrail ve BAE
Suudi Arabistan
Türkiye-Katar İttifakı

Bu bloklar dört sıcak noktada karşı karşıya:

Gazze
Levant (Lübnan-Suriye hattı)
Kızıldeniz
İran-İsrail hattı

Üç petrol senaryosu

Senaryo 1: Petrol Fiyatlarına Etki Yok (Orta Olasılık)

Bloomberg‘e göre birçok jeopolitik şok, özellikle de büyük petrol sahalarından uzak bölgelerde yaşanıyorsa, petrol fiyatları üzerinde anlamlı bir etki yaratmıyor. Gazze savaşı bunun çarpıcı bir örneği oldu. Bölgesel ve insani açıdan son derece yıkıcı olmasına rağmen küresel petrol piyasasında neredeyse sıfır etki bıraktı.

Bu kategoriye Gazze’de çatışmaların yeniden başlaması, Kızıldeniz’de Husi saldırılarının sürmesi, Lübnan ve Suriye’deki gelişmeler ile Ürdün veya Mısır gibi petrol üretmeyen ülkelerde yaşanabilecek iç istikrarsızlıklar giriyor. İran’daki protestolar ya da üst düzey isimlere yönelik suikastlar da, petrol üretimini doğrudan tehdit etmediği sürece küresel arzı etkilemeyebilir.

Bu senaryo, yani jeopolitik gerilimin sürmesine rağmen petrol piyasalarının büyük ölçüde etkilenmemesi, ikinci en olası senaryo olarak değerlendiriliyor.

Senaryo 2: Geçici petrol sıçramaları

En olası görülen senaryo ise petrol fiyatlarında sert fakat kısa süreli sıçramalar yaşanması. Buna göre İran ile İsrail arasında yeniden bir savaş çıkabilir ancak enerji tesisleri doğrudan hedef alınmazsa fiyat artışı kalıcı olmayabilir. İran liderinin öldürülmesi ya da görevden alınması gibi büyük bir jeopolitik şok da piyasada ani tepki yaratabilir ancak sistemin hızlı şekilde yeni bir lider etrafında toparlanması durumunda etki sınırlı kalabilir.

Körfez veya Irak’taki petrol tesislerine yönelik sınırlı ve hızlı onarılan saldırılar da benzer şekilde geçici fiyat sıçramalarına yol açabilir. 2019’daki Suudi petrol tesislerine yönelik saldırı buna örnek gösteriliyor. Küresel arzın yaklaşık yüzde 5’i bir anda devre dışı kalmış, petrol fiyatları yaklaşık yüzde 15 yükselmişti. Ancak üretimin hızla yeniden devreye alınmasıyla fiyat artışı kalıcı olmadı.

Analize göre İran-İsrail ateşkesi kırılgan, bölgedeki siyasi aktörler arasında sertlik yanlısı kanatlar güçlü ve İran’ın nükleer programı konusunda bir anlaşma bulunmuyor. Bu nedenle geçici fakat sert petrol dalgalanmalarının yaşanması en muhtemel senaryo olarak görülüyor.

Senaryo 3: Büyük ve kalıcı şok

En düşük olasılıklı ancak en yıkıcı senaryo ise enerji altyapısının doğrudan hedef alındığı geniş çaplı bir tırmanış.

İsrail’in İran petrol tesislerini vurması ve İran’ın buna Körfez ülkelerindeki petrol sahalarını hedef alarak karşılık vermesi bu kategoride yer alıyor. Daha da kritik olanı, İran’ın yıllardır tehdit ettiği Hürmüz Boğazı’nı kapatması.

Hürmüz Boğazı küresel petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği bir geçiş noktası. Böyle bir kapanma, küresel arzın ciddi bölümünü devre dışı bırakabilir.

Irak’ın enerji altyapısının hedef alınması da benzer etki yaratabilir. Irak günde yaklaşık 3,5 milyon varil petrol ihraç ediyor ve bu küresel arzın yaklaşık yüzde 3’üne denk geliyor.

Bu senaryoda petrol fiyatlarının 60 dolardan 108 dolara kadar çıkabileceği, yani yaklaşık yüzde 80 artabileceği hesaplanıyor.

Petrol şoku fiyatları nasıl etiketliyor?

Bloomberg Economics’in analizine göre petrol piyasasında temel kural net:

Arzdaki her yüzde 1’lik kayıp fiyatlarda yüzde 2 ile yüzde 6 arasında artışa yol açıyor. Ortalama çarpan yaklaşık 4 olarak hesaplanıyor.

2019’daki Suudi saldırısında küresel arzın yüzde 5’i devre dışı kalmış ve fiyatlar yaklaşık yüzde 15 artmıştı. 2020’de OPEC+’ın pandemi sırasında günlük 10 milyon varillik, yani küresel arzın yaklaşık yüzde 10’una denk gelen kesintisi fiyatlarda yüzde 36’lık sıçrama yaratmıştı. 2022’deki sürpriz 1,5 milyon varillik kesinti ise fiyatları yüzde 6,8 yükseltmişti.

Tahmin piyasaları da benzer çarpanlara işaret ediyor ve arz kaybı ile fiyat tepkisi arasında güçlü bir korelasyon bulunduğunu gösteriyor.

Petrol 108 dolar olursa dünya ekonomisine etkisi ne olur?

Petrolün 108 dolara yükselmesi dünya ekonomisini asimetrik biçimde etkileyecek. ABD artık net petrol ihracatçısı konumunda olduğu için geçmişe kıyasla daha dayanıklı. Bloomberg’in SHOK modeline göre böyle bir senaryoda ABD’de enflasyon yüzde 4’e yaklaşabilir ancak büyüme üzerindeki etki sınırlı kalabilir.

Çin ise dünyanın en büyük ham petrol ithalatçısı. 108 dolarlık petrol, Çin büyümesini yaklaşık 0,5 puan aşağı çekebilir ve enflasyonu benzer oranda artırabilir. Euro Bölgesi’nde de enflasyon yüzde 3’ün üzerine çıkabilir ve 2026 büyümesi yaklaşık 0,5 puan gerileyebilir.

Bu durum Avrupa Merkez Bankası’nı enflasyonla mücadele ile büyümeyi destekleme arasında zor bir tercihle karşı karşıya bırakabilir.

Gelişmekte olan ülkelerde tablo daha karmaşık. Petrol ihracatçıları fiyat artışından fayda sağlayabilirken ithalatçılar zarar görebilir. Ancak üretimin doğrudan bölge içinde kesintiye uğraması halinde ihracatçı ülkeler de gelir kaybı yaşayabilir.

Enerji şirketlerinde durum ne?

Petrol fiyatlarındaki artış, üretim ve ihracat kesintiye uğramadığı sürece bölgedeki enerji devlerine ciddi gelir artışı sağlar. Günlük yaklaşık 10 milyon varil üretim yapan Saudi Aramco için petrol fiyatında 10 dolarlık artış yıllık 35 ila 40 milyar dolar ek gelir anlamına geliyor. Günlük yaklaşık 3,6 milyon varil üreten Adnoc için aynı fiyat artışı yaklaşık 13 milyar dolar ek gelir yaratabilir.

QatarEnergy ise küresel LNG arzının yaklaşık beşte birini sağlıyor.

Satışlarının büyük kısmı uzun vadeli ve petrol endeksli kontratlara bağlı olduğu için kısa vadede fiyat sıçramalarına daha az duyarlı. Ancak üretim veya ihracat kesintiye uğrarsa yüksek fiyatın pratikte bir anlamı kalmıyor.

1970’lerin hayaletleri

7 Ekim 2023’ten bu yana Orta Doğu’daki jeopolitik gerilim ile küresel petrol fiyatları büyük ölçüde ayrışmış durumda. Ancak enerji altyapısını hedef alan geniş çaplı bir tırmanış bu ayrışmayı sona erdirebilir.

En kötü senaryonun gerçekleşmesi halinde enerji piyasalarını jeopolitikten ayıran görünmez duvar yıkılabilir ve 1970’lerdeki gibi küresel bir enerji şoku gündeme gelebilir. Şimdilik temel beklenti, Orta Doğu’da yüksek jeopolitik oynaklığın sürmesi ancak enerji piyasalarının görece yalıtılmış kalmaya devam etmesi yönünde.

Exit mobile version