ABD ve İran arasında bölgeyi uçuruma sürükleyen gerilim, Pakistan’ın devreye girmesiyle geçici olarak duruldu, taraflar 14 günlük ateşkes ilan etti. Peki bu durum nasıl gerçekleşti? Pakistan’ın katkısı ne oldu? Detayları BBC inceledi.
ABD ve İran arasında iki haftalık ateşkes ilan edilmeden önceki saatlerde, aslında Pakistan cephesinden umut verici küçük sinyaller geliyordu. İsminin açıklanmaması koşuluyla BBC’ye konuşan Pakistanlı bir kaynak, İslamabad’ın arabuluculuğunda yürütülen görüşmelerin “hız kesmeden” devam ettiğini aktardı.
Müzakereleri yürüten Pakistanlı ekibin “çok dar bir kadrodan” oluştuğunu belirten kaynak, havadaki atmosferi şu sözlerle özetledi:
“Ruh hali kasvetli ve ciddi, yine de çatışmaların durdurulmasıyla sonuçlanacağına dair umutlar korunuyor.”
Görüşmelerin kritik bir evrede olduğunu belirten yetkili, sonuca sadece saatler kaldığını vurguladı.
Pakistan, son birkaç haftadır ABD ile İran arasında mesajlar taşıyarak kilit bir arabuluculuk rolü üstleniyor. İran ile tarihi bir geçmişe ve ortak bir sınıra sahip olan İslamabad, komşusuyla olan ilişkilerini sık sık “kardeşlik” bağı olarak nitelendiriyor.
Washington cephesinde ise işler kişisel ilişkiler üzerinden yürüyor. ABD Başkanı Donald Trump, Pakistan Silahlı Kuvvetleri Komutanı Mareşal Asım Munir’i “en sevdiği” Mareşal olarak tanımlarken, Munir’in İran’ı “çoğu kişiden daha iyi” bildiğini ifade etti.
Saldırılar ateşkes ihtimalini düşürmüştü
ABD ve İran arasındaki ateşkes savaşın başından bu yana hiçbir zaman kesin olmadı. Salı akşamı parlamentoda konuşan Pakistan Dışişleri Bakanı İshak Dar, Pazartesi günü İsrail’in İran’a, İran’ın ise Suudi Arabistan’a düzenlediği saldırılara atıfta bulunarak, “Düne kadar işlerin olumlu yönde ilerlediği konusunda çok iyimserdik” ifadelerini kullandı. Dar, tüm bu gerilime rağmen Pakistan’ın “durumu olabildiğince kontrol altında tutmaya çalıştığını” vurguladı.
Mareşal Munir ise çok daha açık ve sert bir dil kullandı. Salı günü askeri yetkililere seslenen Munir, Suudi Arabistan’a yönelik saldırının “çatışmayı barışçıl yollarla çözmeye yönelik samimi çabaları baltaladığını” söyledi.
Bu çıkış, çatışmaların başlamasından bu yana Pakistan’ın İran’a karşı kullandığı en sert ifadelerden biri olarak kayıtlara geçti. Analistler bu durumun Tahran üzerindeki baskıyı artırabileceğine dikkat çekiyor.
Zira Pakistan’ın Suudi Arabistan ile imzaladığı bir savunma paktı bulunuyor ve Riyad’a yönelik tekrarlanan saldırılara rağmen bu pakt henüz fiilen devreye sokulmuş değil.
Gece yarısı diplomasisi
Krizin çözümü için adımlar gece yarısı hızlandı. Pakistan Şahbaz Şerif Başbakanı, X üzerinden yaptığı açıklamada “Diplomatik çabalarımız… yakın gelecekte somut sonuçlara yol açma potansiyeliyle istikrarlı, güçlü ve kararlı bir şekilde ilerliyor” mesajını paylaştı.
Başbakan Şerif, Trump’tan mühleti iki hafta uzatmasını, İran’dan da Hürmüz Boğazı’nı aynı süre zarfında açık
tutmasını talep etti.
Yerel saatle 03:00 sularında İran’ın Pakistan Büyükelçisi Rıza Amiri Moghadam, sürecin olumlu ilerlediğinin sinyalini vererek “Kritik ve hassas aşamadan bir adım ileriye gidildi” paylaşımını yaptı.
Nihayet saat 05:00’e yaklaşırken, Pakistan Başbakanı beklenen ateşkesin sağlandığını ilan etti. Başbakan, her iki tarafı da “kesin bir anlaşma için müzakereleri ilerletmek” üzere 10 Nisan Cuma günü İslamabad’da gerçekleştirilecek zirveye davet etti.
Masada ne konuşulacak?
BBC‘ye konuşan Pakistanlı kaynak, ateşkes kararına rağmen durumun “kırılganlığını koruduğunu” belirterek sürecin zorluğuna dikkat çekti:
“Hala çok temkinli davranıyoruz.”
Taraflar arasında güven tesis edilebilmiş değil ve her iki ülke de kendi katı pozisyonlarına sıkı sıkıya bağlı durumda. Pakistan iki düşman ülkeyi aynı masada buluşturmayı başarsa da, diplomatik çevrelerde yankılanan asıl soru şu:
İslamabad’da bir araya geldiklerinde, üzerinde uzlaşabilecekleri ortak bir zemin bulabilecekler mi?
